Almanya’da Korona Virüsünden Ölenlerin Oranı Neden Düşük?

Pandemi 92.000’den fazla insanın enfekte olduğu Almanya’yı sert vurdu. Ama ölümle sonuçlanan vakaların sayısı birçok komşu ülkedekine kıyasla kayda değer ölçüde düşük.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Onlara korona taksileri deniyor: Koruyucu elbise giymiş sağlık çalışanları, Heidelberg’in boş sokaklarında araba sürerek beş altı gündür korona virüsü kapmış hastaları evlerinde kontrol ediyorlar.

Kan tahlili yaparak hastanın sağlığının sert düşüşe geçmek üzere olup olmadığının işaretlerini araştırıyorlar. Hafif belirtiler gösteren hastalar için bile hastaneye yatış önerebilirler çünkü düşmekte olan kurtulma şansı, hastalık başladığında hastanede olunursa ciddi ölçüde yükseliyor.

Almanya’nın önde gelen araştırma hastanelerinden Heidelberg Üniversite Hastanesinde viroloji bölümünün başkanı olan Prof. Hans-Georg Kräusslich “Birinci haftanın sonunda bir kırılma noktası var, akciğer yetmezliği yaşayabilecek biriyseniz bu noktada durumunuz kötüleşmeye başlar.” dedi.

Heidelberg’in korona taksileri sadece bir şehirdeki bir girişim. Ama bunlar kamu kaynaklarının ne derece salgınla mücadeleye ayrıldığını gösteriyorlar ki, bu da pandeminin en dikkat çekici bulmacalarından birini açıklamaya yarayabilir: Almanya’da ölüm oranı niye bu kadar düşük?

Virüs ve neden olduğu Covid-19 hastalığı Almanya’yı sert vurdu: Johns Hopkins Üniversitesi raporuna göre, ülke laboratuvar onaylı 92.000’i aşkın vakayla ABD, İtalya ve İspanya’dan sonra en yüksek vaka sayısına sahip.

Ama 1.295 kişinin öldüğü Almanya’daki ölüm oranı yüzde 1,4 iken İtalya’da yüzde 12, İspanya, Fransa ve Britanya’da yaklaşık yüzde 10, Çin’de yüzde 4 ve ABD’de yüzde 2.5. Eğriyi düzleştirme modeli olan Güney Kore’de bile ölüm oranı daha yüksek: yüzde 1,7.

Bonn Üniversitesi Hastanesi Viroloji Enstitüsü müdürü Hendrik Streeck: “Almanya’nın anormal durumu konuşuluyor,” ifadelerinde bulundu. Profesör Streeck, ABD ve başka ülkelerdeki meslektaşlarınca telefonla aranıyor.

“‘Neyi farklı yapıyorsunuz? Ölüm oranınız neden bu kadar düşük?’ diye soruyorlar bana,” dedi.

Uzmanlara göre birkaç cevap var; istatistiksel bozulmalar ile ülkenin salgına nasıl müdahale ettiğiyle ilgili çok gerçek farkların bir karışımı.

Almanya’da enfekte olanların ortalama yaşı diğer birçok ülkedekinden düşük. Profesör Kräusslich, “ilk hastaların birçoğu Avusturya ve İtalya’nın kayak merkezlerinde virüse yakalandı ve bunlar görece daha genç ve sağlıklıydı” dedi.

Ona göre “Salgın kayakçılar arasında başladı.”

Virüs yayıldıkça daha fazla yaşlı insana bulaştı ve iki hafta önce sadece %0,2 olan ölüm oranı da yükseldi. Ancak hastalığa yakalananların ortalama yaşı (49) hâlâ görece düşük. En son resmî raporlara göre, Fransa’da bu 62,5 İtalya’da ise 62.

Düşük ölüm oranının bir diğer açıklaması ise Almanya’nın çoğu ülkeden çok daha fazla insana test yapması. Bu da az semptomu olan veya hiç semptom yaşamayan insanları daha çok tespit ederek bilinen vaka sayısını artırdığı ama ölü sayısını değiştirmediği anlamına geliyor.

Profesör Kräusslich’e göre bu da “Otomatik olarak ölüm oranını kağıt üzerinde azaltıyor.”

Ama epidemiyolog ve virologlara göre, Almanya’da ölü sayısını görece düşük tutan önemli tıbbi faktörler de var. Bunların başında erken ve yaygın test ve tedavi, çok sayıda yoğun bakım yatağı ve sosyal mesafe talimatlarının yaygın olarak gözetildiği güvenilen bir hükümet geliyor.

Test Yapma

Ocak ortasında Almanların virüse kafa yormasından çok önce Berlin’deki Charité Hastanesi bir test geliştirip formülünü internet üzerinden paylaşmıştı.

Almanya Şubat ayında ilk Covid-19 vakasını kayda geçirdiğinde, ülke genelindeki laboratuvarlar test kitlerini stoklamıştı.

Ekibi ilk testi geliştiren Charité Hastanesi baş virologu Dr. Christian Drosten, “Şu aşamada Almanya’da hastalık kapanların sayısına oranla bu kadar az ölüm yaşamamızın nedeni büyük ölçüde çok sayıda laboratuvar teşhisi koymamız.” ifadelerini kullandı.

Almanya şu anda haftada 350.000 civarında test yapıyor ki, bu diğer Avrupa ülkelerinden çok daha yüksek bir sayı. Erken ve yaygın test yapma, yetkililerin bilinen vakaları bulaşıcı oldukları dönemde tecrit ederek pandeminin yayılmasını yavaşlatmasını sağladı. Ayrıca hayat kurtaran tedavinin de zamanında uygulanmasına imkân tanıdı.

Profesör Kräusslich, “Erken teşhis ve tedavi imkânım olduğunda, mesela hastaları durumları kötüleşmeye başlamadan solunum cihazlarına bağlayabildiğimde kurtulma şansları çok daha yüksek olur.” dedi.

Virüsü kapıp yayma riski yüksek olan tıbbi personel de düzenli olarak testten geçiyor. Süreci hızlandırmak için bazı hastaneler blok test yapmaya başladı. 10 çalışandan alınan örnekleri kullanıp, yalnızca pozitif sonuç alınınca bireysel testler yapıyorlar.

Sağlık yetkilileri Nisan sonunda geniş ölçekli bir antikor çalışması da planlıyor. Her hafta Almanya genelinden 100.000 kişilik rastsal örneklemlere test uygulayarak bağışıklığın nerelerde arttığını kestirmeye çalışacaklar.

Profesör Streeck, geniş çaplı test yapılmasını sağlayan kilit faktörlerden birinin hastaların hiçbir ücret ödememesi olduğunu söyledi. Ona göre bu, salgının ilk birkaç haftasında ABD ile aralarındaki önemli farklardan biriydi. Geçen ay Kongre’den geçen korona virüsü rahatlatma paketi ücretsiz testleri karşılıyor.

“Boğaz kaşıntısı yaşayan bir gencin doktora gitme ihtimali düşükken, bu nedenle de daha çok insana bulaştırma riski yüksek.” diye ekledi.

İzleme

Şubat’ın son Cuma günü Profesör Streeck ilk defa Bonn’daki hastanesinde bir kişinin korona virüsü testinin pozitif çıktığı haberini aldı. Hiçbir semptom göstermeyen ama işvereni (bir okul) tarafından başka birinin pozitif çıktığı bir karnavala katıldığı öğrenildikten sonra test yaptırması istenen 22 yaşındaki bir adamdı bu.

ABD dahil çoğu ülkede test büyük oranda en ağır hastalara yapılıyor, dolayısıyla bu adama da test yapılmayacaktı.

Almanya’da durum böyle değil. Test sonuçlanır sonuçlanmaz okul kapatıldı, çocuklar ve personele iki hafta boyunca evde aileleriyle kalmaları emredildi. 235 kadar insan test edildi.

Profesör Streeck, “Güney Kore’de başarı sağlayan test ve izlemeydi, biz de onları örnek almaya çalıştık.” dedi.

Almanya yanlıştan ders çıkarmayı da erken öğrendi: Ona göre temas izleme stratejisinin çok daha etkin uygulanması gerekiyordu.

Profesör Streeck, “mesela Avusturya kayak merkezi Ischgl’dan Almanya’ya dönen herkesin izlenip test edilmesi gerekiyordu” dedi.

Güçlü Kamusal Sağlık Sistemi

Korona virüsü pandemisi Almanya genelinde yayılmadan önce Giessen Üniversitesi Hastanesi solunum ünitesi olan 173 yoğun bakım yatağına sahipti. Hastane son haftalarda ek 40 yatak daha edinerek, yoğun bakımda çalışacak hazır personel sayısını yüzde 50’ye kadar artırdı.

Hastanede yeniden yapılandırmanın başında bulunan akciğer enfeksiyonları uzmanı Susanne Herold, “Şimdi kapasitemiz o kadar yüksek ki İtalya, İspanya ve Fransa’dan hasta kabul etmeye başladık. Yoğun bakım alanında çok güçlüyüz.” dedi.

Almanya’nın dört bir yanındaki hastaneler yoğun bakım kapasitelerini genişletti. Ve zaten yüksek bir seviyeden başlamışlardı. Ocak ayında Almanya’da solunum ünitesi olan yaklaşık 28.000 yoğun bakım yatağı vardı, yani 100.000 kişiye 34 yatak düşüyordu. Kıyaslamak gerekirse bu oran İtalya’da 12, Hollanda’da 7.

Şu anda ise Almanya’da 40.000 yoğun bakım yatağı mevcut.

Bazı uzmanlar sosyal mesafe tedbirlerinin Almanya’nın sağlık sisteminde solunum üniteleri gibi hayat kurtaran ekipman yetersizliği yaşanmadan pandeminin atlatılmasını sağlayacak düzeyde eğriyi yeterince düzleştirebileceği konusunda temkinli bir iyimserlik içinde.

Profesör Streeck, “Gerektiğinde hastalar arasında öncelik sınıflandırması yapma talimatlarını doktorlara öğretmek önemli ama bunları hiç kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyorum.” dedi.

Enfeksiyon sayısının ikiye katlanma hızı sekiz güne kadar azaldı. Profesör Herold, bunun biraz daha yavaşlayarak 12-14 gün arası bir seviyeye gelmesi hâlinde modellerin öncelik sınıflandırmasına gerek kalmayacağını gösterdiğini söyledi.

Ona göre “Eğri düzleşmeye başlıyor.”

Hükümete Güven

Yaygın test ve sağlık sisteminin hazır olmasının ötesinde birçokları Şansölye Angela Merkel’in liderliğini de ölüm oranının düşük tutulmasının bir nedeni olarak görüyor.

Merkel kriz süresince ülkede giderek sıkılaşan sosyal mesafe tedbirlerini hayata geçirirken net, sakin ve düzenli açıklamalarda bulundu. Pandeminin yavaşlatılmasında hayati öneme sahip kısıtlamalar çok az siyasi muhalefetle karşılaştı ve geniş çapta uygulandı.

Şansölyeye verilen onay oranı yükseldi.

Profesör Kräusslich, “Almanya’da en güçlü yanımız belki de hükümetin en tepesinde rasyonel karar alma mekanizmalarıyla birlikte halkın hükümete duyduğu güven oldu.” ifadelerini kullandı.

Christopher F. Schuetze bu haberin yapılmasına katkı sağlamıştır.

Bu yazı 4 Nisan 2020 tarihinde New York Times sitesinde yayımlanmış olup, Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

 

_____
En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.