Aşk-Nefret Sarmalında Türkiye’deki İran Çalışmaları – IV: Bir Okuma Önerisi
Türkiye’deki İran çalışmalarının aşk-nefret sarmalından kurtulması ve rasyonel/makul bir çerçeveye oturtulması, sadece akademik objektiflik ve daha nitelikli eserlerin ortaya konması beklentisinin ötesinde, siyaset yapıcılar ve kamuoyu açısından mevcut durumun daha gerçekçi şekilde anlaşılıp algılanabilmesi ve buna göre politikaların revize edilebilmesi açısından da önemli.
Bu serinin ilk üç yazısında; Türkiye’deki akademik İran çalışmalarının öteden beri sorunlu ve objektiflikten uzak doğasına, sığ ve yüzeysel çalışmalara, interdisipliner perspektif eksiğine ve genel anlamda bir ezbercilik, kolaycılık, slogancılık ve yetersizliğe işaret etmiştim.
Tüm bu gözlem ve değerlendirmelerin üstüne daha önceki yazılarda bahsettiğim eksiklik ve yetersizliklerin yanında,¹ Türkçe literatürdeki 1979 Devrimi ve Ayetullah Humeyni çalışmalarında referans alınabilecek bir çalışmaya işaret etmek istiyorum bu yazıda. Böylece -15 yıldan fazladır İran’ı çalışan bir araştırmacı olarak- hem sürekli eleştiren ve çözüm yolu göstermekten imtina eden bir konumda olmaktan kurtulabileceğim hem de araştırmacılar olarak aşabileceğimiz ve daha iyisini üretebileceğimiz iyi bir örneğe işaret edebileceğim.
***
2023 yılında Türkçesi yayınlanan ve çevirmeni olarak emek verdiğim (ayrıca yayıncısına ısrarla önerip telif haklarının alınmasını ve çevrilip yayınlanmasını sağladığım için mutlu olduğum) bu kitap; Prof. Arshin Adib Moghaddam’ın A Critical Introduction to Khomeini başlıklı derleme çalışması.² Türkçeye geçtiğimiz yıl Ayetullah Humeyni – Politik ve Entelektüel Biyografi başlığıyla kazandırılan bu kitabın,³ Türkiye’deki İran çalışmalarının sıkışıp kaldığı aşk-nefret sarmalını aşabilecek ve araştırmacılara perspektif katabilecek objektif bir çalışma olarak dikkatimi çektiği için çevrilip yayınlanmasında ısrarcı olmuştum.
Kitaba ve bölüm yazarlarına ilişkin açıklamaya girişmeden önce, çalışmanın İçindekiler bölümünü okuyucularla paylaşmak isterim.
Giriş: Ayetullah Ruhullah Humeyni: Ruhanî Bir Devrimci mi?
Arshin Adib-Mughadddam
1. Humeyni ve “Ak Devrim”
Fakhreddin Azimi
2. Humeynizmin Yükselişi: Devrim Öncesi İran’da Direniş Siyasetini Sorunsallaştırmak
Mojtaba Mahdavi
3. Velâyet-i Fakih ve İslamî Yönetim Sisteminin Anlamı
Amr GE Sabet
4. Ayetullah Humeyni’nin Düşüncesinde Velâyet-i Fakih Kavramı: Teoriden Pratiğe
Ali Rahnema
5. Hatt-ı İmam: Humeyni Yolunun Takipçileri
L.A. Reda
6. Humeyni ve Batı
Mehran Kamrava
7. Humeyni’nin Cinsiyetçiliği
Azadeh Kian
8. Perde Ardındaki Humeyni: Tasavvuf ve Şiir
Lloyd Ridgeon
9. Kutsal, Halk ve Fakih: Humeyni’nin Egemenlik Anlayışı
Behrooz Ghamari-Tabrizi
10. Humeyni’nin, İran İslam Cumhuriyeti’nde Kadınların Rolü ve Hakları Üzerindeki Mirası
Arzoo Osanloo
11. Yönetmek veya Yönetememek? – Ayetullah Humeyni’nin 1960-80 Sürecindeki Politik Yaşamına Alternatif Bir Bakış
Sadegh Zibakalam
12. Humeyni ve Siyasal Alanın Dekolonizasyonu
Salman Sayyid
13. Ayetullah’ın Çekişmeli Mirası
Babak Rahimi
***
Kitabın yazar kadrosu kendi alanında donanımlı ve saygın isimlerden oluşmakta ve bir önceki yazıda eleştirel bir çerçevede değindiğim ve eksikliğini duyduğumuz “farklı disiplinlerden bir ilmi heyet” tanımının hakkını vermektedir. İlk baskısı 2014 yılında Cambridge Üniversitesi Yayınları tarafından yapılan kitabı, İran ve Devrim üzerine araştırmalar yaptığım doktora çalışmalarım sırasında, 2019 yılında fark edip okudum. Çalışmayı okurken ilk hissiyatım hayıflanma ve gıpta oldu, hem böyle bir çalışmanın İran’ın hemen yanı başındaki Türk akademisinde bir türlü yapılamamış olmasından hem de tarihe mal olmuş bir şahsiyetin mukayeseli ve çok boyutlu düzlemde ele alınabilmiş olmasından dolayı.
Kitabın editörü ve bölüm yazarlarından, İranlı akademisyen Prof. Arshin Adib-Moghaddam Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS) bünyesindeki İran Çalışmaları Merkezi’nin başkanı olup, aynı üniversitede uluslararası ilişkiler/karşılaştırmalı siyaset profesörüdür. İran üzerine çok sayıda akademik çalışmanın yanı sıra güncel gelişmeler üzerine gazete ve dergilerde de yazıları yayınlanan önemli bir entelektüeldir. Bu çalışma Türkiye ve İstanbul dostu Adib-Moghaddam’ın ülkemizde yayınlanan ilk kitabı; umuyorum devamı da artarak gelir.
Bu kitabın kayda değer bir yönü, literatürde önemli bir yeri olan ve önceki yıllarda Türkçeye de çevrilen, İranlı gazeteci Baqer Moin’in biyografisinden farklı olarak, kronoloji temelli klasik bir biyografi olmaktan ziyade, tematik parametrelere odaklanan fikrî ve entelektüel biyografi örneği sunmasıdır. Humeyni’nin Şii teolojisindeki yeri, Velâyet-i Fakih’in tarihselliği, “Velî-i Fakih”in kadın ve toplumsal cinsiyet sorunları, tasavvuf, irfan, politik öznellik ve egemenlik, ruhban sınıfı, emperyalizm, dekolonizasyon vb. kavramlara dair yaklaşımları kitapta ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu yönüyle, Türkçede az görülen bir tür olarak, derinlikli fikrî tartışmalara giren bir biyografik çalışma dilimize kazandırılmış olmaktadır.
Bu vesileyle kitabın yazar kadrosuna da kısaca değinmek istiyorum. Tarih, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, sosyoloji, kadın çalışmaları, post-kolonyal çalışmalar, tasavvuf/irfan, edebiyat, teoloji gibi farklı disiplinlerden gelen bu isimlerin önemli bir kısmı İranlı. İçlerinden bazı isimleri Türkiye’deki İran ve Ortadoğu araştırmacıları yakından tanıyor.
Örneğin Ali Rahnema, Türkçedeki en nitelikli Ali Şerîatî biyografilerinden birinin yazarı. Halen baskısı yapılan bu kitap -eski baskılarıyla birlikte- 2005’ten beri Türk okuruyla buluşuyor.⁴ Adib-Moghaddam’ın Humeyni biyografisi gibi, Rahnema’nın Şerîatî çalışması da ülkemizde az rastlanan “entelektüel ve fikrî biyografi” türünün başarılı örnekleri arasında.
Prof. Mehran Kamrava, The Modern Middle East – A Political History since the First World War (2005) gibi ülkemizde Ortadoğu Çalışmaları bölümlerinde ders kitabı olarak da okutulan bazı eserlerin müellifi; Katar’ın uluslararası arenadaki yükselişi üzerine ilgili literatürdeki az sayıda kitaptan Qatar: Small State, Big Politics (2013) başlıklı çalışmasını daha önce Türk okuyucular için hakemli bir dergide ayrıntılı incelemiştim.⁵ Kamrava’nın gerek İran gerek Ortadoğu’nun politik ve kültürel hayatına dair eserlerinin Türk okuyucuyla buluşturulmasını önemli bulduğumu da bu vesileyle dile getirmek istiyorum.
Britanyalı post-kolonyalizm uzmanı Prof. Salman Sayyid de keza Türk okuyucunun yakından tanıdığı bir akademisyen. Daha önce iki önemli çalışması Türkçeye tercüme edilip yayınlanan Sayyid⁶, bu biyografiye de Humeyni ve İran Devrimi ekseninde siyasal alanın dekolonizasyonu konulu makalesiyle katkıda bulundu.
ABD’de yaşayan iki İranlı profesörden Behrooz Ghamari-Tabrizi, bilhassa 1979 Devrimi sonrası İran üzerine; Fakhreddin Azimi ise Pehleviler dönemi İran’ında politik ve toplumsal hayat üzerine uzmanlaşmış iki yetkin otoritedir.
Kitabın yazar kadrosu içindeki önde gelen isimlerden biri de Tahran Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan ve ülkedeki güncel tartışmalarda muhalif görüşleriyle dikkate alınan bir isim, Prof. Sadegh Zibakalam, bu biyografide de tartışmalı bir dönemi yakından mercek altına alıyor. Prof. Zibakalam’ın Farsça yayınlanan eserlerinin, bilhassa İran toplumu ve siyasetinin bugünkü haline hangi koşullar altında evrilerek geldiğini eleştirel bir perspektifle incelediği Mâ Çegune Mâ Şodim? (Biz Nasıl Biz Olduk?) başlıklı çalışmasının Türkçeye çevrilmesi önerimi de bu bağlamda yayıncı dostlara iletiyorum.
***
Toplam dört yazıya ulaşan bu seriyi bu yazıyla noktalarken, Türkiye’deki İran çalışmalarının aşk-nefret sarmalından kurtulması ve rasyonel/makul bir çerçeveye oturtulması temennimi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bunu sadece akademik objektiflik ve daha nitelikli eserlerin ortaya konması beklentisinin ötesinde, siyaset yapıcılar ve kamuoyu açısından mevcut durumun daha gerçekçi şekilde anlaşılıp algılanabilmesi ve buna göre politikaların revize edilebilmesi açısından da önemli buluyorum. Aksi takdirde, dinî/mezhepsel/ideolojik saiklerle üretilen “mesih nefesli aşk” hülyalarından da, buna mukabil yine ideolojik gerekçeler üzerine bina edilen ve sığlıkla malul “körü körüne nefret” sloganlarından da kurtulmak mümkün olmayacak.
__
¹Türkçede Humeyni çalışmalarındaki bu çoraklığın belki de nadir istisnalarından biri, İngiltere’de yaşayan İranlı gazeteci Baqer Moin’in oldukça nitelikli biyografisinin 2005’te yayınlanan çevirisidir: Baqer Moin (2005), Son Devrimci: Ayetullah Humeyni, (Trc. Osman Cem Önertoy), Ankara: Elips Kitap.
Moin’in kitabına dair kaleme aldığım ve çevirideki eksiklere de işaret eden kapsamlı bir tahlil yazısı için bkz. Mehmet Akif Koç, “Son Devrimci – Ayetullah Humeyni (Khomeini: Life of the Ayatollah – London: I.B. Tauris, 1999, 352 pp.)”, Turkish Journal of Shiite Studies 1 / 1 (Haziran 2019); ss. 164-175.
²Arshin Adib-Moghaddam (2014), A Critical Introduction to Khomeini, London: Cambridge University Press, 318 pp.
³Arshin Adib-Moghaddam (2023), Ayetullah Humeyni – Politik ve Entelektüel Biyografi (Trc. Mehmet Akif Koç), İstanbul: Vadi Yayınları, 496 shf.
⁴Ali Rahnema (2006), Ali Şeriati – Bir Müslüman Ütopistin Siyasi Biyografisi (Trc. Zehra Savan), İstanbul: Kapı Yayınları, 600 shf.
⁵Mehmet Akif Koç (2019), “Book Review – Qatar: Small State, Big Politics”, Insight Turkey, Winter 2019 / Volume 21 Number 4, ss. 239-241.
⁶Salman Sayyid (2000), Fundamentalizm Korkusu – Avrupamerkezcilik ve İslamcılığın Doğuşu (Trc. Ebubekir Ceylan ve Nuh Yılmaz), İstanbul: Vadi Yayınları, 223 shf.
Salman Sayyid (2019), Hilafeti Hatırlamak – Dekolonizasyon ve Dünya Düzeni, İstanbul: Vadi Yayınları, 348 shf.
MEHMET AKİF KOÇ