Artık günümüzde Fulbright tesiri yok, çünkü “yerli Fulbrightler”, UNICEF’ler, Erasmus’tan gelen “yerli”ler var. Acaba bu imkânları kullanıp memlekete faydası olanların sayısı nedir, takip ediliyor mu?
1963’te Aydın’da doğdu. Yükseköğrenimini Erzurum, Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Millî Eğitim Bakanlığı’nda çeşitli görevlerde bulundu. Ayane, Hece, Kaşgar, Yönelişler, Dergâh, Kırklar dergilerinde öykü ve yazıları yayımlandı. Çok sayıda esere imza attı. Balın Tuzu Eksik adlı ikinci öykü kitabı Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın hikâye kitabı seçildi.
Artık günümüzde Fulbright tesiri yok, çünkü “yerli Fulbrightler”, UNICEF’ler, Erasmus’tan gelen “yerli”ler var. Acaba bu imkânları kullanıp memlekete faydası olanların sayısı nedir, takip ediliyor mu?
TRT2’nin yerinde bir tercihle, okulların ara tatile girdiği gün yayımladığı Öğretmenler Odası filminde okul, küçültülmüş bir toplum kesitini, Batı Avrupa veya Almanya’yı temsil ediyor. Hırsızlık, ispiyonculuk, casusluk, delilsiz suçlama, haberlerin çarpıtılması ve ırkçılık gibi temalarla birlikte bir çatışmaya dönüşüyor.
“Sağ”, “sol”u; “sol” “sağ” ve “İslamcı”ları okumamış, “görmemiş”tir. Yani edebî eserin en önemli ölçütü geri plana düşmüştür. Yayınlar üzerinden, yazarların, şairlerin sınıflanması yoluna gidilmiş ve “Türk Edebiyatı” bütünselliğini kaybetmiştir. 60’larda bu ayrım kemikleşmiştir. 80’lere kadar artık yekpare bir Türk Edebiyatı fikrimiz yoktur. Bu yapıyı günümüzde İslamcılar kırıyor. Çünkü Sosyalist/Marksist solun iki önemli yazarı Sabahattin Ali ve Kemal Tahir’in eserlerini artık İslamcılar yayınlıyor.
İlke olarak şahsi ibadetlerde ikinci kişilerin katkısı olmaz, ibadete ortak kabul edilmez. Öyle ki bazı fıkıh kitaplarında “abdest alırken suyu başkasına döktürmek caiz değildir” kaydı vardır. Durum böyle iken Diyanet İşleri Başkanı tarafından ibadetlerin, iyiliklerin yarışma konusu haline getirilmesi hakkındaki açıklamaları bizi hayrete düşürmüştür.
İstiklâl Marşı’nın adını değiştirmek basit bir dil değişikliği değildir. Asıl maksat marştaki ruhî derinliği, maneviyatı değiştirmektir. Bunun için ilk iş olarak dilden başlamışlardır.
Narin Güran cinayeti bize gösteriyor ki utanma duygusu, insana cinayet işletebilir. Fakat bu duygu, sahibini hiçbir zaman terk etmez, etmeyecektir. Geçici rahatlık bir zaman sonra daha ağır bir yük haline gelecek, katili ya itirafa ya yeni cinayetlere sevk edecek veya intihara götürecektir.
Son 20 yıldır bazı AK Partili troller (içlerinde akademisyen, gazeteci ve televizyoncular da var) İsmet Özel’in yazısının veya konuşmasının ‘işe yarar bir yerinden’ tutarak eleştiri bile denilmeyecek yaveleri paylaşıyorlar. Böylece büyük şair ve düşünürü “eleştirerek” kendilerini onun hizasına getiriyorlar. Bekliyorlar ki İstiklâl Marşı Derneği’nden veya İsmet Özel’den bir cevap gelsin. O zaman başları göğe değecek. Zannediyorlar ki İsmet Özel onları takip ediyor.