Türkiye’de devlet dışı aktörlerin toplum içinde bağımsız bir şekilde örgütlenmeleri ve siyasal, kültürel yahut ekonomik sahada belirleyici güç hâline gelmeleri her zaman devletin temkinli yaklaşımıyla karşılanmıştır. Siyasal partilerin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik camianın büyük ölçüde devletin gözetiminde ve yönlendirmesi altında şekillenmesi, Türkiye’de politik toplumun egemenliğini pekiştiren en önemli yapısal unsurlardan biri olarak tezahür etmiştir.