BÜLENT ŞAHİN ERDEĞER

Ortadoğu ve Dinler Tarihi uzmanı. Gazeteci-Yazar.

BÜLENT ŞAHİN ERDEĞER

Ortadoğu ve Dinler Tarihi uzmanı. Gazeteci-Yazar.

TÜM YAZILARI

8 Aralık 2024’te Şam’ın düşüşü, Suriye’de yalnızca bir rejimin değil; içten çürümüş bir devlet modelinin, bölgesel vesayet düzeninin ve Soğuk Savaş’tan miras kalan statükonun çöküşünü simgeledi. Bu kırılma, dış komploların değil; sosyolojik fay hatları, tükenen hami güçler ve muhalefetin devletleşme kapasitesiyle şekillenen tarihsel bir sonun ilanıydı.

Kur’ân, hem parçalı hem bütünsel olarak özgün bir kompozisyon ortaya koymuş ve 7. yüzyıla ait olduğu bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konmuştur. Buna rağmen farklı dönemlerde çeşitli komplo teorileri üretilmiştir. Ancak bu iddiaların hiçbirinin tarihsel veya filolojik bir temeli bulunmamaktadır; erken mushaflar, yazıtlar ve dış kaynaklar Kur’ân’ın 7. yüzyılda varlığını teyit etmektedir.

Nebî, her toplumda farklı biçimlerde ortaya çıkan ama özünde aynı işlevi gören evrensel bir bilinçdışı yapıdır. Kur’ân’ın bu figürü evrensel olarak tanımlaması, arketip kuramını teyit eder niteliktedir. Böylece Jung’un psikolojik antropolojisi ile Kur’ân’ın evrensel teolojisi arasında doğrudan bir kesişim kurulabilir.

5-6 Mart’ta başlayan, 7 Mart’ta zirveye ulaşan geniş kapsamlı isyanın temelinde aslında bir mezhep hassasiyeti yok. Gerek uyuşturucu trafiği ve mafyatik egemenliğin sürdürülmesi gerek geçmişte işlenen suçların hesabını vermeme çabası gerekse de İsrail ve İran’la bu uğurda girilen kirli ilişkilerin üzeri Alevi kimliği ile örtülüyor. Bu kimlikçi maskenin ürettiği şiddet ise karşı şiddeti ölçüsüz biçimde tetikliyor ve sonuç, Nusayri ve Sünni sivillerin katledilmesi oluyor.

Sürdürülebilir olmayan, zoraki desteklerle ayakta kalan Esed rejiminin dış konjonktürün değişimiyle ve iç dengelerinin bitişiyle birlikte çöküşü, hem mülteci durumuna düşürülen muhalif kitlelerde hem de Şam rejimi kontrolünde yaşayan kitlelerde geniş bir sevinç dalgası oluşturdu. Bu dalganın üzerinde Şam’a taşınan HTŞ iktidarı da İdlib’de edindiği tecrübe sayesinde süreci mümkün olduğunca intikamsız, kansız ve itidalli yürütüyor. Ancak bu itidal hassas dengeler üzerine kurulu…

Saldırıların sadece Nasrallah’ın değil tüm Hizbullah’ın yok edilmesini amaçlayan geniş kapsamlı hedefi, Ortadoğu’daki dengelerin yeniden dizayn edilmesi ile sonuçlanacak. Rusya ve Çin’in bilinçli sessizliğinin yanında İran’ın kendi vekil güçlerini yalnız bırakması, ittifak değil bağımlılık ilişkisinin kötü sonuçlarından biri.

İslam’ın topluma dair koyduğu ahlaki ölçüler, yönetim ahlakına dair kırmızı çizgileri ve ilkeleri var. Bu da İslam’a inanan insanların aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir vizyona da sahip olduklarını gösteriyor.

Türkiye sermayesinin ve iktidarının ortaklaşa biçimde İsrail’le özel ve resmî ticaret devam etmesi, Türkiye’de yaşayan Filistin dostları tarafından protesto edilmesi gereken bir gündemdir. Ancak bu protestoların barışçıl karakterinin bozulmaması, yöntem ve söylemlerin popülizm uğruna asıl amacın önüne geçmemesi gerekir.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.