2024 Avrupa Parlamentosu Seçimleri’nde Yeni Kompozisyon Ne Söylüyor?

Seçim sonuçları sonrası oluşan yeni kompozisyon, uluslarüstü bir Avrupa tahayyülünü savunan “Avrupacı” kanattan ziyade ulusalcı motivasyonları yüksek olan korumacı kanadın gücünün devam ettiğini gösteriyor.

EU Election Results

Avrupa Parlamentosu (AP), 720 sandalyeden oluşan milletvekili yelpazesiyle Avrupa Birliği’nin (AB) görece en demokratik kurumu mahiyetinde. Parlamento, Birliğin bütçesini onaylıyor. Üye ülkelerdeki demokratik normların işleyişini takip ediyor. AB Bakanlar Kurulu ile yasa önerilerini görüşüyor. AB kurum ve organlarını denetliyor. 

 

Bunun ötesinde, milletvekilleri ve parti grupları aracılığıyla AB’ye üye vatandaşların hem sesi hem de aynası. Biz de her beş yılda bir gerçekleştirilen seçimler vesilesiyle Birliğin tabanındaki eğilimlere kanıt temelli göstergelerle şahit oluyoruz.

 

2024 Sonuçları Ne Gösteriyor?

 

6-9 Haziran 2024 tarihinde 27 farklı AB üyesi ülkede gerçekleştirilen seçimlerde toplam 360 milyondan fazla seçmen oy kullanma hakkına sahipti. AB geneli katılım oranını yüzde 51,01 olarak kayda geçti. Bu oran tarihsel süreçteki katılım ortalamasıyla neredeyse aynı. 

 

En yoğun katılım, Belçika (yüzde 90), Lüksemburg (yüzde 82), Malta (yüzde 73) ve Almanya (yüzde 65) gibi Birlik bilinci diğer ülkelere göre daha yüksek ülkelerde gerçekleşirken; Hırvatistan (yüzde 21), Letonya [yüzde 28], Litvanya (yüzde 34) ve Slovakya (yüzde 34) gibi nüfusu küçük ve görece “AB şüpheci” ülkelerde katılım oranı düşük oldu.

 

avrupa-parlamento-secimleri-sandalye-dagilimi

Görsel: EU Election Results, Reuters, 2024.

 

Seçim sonuçları sonrası oluşan yeni kompozisyon, uluslarüstü bir Avrupa tahayyülünü savunan “Avrupacı” (Pro-European) kanattan ziyade ulusalcı motivasyonları yüksek olan korumacı kanadın gücünün devam ettiğini gösteriyor. Parlamento’da anaakım gruplar olan EPP ve S&D radikal bir hareketlilik yaşamadı, fakat Fransa ve Almanya gibi Birliğin lokomotif ülkelerinde aşırı sağın ilerleme kaydetmesi uluslarüstü bir AB düşüncesinin zeminini oyuyor. 

 

Gruplara odaklandığımızda, merkez sağın en büyüğü EPP (European People’s Party) oylarını korudu. EPP, geçmiş beş yılda sosyalist S&D ve liberal Renew Europe ile ittifak kurmak zorunda kalmıştı. Önümüzdeki beş yılda da benzer bir tablo görünüyor. 

 

Avrupa’nın en büyük ikinci sol grubu S&D (Progressive Alliance of Socialists and Democrats) ise 2022’nin sonlarında bazı milletvekilleri ve personelinin tutuklanmasının ardından Qatargate nakit lobicilik skandalının çelmesine takıldı. Geçtiğimiz beş yılda öncelikleri işsizlikle mücadele etmek ve daha adil bir toplum düzeni inşa etmekti, fakat Birlik saha araştırmalarının da gösterdiği üzere “hayat pahalılığı”nın seçmen davranışı üzerindeki etkisi ve S&D’nin inandırıcılığı zayıf söylemleri Parlamento’da görece (yüzde 2) oy kaybına neden oldu. 

 

Avrupa yanlısı en güçlü grup Renew Europe ise bu seçimde büyük bir şok yaşadı. “Şeksiz şüphesiz Avrupa Yanlısıyız” sloganıyla yola çıkan Renew, özellikle Fransa’da oylarını aşırı sağa kaptırdı. Renew Europe’un düşüşü o kadar çarpıcı oldu ki Fransa Cumhurbaşkanı Macron, seçimlerde aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin açık ara farkla (yüzde 15’e karşı yüzde 34) birinci olmasının ardından Ulusal Meclis’i feshederek erken seçime gidileceğini açıkladı.

 

Nitekim oy kaybeden bir diğer kanat da Yeşiller oldu. Reuters’a göre seçmenler Yeşil dönüşümün maliyetini daha net görmeye başladıkça Yeşiller oy kaybetti.

 

Aşırı Sağ Yükseliş Endişelendirmeli mi?

 

Aşırı sağ, bireysel özgürlüğü ve siyasi aktörlerin tamamının eşit haklardan yararlanmasını reddeder. Gerektiğinde demokratik sistemin normlarının ve insan haklarının rafa kaldırabileceğini savunur. Tutucudur. Irk, etnik köken, din gibi verili ve kişisel özelliklere dayalı güçlü (aslında otoriter) bir istemi arzular. Uç noktalarında ise siyasi amaçlara ulaşabilmek için şiddeti meşru bir araç olarak kabul eder.

 

AP’deki yelpazenin en sağındaki iki grup olan ECR (Avrupa Muhafazakârları ve Reformistler) ve ID (Kimlik ve Demokrasi) toplamda yüzde 18,2 oyla 720 sandalyenin 131’ine sahip oldu. Bu rakama, kıyasıya AB eleştirmeni kanada tutunan Almanya’nın Alternatiflerinden 15 temsilci, Macaristan’ın Fidesz’inden 10 temsilci, Polonya’nın Konfederasyonu’ndan altı temsilci ve Bulgaristan’ın Rusya yanlısı Diriliş Partisi’nden üç temsilci dahil değil. Söz konusu rakamlar AP kürsüsünde her beş parlamenterin en az birinden AB’ye karşı ciddi eleştiriler duyacağımıza işaret ediyor. Aşırı sağın oranı düşük olsa da sesi diğer gruplara göre daha çok çıkıyor!

 

Ne Umuldu Ne Bulundu?

 

Beklentiler zaten Parlamento’daki anaakım gruplar olan EPP ve S&D’nin oylarının az da olsa düşeceği yönündeydi. AB, son beş yılda karşılaştığı göç, savaş, geçim sıkıntısı, koronavirüs krizi gibi sınavlara bütüncül, inandırıcı ve aktif bir destek veremedi. Bu durum radikal söylemlere olan eğilim ve desteği hızlandırdı. Bazı seçmenler çözümü “heyecanlı ve asabi” siyasilerde aradı. 

 

Bununla birlikte aşırı sağın yükselişinin Parlamento’nun bütününü kapsamadığını da ifade etmek gerekiyor. Avrupa’da kimi basın organları, seçimi sanki bütünüyle aşırı sağ kazanmışçasına yanıltıcı başlıklar atıyor. Aşırı sağın yükselişi Birlik idealleri ve normları için kaygı verici ama hâlâ AP’de karar almayı bütünüyle etkileyecek referans noktası mahiyetinde değil. Fakat bu eğilim devam ederse uzun vadede söz konusu radikal fikirler göç, çevre, güvenlik ve genişleme alanındaki AB politikalarını belirleyebilir.  

 

Ayrıca enflasyondaki küresel yükseliş nedeniyle Birlik üyesi ülkeler de alım gücü kaybı yaşadı. Geçmiş 10 yılın göç dalgaları ile birlikte Avrupa’daki aşırı sağ partiler ekonomi ve göçmen ilişkisini negatif bağlamıyla değerlendirerek araçsallaştırdı. Keza Ukrayna Savaşı, iklim önlemleri ve serbest ticaret konusunda seçmenleri manipüle eden bencil ve güçlü popülist söylemlerle oylarını pekiştirmeyi başardı. 

 

Parlamento’nun Sınavları Masada

 

Parlamento’nun acil gündemlerinin başında Komisyon Başkanı’nın seçimi yer alıyor. Aslında genel olarak beklenti, Parlamento’da en çok oyu alan grubun aday gösterdiği ismin seçilmesi. 186 koltuklu EPP’nin hâlihazırdaki Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’i aday göstermesi bekleniyor. Fakat Leyen’in insan hakları karnesi özellikle 7 Ekim sonrasındaki İsrail’in katliamlarındaki tutumu nedeniyle oldukça zayıf. Öyle ki İsrail’e verdiği sözlü destek ve çatışmalar sonrasında gerçekleştirdiği İsrail ziyareti nedeniyle kendisinin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanma ihtimali gündemde. 

 

Bunun yanında Birlik içindeki demokratik gerileme de bir başka problem. Polonya ve Macaristan’ın AB normlarına muhalefeti son beş yıldır Parlamento’yu en çok zorlayan gündemlerin arasında geliyor. Bu noktada Parlamento’nun AB Anayasası’nın “ilgili üye devletin hükümet temsilcisinin Konsey’deki oy hakları da dâhil olmak üzere” bazı haklarını askıya alan 7’nci maddesini işletme ihtimali gündeme gelebilir. Korkulan ise söz konusu ülkelerdeki eğilimin domino etkisiyle özellikle 2004 yılında büyük genişleme ile Birliğe katılan Doğu Avrupa ülkelerine yayılma riski.

 

Savaşlar ise Parlamento’nun ağır sınavları arasında yer alıyor. Seçim sonrasında aşırı sağın ve ulusalcıların yükselişi, Ukrayna Savaşı’na olan destek konusundaki çekimser tutumu ve NATO’ya yüksek bağımlılığı devam ettirebilir. Ukrayna Savaşı’nın yükünü sırtlanmaya hazırlanan Fransa’da Macron bu konuda ağır bir yenildi aldı. Nitekim Hamas-İsrail Savaşı’nda söylemin dahi zayıf kalması normatif bir Avrupa idealinin inandırıcılığını kırıyor. Gelecek beş yıl, yeni sınavlarla geliyor. 

 

Kaynaklar

* “EU election results” Reuters, 2024, https://www.reuters.com/graphics/EU-ELECTION/RESULTS/klvynzzawpg/ 

** Betz, Hans George; Immerfall, Stefan (1998), The New Politics of the Right, New York: St. Martin’s Press.

*** Armida van Rij vd., “How will gains by the far right affect the European Parliament and EU?”, Chatham House, June 11, 2024.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.