ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden Ayrılması Ne Anlama Geliyor?
Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) çekilme kararının hem ABD hem DSÖ hem de dünya sağlık siyaseti açısından önemli sonuçlara gebe olduğu söylenebilir. Öncelikle bu adım, ABD’nin sağlık konusunda küresel ölçekteki reformları teşvik etme konumunu zayıflatabilir. Ayrıca, ABD’nin tek başına yürüttüğü programların, DSÖ gibi küresel bir kurumun sağladığı kapsamlı işbirliğinden mahrum olması, programların sekteye uğramasına zemin hazırlayabilir.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) COVID-19 pandemisi dahil birçok sağlık krizini iyi yönetemediğini belirterek, ülkesinin DSÖ’den çekileceğini beyan etti. Trump, DSÖ’yü, üye devletlerin siyasi etkisinden bağımsız hareket etmekte başarısız olmak ile itham etmenin yanı sıra kurumun ABD’den, Çin gibi diğer büyük ülkelerin sunduğu meblağlara nispeten haksız yere ağır ödemeler talep ettiğini de ekledi.
Amerikan siyasetini takip edenler, Trump’ın bu kararının yeni alınmış bir karar olmadığını bilirler, zira 29 Mayıs 2020 tarihinde Trump, ABD’nin DSÖ ile ilişkisini keseceğini ve ödeneklerin ABD’nin sağlık yönetimine yönlendireceğini duyurmuştu. 6 Temmuz 2020’de ise Trump yönetimi, BM Genel Sekreteri António Guterres’e DSÖ üyeliğinden çekilme niyetini resmen bildirmiş ve o günlerde akademi, bilim ve hukuk dünyasından önde gelen birçok uzman isim ABD Kongresi’ni bu eylemi engellemeye davet etmişti. O dönemde Trump’ın DSÖ üyeliğinden çekilme kararını tek taraflı olarak alması, Kongre’nin yetkilerini bypass etmek olarak yorumlanmıştı ve bunun da anayasal bir tartışmaya sebep olması bekleniyordu.
DSÖ Tarihine Kısa bir Bakış
Dünya Savaşı’nın ardından 7 Nisan 1948’de DSÖ’nün kurulmasıyla, dünya sağlık yönetiminde yeni bir dönemin başladığı söylenebilir. DSÖ’nün çalışmaları, salgın hastalıklarla mücadeleden acil durum müdahalelerine, sağlık standartlarının belirlenmesinden araştırmaların koordinasyonuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. DSÖ’nün en dikkat çeken başarılarından biri, 1980 yılında çiçek hastalığının dünya genelinde yok edilmesi olarak gösterilebilir. Bu gelişme ile, DSÖ çiçek hastalığına neden olan virüse karşı geliştirilen aşı sayesinde, insanlık tarihinin korkulu rüyası olan hastalıklardan birinin ortadan kalktığını müjdelemişti.
Günümüzde 194 üye ülkeyle faaliyet gösteren DSÖ, altı bölge ofisi ve 150’den fazla ülke ofisiyle küresel bir ağa sahip. Örgüt, az gelişmiş ülkeler de dahil birçok yerde sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve temel sağlık sorunlarıyla mücadele için çalışmalar yapmakta. Örgütün çalışmaları, anne ve çocuk sağlığından aşılama kampanyalarına, beslenme programlarından temiz su projelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle sıtma, HIV/AIDS ve tüberküloz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede öncü rol oynayan DSÖ, hastalıkların kontrolü ve tedavisi konusunda da kritik çalışmalar yürütüyor.
DSÖ-ABD İlişkileri
1948 yılında parçası olduğu DSÖ’den ayrılmanın ABD’yi güvenlik ve diplomasi alanında etkileyeceği biliniyor, ancak bu etkinin ne boyutta olacağı konusu elbette net değil. Merkezi Washington’da bulunan Pan Amerikan Sağlık Örgütü’nün (PAHO), DSÖ’nün altı bölge ofisinden biri olması, ABD’nin DSÖ antlaşmalarına taraf olması ve DSÖ Anayasası’nın ABD’yi “uluslararası sağlık konusunda yönlendirici ve eşgüdümlü otorite” olarak görmesi bu etkinin boyutları hakkında fikir verebilir.
Öte yandan, ABD’deki çeşitli kurumlar DSÖ ile işbirliği yapıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinde (CDC) ve Ulusal Sağlık Enstitülerinde çocuk felcinin ortadan kaldırılması, kanser ile mücadele ve küresel sağlık güvenliği gibi konularda ortak çalışmaların olduğu biliniyor. CDC, DSÖ ile sıkı bir işbirliği içinde çalışarak bulaşıcı hastalıkların izlenmesi konusuna ek olarak, küresel sağlık güvenliği girişimlerinde de önemli bir rol oynamakta.
Gıda ve İlaç Dairesi de (FDA) DSÖ ile ilaç ve aşıların güvenliği ve etkinliği konularında işbirliği içinde hareket ediyor. Ayrıca, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) de DSÖ ile birlikte sağlık hizmetlerine erişimi artırmak ve sağlık sistemlerini güçlendirmek için projeler geliştirmekte. DSÖ’ne en büyük bağışçıları arasında Bill & Melinda Gates Vakfı’nın olması da bu bağlamda kayda değer bir diğer bilgi. Bununla birlikte, 2020’nin Nisan ayında Trump’ın, koronavirüs pandemisinin iyi yönetilememesi sebebiyle DSÖ’ye sağlanan fonu durdurduğunu açıklaması da bu noktada önemli.
ABD’nin DSÖ’den Çekilmesinin Olası Sonuçları
Trump’ın DSÖ’den çekilme kararı yeni bir karar değil. Trump, 2020’de, DSÖ’yü “Çin’in COVID’in kökenleri hakkında dünyayı yanıltma” çabalarına yardım etmekle suçlayarak kurumdan ayrılma niyetini kamuoyu ile paylaşmıştı.
ABD’nin DSÖ’den ayrılma kararı, ülkenin 12 ay içinde kurum ile bağını resmen kopartacağı ve ortak çalışmalarına yönelik tüm finansal katkılarını durduracağı anlamına geliyor. Bu süreçte, DSÖ ile çalışan Amerikan hükümet personelinin yeni yerlerde görevlendirileceği ve ABD hükümetinin, DSÖ faaliyetlerini devralacak yeni ortaklar arama yoluna gideceği de biliniyor. Ayrıca, ABD’nin, DSÖ’nün en büyük mali destekçisi olduğu, toplam finansmanının yaklaşık yüzde18’ini sağladığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kararın DSÖ bütçesi için ciddi sonuçlar yaratacağı aşikâr.
DSÖ’den çekilme kararının hem ABD hem DSÖ hem de dünya sağlık siyaseti açısından önemli sonuçlara gebe olduğu söylenebilir. Öncelikle bu adım, ABD’nin sağlık konusunda küresel ölçekteki reformları teşvik etme konumunu zayıflatabilir. Ayrıca, ABD’nin tek başına yürüttüğü programların, DSÖ gibi küresel bir kurumun sağladığı kapsamlı işbirliğinden mahrum olması, programların sekteye uğramasına zemin hazırlayabilir.
İçinde bulunulan çok kutuplu dünyada, ABD-DSÖ arasında antlaşma yükümlülüklerinin olmaması, diğer ülkelerin ABD ile işbirliği yapmasını daha da zor hale getirebilir. Hem ABD’de hem de küresel ölçekte sağlık ve güvenlik tesisinin, DSÖ ile güçlü bir işbirliği ile mümkün olduğu göz önünde bulundurulursa, bu işbirliğinin 1948’den bu yana Amerikan finansman ve politika stratejilerinin temel taşlarından biri olduğu da görülecektir. ABD’nin örgütten ayrılması, başta AIDS gibi hastalıklar ile mücadele için oluşturulan programlar olmak üzere, DSÖ projelerini riske atabilir.
ABD’nin DSÖ’den ayrılma kararı, küresel sağlık sistemini derinden etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, DSÖ’nün en büyük finansal destekçilerinden birinin çekilmesi, örgütün bütçesinde önemli bir açık oluşacağı anlamına geliyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yürütülen aşılama programları, salgın hastalıklarla mücadele ve temel sağlık hizmetlerinin sürdürülmesini zorlaştırabilir.
COVID-19 pandemisi gibi küresel sağlık krizlerinde, uluslararası koordinasyon hayati önem taşıdıyor. ABD’nin çekilme kararının, küresel sağlık verilerinin toplanması, analizi ve paylaşımında aksamalara yol açacağı söylenebilir. DSÖ’nün araştırma ve geliştirme çalışmalarında ABD’nin katkısı önemli ve bu ayrılık, yeni tedavi yöntemleri ve aşıların geliştirilmesinde gecikmelere de neden olabilir. Özellikle az gelişmiş ülkelerde görülen hastalıkların araştırılması ve tedavisi için gerekli kaynaklar azalabilir.
Sonuç olarak, ABD’nin DSÖ’den ayrılması yalnızca ABD’yi değil, tüm dünya ülkelerini etkileyecek ciddi sonuçlar doğurabilir. Küresel sağlık sorunlarıyla mücadelede uluslararası işbirliği ve koordinasyon büyük önem taşımakta. Her ne kadar ABD, küresel sağlık politikalarında lider bir konuma sahip olsa da ülkenin DSÖ’den çekilmesi, pandemi gibi sınır tanımayan sağlık tehditlerine karşı uluslararası işbirliğinin gerekliliği açısından DSÖ’ye ihtiyaç duymayacağı anlamına gelmiyor.
BEGÜM BURAK