5G ve Sosyo-Ekonomik Etkileri

5G sunduğu ağ imkânları ile önemli ekonomik avantajlar ve sosyal ilerlemeler vaat etmektedir. Sunduğu imkânlarla sosyal eşitsizliği azaltabileceği gibi herkes için daha iyi bir yaşam kalitesine de yol açacaktır. Bu çerçevede, toplumu büyük ölçüde yeniden düzenleme potansiyeline sahiptir.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Sağlık açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ile ilgili iddialar kamuoyunda tartışılıyor olması bir yana, yapılan açıklamalarda 5G’nin Türkiye’ye 2020 ortaları ya da 2021 yılı içinde geleceği ilgili kurumlar tarafından söylenmektedir. Bilindiği üzere, 5G henüz çok yeni ve ortaya koyacağı fırsatlar ve tehditleri tam olarak tanımlanamamış bir teknoloji. 5G teknolojisinin Türkiye’ye ciddi bir maddi yükü olacağı bilişim uzmanları tarafından medya yoluyla açıklanmakta.

 

2G’ye zamanında geçen Türkiye 3G’ye 2009 yılında son evrede geçmişti. 4G teknolojisine ise Türkiye geç adapte olmuş ve bunun maddi bedelini ödemek durumunda kalmıştı [1]. Türkiye 5G teknolojisine erkenden adapte olmak ve daha büyük maddi zararların önüne geçmek zorunda. Bu geçiş aşamasında Türkiye bilişim sektörü için yazılım ve cihaz altyapı teknolojisi üretimine Ulak A.Ş. gibi kuruluşlarla hazırlığını yapıyor olsa da 5G için yüzünü bu teknolojiyi üretenlere ülkelere çevirmek zorunda.

 

5G, mobil internet bağlantısının beşinci nesli, 2024 yılına kadar 1,9 milyar insana veya dünya nüfusunun ulaşılabilirlik açısından % 65’ine ulaşması beklenmekte. İlk defa bu yıl Güney Kore’de uygulanmaya başladı. Bireylerin aralarındaki veri iletişiminin yanı sıra 5G teknolojisi diğer bir ifadeyle 5. Nesil mobil teknolojileri, makinelerin kendi aralarında iletişimi olarak ifade edilen nesnelerin interneti gibi özellikler sayesinde makine ve bireyler arasında gerçekleşecek etkileşimleri akıllı cihazlar üzerinden sağlayan, aynı zamanda birbirinden farklı dünyaları birleştiren bir yapıdan oluşmaktadır. Dünyanın her neresinde bulunulursa bulunulsun tüm mobil aygıtlar ile cihazlara bağlanılmasını mümkün kılan özelliklere sahiptir. 5G, radyo spektrumunun daha fazla kullanılması sayesinde, aynı anda çok daha fazla cihazın mobil internete erişmesine de izin vermektedir [2].

 

5G ağlarının maliyet açısından mevcut mobil ağ teknolojilerinden daha uygun olması beklenmektedir, enerji tüketimi ve kaynak kullanımı ve neredeyse her yerde herkes için erişilebilir olması bu iletişim ağına ilgiyi hergeçen gün arttırmaktadır. 5G teknolojisinin genel olarak en önemli getirileri; yüksek hız, düşük gecikme, yüksek kapasite, enerji verimliliği ve yüksek coğrafi kapsama-erişim olarak ifade edilebilir [3]. 5G ağlarının son kullanıcı ihtiyaçlarını karşılama kabiliyetine sahip; esnek, kişiselleştirilmiş bir hizmet sunmak için kullanıcı merkezli olması da beklenmektedir [4].

 

5G’nin, “nesnelerin interneti” ile birlikte dünyanın yeni bir ekonomik fırsatlar çağına girdiği ve yaşam kalitesinde genel iyileştirmelere yol açacağı iddia edilmektedir birçok alan uzmanı tarafından. Ancak, 5G’nin sosyoekonomik durum üzerindeki etkisi o kadar açık değildir.

 

5G ve Dijital Eşitsizlik

 

Günlük hayat pratikleri göstermektedir ki, icatlar ihtiyaçların önüne geçmiştir. İnsanlar artık ihtiyacının ne olduğuna bakmak yerine yeni teknolojiye nasıl ayak uydurabilirim derdindedir. Eflatun’un “ ihtiyaç, bütün icatların anasıdır” sözü yerini “icatlar ihtiyacı yaratır” yaklaşımına bırakmıştır. 5G kullanıcısına sunduğu imkânları göstererek ihtiyaçlarının farkına varmasını sağlayacaktır. Fakat tartışılması gerekli en önemli konu sunduğu imkânlardan daha ziyade bundan önceki diğer iletişim teknolojilerinde olduğu gibi bu yeni ağ teknolojisi de ülkeler, toplumlar ve bireyler arasında eşitsizliğe neden olacak mıdır?

 

Gelişen iletişim ve bilgi teknolojileri, sosyal yapıyı nasıl etkilemektedir? Bu soruyla ilgilenen birçok alan uzmanı tarafından, bu alandaki teknolojik gelişmelerin hızına bağlı olarak sosyal yapının da çok hızlı biçimde değiştiği, dönüştüğü, bunun sonucu olarak da bilgiye ulaşma, kullanabilme, yaygınlaştırabilme gibi birçok bağımsız değişken nedeniyle hem bireyin hem de toplumsal yapının eşitsizliklerden dolayı ayrımlaştığı ve hızla parçalandığı belirtilmektedir.

 

Ayrıca, dünyanın küreselleşmesinde itici güç olan bilgi teknolojilerinin ortaya çıkardığı en önemli engel; bilgiyi elde eden toplumlarla, yoksunlar arasında dengesizliğe neden olduğu ile ilgili iddialardır. Küreselleşme fikrini olumsuzlayan bu yaklaşım; toplumları bölüp parçalamakta, ülkeler arasında gelir dağılımı farklılıkları yaratmakta, zenginleşme ve ferahın yaygınlaşmasını sağladığı gibi fakirlik ve sefalet gibi durumların artmasını ise yaygınlaştırmaktadır [5]. Bilgi sahipliğine atfedilen güç, toplumsal yapıda bilgiye sahip olan ile olmayan arasında birtakım sorunlar oluşmasına neden olmaktadır. Literatürde bu sorun “Bilgi Açığı” hipotezi ile açıklanmaktadır [6]. İlk kez 1970’de kitle iletişim etki araştırmalarından yararlanılarak Tichenor ve arkadaşlarının ortaya attıkları bilgi açığı hipotezi, bilgi dağılımının oluşturduğu birtakım sorunlara ve nedenlerine ışık tutma iddiası taşımaktadır. Bilgi açığı, bireysel ve toplumsal anlamda eşitsizliklere neden olmaktadır. Hargittai; dijital iletişim araçlarına erişim ve kullanımdaki farklılık yelpazesini daha anlaşılır sunabilmek için “dijital eşitsizlik” terimini önermektedir. [7].

 

Dijital eşitsizlik durumu, 5G’ye sınırsız erişimi olan ve onu tam olarak kullanma becerisine sahip olan kişilerin, sınırlı erişimi olanlara veya çeşitli nedenlerle 5G’yi tam olarak kullanamayanlara göre belirgin bir avantaja sahip olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Ancak, 5G ağı iddia edildiği gibi, tüm kullanıcılarına sosyal statüye bakılmaksızın bilgiye, kişilere ve kaynaklara eşit erişim ve dolayısıyla fırsat eşitliği sağlama potansiyeline sahip ise[8], eşitsizlikten bahsetmek gereksiz olacaktır.

 

5G, İnternet gibi bilgi kanallarına ve sosyal ağlara eşit erişim sağlama vaadini sunar bu nedenle eşitsizliğe nasıl etkide bulunduğunu ve bunun nasıl azaltılabileceğini araştırmak gereklidir. Van Dijk ve Hacker [8] dijital eşitsizliğe neden olan dört boyutu şu şekilde sıralamıştır:

 

  1. Yeni dijital teknolojide uygun deneyim eksikliği,
  2. Bilgisayarlar ve ağ bağlantıları gibi erişim teknolojilerine sahip olmama,
  3. Dijital becerilerin eksikliği
  4. Kullanım fırsatlarının olmamasıdır.

 

Mobil teknolojinin ve internetin tanıtıldığı 1990’ların başında, gelişen teknolojilerle deneyimsiz olma ve erişim cihazlarına sahip olmama en kritik boyutlardı. En çok etkilenenler; yaşlılar, düşük eğitimsel nitelikleri olanlar, düşük gelirli olanları ve kırsal alanlarda yaşayanları içeriyordu. Bir kişi internete kolay erişmeyi başardığında, o ortamda çalışmak için gerekli becerileri kolayca elde edebilmekteydi. Bu, kaynaklara ve internete girme şansına sahip olanların, daha az şanslı insanlara kıyasla bir avantajı olduğu anlamına gelir.

 

Eşit erişim garanti edildiğinde bile, insanların dijital bir ağı kendi yararlarına kullanma yeteneklerinde hala farklılıklar vardır. Van Dijk, böyle bir yeteneğin bilgi, iletişim, strateji ve içerik oluşturma becerileri gibi en az dört beceriye sahip olmayı gerektirdiğini söylemektedir. Tüm bu dört beceri, dijital ağda içerik yönetimi, kullanımı ve oluşturulması ile ilgilidir. Bilgi becerileri, bilgileri arama, seçme ve değerlendirme becerisi ile ilgilidir; iletişim becerileri ise; bağlantı kurma, uygulanabilir çevrimiçi kimlikler oluşturma ve dikkat çekme ve görüş verme yeteneğini ifade eder.

 

Teknoloji ve sosyal eşitsizlikler arasındaki ilişki statik ya da tek yönlü değildir. Freeman Dyson’un iddia ettiği gibi, topluma yeni bir teknolojinin gelmesi, mevcut toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine ve yeni toplumsal eşitsizliklere yol açmaktadır[9]. Bu iddia, 5G’nin de bu potansiyele sahip olduğu anlamına da gelir.

 

5G ve Toplum Üzerinde Beklenilen Etkileri

 

Normal toplumda bireyler cinsiyet, etnik köken, din, sosyal ve ekonomik duruma göre değişen derecelerde sosyal tabakalaşma yaşarlar. Toplum dijital alana göç ettikçe, bu tür tabakalaşmaların dijital alanda çoğaltılması muhtemeldir. Sonuçta dijital alanda söz sahibi olanlar, geleneksel yaşam pratiklerinde olduğu gibi dijital dünyada da egemenliklerini genişletmek ve etkilerini arttırmak isteyeceklerdir.

 

Ancak, dijital ağlar yalnızca fiziksel sosyo-ekonomik ağların dijital kopyaları olarak görülmemelidir. Örneğin, fiziksel sosyal ağlar ülke sınırları gibi fiziksel yalıtımlarla kısıtlanabilirken, dijital ağlar bu fiziksel sınırların ötesine kolayca uzanabilir. Bu özellikler, mevcut bir sosyal ağdaki sosyal aracıların, dijital alana taşındıklarında aynı sosyal aracılar üzerinde aynı düzeyde etki ve kontrol elde etmelerini neredeyse imkânsız hale getirir. Örneğin, bir ülkede fiziksel sosyal ağlarda bilgi ve iletişime erişimi kontrol etmek nispeten kolay fakat ağ bağlantılı bir ortamda çok daha zordur [9]. İletişim ağlarının gelişmesi ve kontrol zorlukları disipline edilemeyen grupları daha başarılı kılabilir.

 

5G sunduğu ağ imkânları ile önemli ekonomik avantajlar ve sosyal ilerlemeler vaat etmektedir. 5G’nin onu benimseyen ülkelerde dijitalin sunduğu imkânlarla sosyal eşitsizliği azaltacağı beklenen bir gelişmedir. Bu muhtemelen herkes için daha iyi bir yaşam kalitesine de yol açacaktır. Bununla birlikte, 5G, toplumu bildiğimiz gibi büyük ölçüde yeniden düzenleme potansiyeline de sahiptir. Toplumsal dönüşüm, geleneksel sosyal elitlerin yerini yeni sosyal elitlerin alacağıyla ilgilidir. Dijital ağlar geleneksel toplumlardaki hiyerarşik yükselmenin dışında olanaklar sunar. Dijital ağlar; içerik oluşturma yeteneği, bireylerin görüşünü etkileme ve bundan yararlanma imkânı verir. Örneğin, blog oluşturan bir kişi, nüfusun büyük bir kısmını etkileyebilir ve bu da tanınma ve sosyal statünün yükselmesine yol açabilir. Öte yandan, içerik oluşturma öncelikle düşük statüdeki insanların rezerviyse, dijital alanlar sosyal eşitsizliğin azalmasını sağlayabilir.

 

2011 yılında internet içeriği etkinliği ile ilgili İngiltere’de 1498 kullanıcı üzerinde bir araştırma yapılmış ve bu araştırmaya göre; bloglar, hikâyeler ve şiir gibi yaratıcı içerikler açısından sosyal statünün kaliteli içerik oluşturmada hiçbir etkisinin olmadığı ortaya konulmuştur. Yine araştırmaya göre, seçkin olmayanların sosyal ve eğlence içeriği yaratma kabiliyetlerinin daha yüksek olduğunu, seçkinlerin ise politik içerik üretme konusunda daha becerikli olduğu ortaya çıkmıştır Özellikle, siyasi içerik yüksek eğitimli insanların kullandığı bir alan, sosyal eğlence ise düşük statüdeki sosyal gruplar arasında daha yaygındır. Bu verilerden, dijital ağların sosyal ve eğlence içeriği oluşturan düşük statüde bulunan bireylerin statülerini ve hareketlilik şanslarını artırabileceği sonucuna varılmıştır.

 

5G ile Kırsalın Değeri Artacak

 

5G savunucularına göre, bu ağ sistemi kullanıcılarının konumlarına ve topluluktaki sosyal durumlarına bakılmaksızın herkesin ağa eşit erişimini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Tüm lokasyonlarda aynı kapasiteye sahip kesintisiz bir hizmetin garanti edilmesi, örneğin, tüm yerlerde neredeyse %100’lük bir kapsama alanı sağlama zorunluluğu, uzak kırsal bölgelerdeki insanların, yaşayan insanlarla aynı hizmetlere erişebileceklerini göstermektedir.

 

Bu, kırsal alanlardaki insanların kentsel alanlardaki insanlarla aynı düzeyde erişime sahip olmaları anlamına gelir. Bununla birlikte, kentsel alanlara kıyasla, kırsal alanlar daha seyrek nüfusludur ve bu nedenle bağlanması kentsel alanlardan daha pahalıdır. Kırsal alanları birbirine bağlama görevi, bu nedenle ekonomik olmaması sebebiyle, özel ağ sağlayıcılarına bırakılamaz. Hükümet buna uygun politikalar formüle ederek, ağ sağlayıcılarına teşvikler vererek ve doğrudan ağ altyapısına yatırım yaparak katkıda bulunmalıdır.

 

Bununla birlikte, Dyson’un [10] gözlemlediği gibi, teknolojinin bir topluma girişi, toplumu beklenmedik şekillerde de dönüştürecektir. Örneğin, sosyal elitlerin kırsal alana taşınmasını ve işlerini orada kurmasını sağlayarak internetin gelişinin kırsal alanları nasıl dönüştürdüğüne bir örnek vermektedir. Kırsal kesimlerde eğer yeni nesil ağlar erişe bilirliği istenilen kalitede sunabilirse insanlar şehir hayatının kaosundan kurtulma eğilimi içinde olacaklardır. Yani kırsal kesimlerde hibrit bir yaşamı tercih edeceklerdir. Kendi ihtiyaçlarını karşılayacak tarımsal ürünler yetiştirirken aynı zamanda dünyanın her yeriyle hiçbir tereddüt içinde kalmadan işle ilgili çalışmalarını yürütebilecektir. Bunun kırsal kesimde mülk fiyatlarını artırma ve böylece kırsal kesimdeki insanların ekonomik koşullarında olumlu bir etki yaratma etkisi olacaktır.

 

Siyasi liderler ve politika yapıcılar için zorluk, toplumsal dönüşüm olasılığını önceden tahmin etmek ve onunla ilişkili herhangi bir travmayı hafifletmek ya da çözmektir. Küresel arenada önemli bir aktör olmak isteyen ülkeler bu yeni ağ teknolojisine adapte olmak zorundadır. Çünkü yakın gelecek sistemleri bu teknolojiye uygun olarak geliştirilmektedir. Küresel rakiplerle yarışa bilmek, onlarla mücadele edebilmek ancak bu yeni teknolojiye uyum sağlamakla mümkün gözükmekte. Bu teknolojiyi erken benimseyen ülkelere 5G ekonomik bir avantaj sağlayacak ve geç benimseyenler için ise ekonomik ve sosyal bedeli olacaktır.

 

Sonuç olarak, daha ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin ilk önce 5G’yi uygulama olasılıkları daha yüksektir. 5G’ye yönelik araştırmaların çoğu ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, bu durum iyi gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki ekonomik açığı genişletme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte, bu bir değişmez kural değildir ve hızlı ve stratejik hareket eden gelişmemiş ülkelerde bir sıçrama yapabilir.

______

1- BBCNews, What is 5G and what will it mean for you? BBC News: https://www.bbc.com/news/busin… adresinden alındı (2020, Ocak 28).

 

2- www. Journo.com.tr erişim tarihi: 11/05/2020

 

3- Ergen, M., Yılmaz, S., Erkli, S., Namver, O., Çakı, D. C., Özdem, M., . . . Akçay, M. 5G Türk Telekom. Türk Telekom. (2018).

 

4- E. Liotou, H. Elshaer, R. Schatz, R. Irmer, M. Dohler, N. Passas, and L. Merakos, “Shaping QoE in the 5G ecosystem,” In Proceedings of Seventh International Workshop on Quality of Multimedia Experience (QoMEX), 2015

 

5- Balay, R. Küreselleşme, Bilgi Toplulu ve Eğitim. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 37 (2), 61-82. (2004).

 

6- Koz, Konuralp, Siyasal Bilgi Açığında İnternet Gazeteciliği Ve Yerleşik Medya Faktörleri: 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Genel Seçimleri Araştırması, Doktora Tezi, Erciyes Üniversitesi, Kayseri,(2016)

 

7- J. Van Dijk, “A theory of the digital divide,” in The digital divide: the internet and social inequality in international perspective. vol. 73, M. Ragnedda and G. W. Muschert, Eds., ed: Routledge, 2013

 

8- J. V. Dijk and K. Hacker, “The digital divide as a complex and dynamic phenomenon,” The Information Society, vol. 19, 2003

 

9- N. K. Chebib and R. M. Sohail, “The reasons social media contributed to the 2011 Egyptian revolution,” International Journal of Business Research and Management (IJBRM), vol. 2, 2011

 

10- F. Dyson, “Technology and social justice,” CarnigieConcil on Ethics and International Affairs, pp. 7-25, 1997

_____
En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.