ADNAN BOYNUKARA

1987-2009 yılları arasında farklı kurumlarda mühendis ve yönetici olarak çalıştı. 2009-2015 yılları arasında ise Adalet Bakanlığı'nda Yüksek Müşavir olarak görev yaptı. 25 ve 26. dönemlerde Adıyaman milletvekili olarak TBMM’de bulundu.

ADNAN BOYNUKARA

1987-2009 yılları arasında farklı kurumlarda mühendis ve yönetici olarak çalıştı. 2009-2015 yılları arasında ise Adalet Bakanlığı'nda Yüksek Müşavir olarak görev yaptı. 25 ve 26. dönemlerde Adıyaman milletvekili olarak TBMM’de bulundu.

TÜM YAZILARI

Var olan hoşnutsuzluklar ne kadar derin olursa olsun, sokak ve sokak aracılığıyla yönetimin değişmesini talep etmek demokratik değil. Demokrasinin en önemli özelliği, sokağa çıkmak isteyenlerin haklarını kısıtlamamak ve sokağa çıkmayanların düşüncesini de yok saymamaktır. Meydanlarda kalabalık olmak ile sandıktan çıkmak ve seçilmek çok farklı şeyler. Güney Amerika, darbelerin sıklıkla yaşandığı bir coğrafya. Mesela; Brezilya’nın, 1 […]

Kürt Meselesi ile PKK’nın yürüttüğü terör faaliyetleri konusunun ayrıştırılması, örgütün toplumsal zeminini büyük ölçüde etkileyecektir. Haklar ile terör faaliyetleri arasında ilişki kurulduğu için bunların karşılanması terörün sonlanmasına endekslenebiliyor. Bu ise bilerek ya da bilmeyerek PKK tezlerine destek vermek ve örgütün üzerine oturduğu toplumsal zemini güçlendirmek sonucunu ortaya çıkarıyor. Siyasetin çeşitlendiği ve ittifak denklemlerinin netleştiği bu […]

Toplumsal bünyeyi güçlendirme ve devletin demokratik dönüşümünü sağlama vizyonu, dün ne kadar gerekli ve doğruysa, bugün de o ölçekte hem gerekli hem de doğrudur. Çözüm Süreci böylesi bir vizyonun ürünüydü. Bu vizyon, dün de bugün de yarın da sahiplenilmeyi hak ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Diyarbakır konuşmasında, “2005 yılında ne dediysek bugün de aynı yerdeyiz” ve “çözüm […]

1990-2010’lu yıllarda derin devlet denilen yapı; kirli, vatandaşa düşman, suç işleyen, kamu kaynaklarını gasp eden, insan hakları ihlallerini sistematik hale getiren kötülüğün ismiydi. Hepsinden önemlisi devlet olamamanın adıydı. Ancak bu durum, gerçeklikten kopuk tarih anlatısı üzerinden, ‘güçlü görünmenin’ sembolüne dönüştü. Eski Çin’de bir köyün yakınında bir dağ varmış. Dağın içindeki mağarada bir ejderha yaşarmış. Köylüler ejderhanın […]

1990-2010’lu yıllarda derin devlet denilen yapı; kirli, vatandaşa düşman, suç işleyen, kamu kaynaklarını gasp eden, insan hakları ihlallerini sistematik hale getiren kötülüğün ismiydi. Hepsinden önemlisi devlet olamamanın adıydı. Ancak bu durum, gerçeklikten kopuk tarih anlatısı üzerinden, ‘güçlü görünmenin’ sembolüne dönüştü. Eski Çin’de bir köyün yakınında bir dağ varmış. Dağın içindeki mağarada bir ejderha yaşarmış. Köylüler ejderhanın […]

Sağlıklı, tutarlı, insan hakları merkezli politikalar üretmek, geleceğe ilişkin projeksiyon sunmak yerine; sığınmacıları ayrıştıran, hedefe koyan ve ‘yabancıya’ nefret sunan hiç kimse, ‘yerliye’ demokrasi, özgürlük ve insan hakları sunamaz. Bu yönüyle, sığınmacılar meselesi, bütün partiler için siyasal kimliklerini biçimlendirme işlevi görüyor. Sıklıkla tartıştığımız konulardan birisi de kutuplaştırma siyaseti. Öncelikle şunu belirtelim, hangi zemin üzerinden yürürse […]

Son yıllarda somutlaşan ve temel ideolojik meselelerde yol haline gelen ‘suskunluğa’ dayalı siyaset tarzı, tek bir partinin meselesi değil. Bu durum muhafazakâr gelenekten ve çevreden gelen aktörlerin temel sorunu. Kimileri kendilerini ‘devletin sahibi’ gibi görüyor ve baskı uyguluyor, kimileri de gerekçeleri farklı olsa da, susuyor. 14 Temmuz 2020 tarihinde yayınlanan, “Aritmetiğin Siyaset Üzerindeki Vesayeti” başlıklı […]

Avrasyacılık konusunda faaliyet yürüten, iktidarı ve genel olarak politika yapıcıları etkilemek isteyen içerideki aktörlerin temel motivasyonlarının Rusya-Çin ile ideolojik yakınlık olduğu açık. Türkiye’yi dünyaya kapatmak ve toplumu devlet eliyle ‘adam etmek’ bu aktörlerin siyasal bakış açılarının merkezinde yer alıyor. Türkiye dış politikasıyla ilgili olarak gündeme gelen konulardan birisi de ‘eksen kayması’ meselesidir. Batı blokundan ayrılıp […]

Demokratik süreçlerin işlediği ve yönetimin seçimlerle belirlendiği bir ülkede, asıl olan iyi yöneticilerin varlığı değil, devletin demokratik karakteri, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğunun kabul edilmesi, yasaların demokratik geleneğe göre hazırlanmış olması ve bunların düzenli olarak uygulanmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır” ifadesiyle gündeme gelen […]

Çatışmaların yaşandığı ülkelerde kendi içinde konsolidasyonu sağlamış bir devlet yapısı oluşturulsa, toplumsal kesimler ile devlet arasındaki problemler ve sorunlar çözülse, bireysel/toplumsal demokratik hak talepleri karşılansa, toplumsal barış tesis edilse ve vatandaşlar arasında ayrımcılık yapılmasa dışarıdan müdahale imkansızlaşır. Bu yapılanlara rağmen dışarıdan bir müdahale gerçekleşse bile devlet içinde ve devlet ile toplum arasında konsolidasyon sağlandığı için […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.