M. MÜCAHİD SAĞMAN

Sosyoloji Doktora öğrencisidir. Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görevlerde bulundu. Bir süre editörlük görevi yürüttü. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

M. MÜCAHİD SAĞMAN

Sosyoloji Doktora öğrencisidir. Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görevlerde bulundu. Bir süre editörlük görevi yürüttü. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

TÜM YAZILARI

CHP henüz kentli dindarlığın alanına giren bireylere sınıfsal bir umut veya imkân vadetmiyor. Haliyle kazandığı oyların büyük kısmının henüz adresi belli olmayan emanet oylar olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda seçimin bir seçme halinden ziyade ‘seç(e)meme pratiği’ olduğunu söylemek mümkün.

Karakoç’un anıları Türkiye toplumsal hafızasını şekillendiren siyasal ve sosyal örgütlenmelerin tarihi açısından oldukça önemli. Karakoç çeşitli sosyal ve siyasal akımların merkezinde yer almış, ayrıca kendi özgün hareket tarzını bir ekole dönüştürebilmiş ender isimlerden. Bu anlamda bugünün siyasal yönelimleri de dahil olmak üzere Türkiye’yi inşa eden akımların analizinde merkezi bir yer teşkil ettiğini söyleyebiliriz.

İnsan olarak bizlerin her an yeni ve özel bir şey yapmanın ve bununla başka bir alışkanlık kazanmanın yollarını aramamız, haliyle bu arzuyu içimizde doğuran iktidar yapılanmasının basit ve yok edici nesneleri haline geldiğimizin göstergesidir. Kültürel alışkanlıkların sürekliliği ve değer inşa ediciliği karşısında değişimde süreklilik yaratan eksiksiz seferberlik, bireyin tarihsel anlamda da yabancılaşmasını doğuruyor. Orhan Pamuk’un […]

Hamas ve birbirinden ideolojik olarak farklı grupların Filistin tarihinde ilk defa ortak kapsamlı bir operasyon yapma iradesi ve dünya kamuoyunda yaşanan derin bölünme, yeni bir Ortadoğu’nun habercisi olarak okunabilir. Arap Baharı 2010 yılında başlayıp etkileri günümüze kadar devam eden bir dizi sosyal ve siyasal olayın genel adı. Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin kendini yakması birçok Arap diktatörün […]

Sanatın, mimarinin, sosyal ve kültürel alışkanlıkların, iktisadi yaşam biçiminin güdük sembolik argümanlarla bastırıldığına şahit oluyoruz. Tarihsel akışkanlıktan kopuk karar alma ve eyleme geçme süreçleri en fazla bireylerin yaşam alanlarını tehdit ediyor. Türkiye topraklarını ev yapan birçok faktörden bahsedilebilir. Fakat onu ev olmaktan çıkarıp bir çatışma alanı haline getiren saiklerin de az olduğu söylenemez. Yaşam ve […]

Türkiye’nin yaşanabilir bir ülke olmasının önündeki engeller ancak bireylerin sosyal ve hukuki haklarının ideolojik ütopyaların dışında tutulması ile aşılabilir. Ev, mekân olmanın ötesinde bir gerçekliktir ve aynı zamanda herkesin ortak katkı sunduğu, her an yeniden yaratılan bir soyut ve sivil mekanizmadır. Ev mefhumunun ne olacağına dair tartışmaları, evde yaşayan bireylerin yaşama pratikleri üzerinden değerlendirmek mümkün.¹ […]

Türkiye uzunca bir zamandır ne gelenlerin ne kalanların ne de gidenlerin huzur bulabildiği bir geçiş ülkesi konumunda. Kimsenin evi olarak göremediği bir mekânın kalıcı kültürel ve sosyal yapı inşa edebilmesi mümkün görünmemekte. Orhan Pamuk Kafamda Bir Tuhaflık romanında mekân ve onu oluşturan canlı cansız tüm öğelerle insan arasında süregelen bir ilişkiyi ele alır. Mevlüt, Rayiha’yı […]

Erdoğan’ın ‘kazandıran ekose ceket’i zamanla siyasi bir sürecin belirgin bir imgesi olarak gücü ve özgüveni temsil edebiliyor. Ama daralan ekonomik imkânlar ve halkın güçlü ülke politikası yerine kendi reel ihtiyaçlarını karşılamaya dair olağan talebi, Kılıçdaroğlu’nun mütevazı mutfağındaki herkesin sahip olabileceği bir Airfryer’e odaklanmayı icbar ediyor. Seçimler yaklaşırken toplumsal tabanın iknası için siyasi partilerin tüm kozlarını […]

Hukuk evrensel normların değil de kültürel, ekonomik veya sosyal sermayeye sahip seçkinlerin manevra alanı haline geldiğinde ‘kapatma’ eylemine sınır koyabilmek mümkün görünmemekte. Bu da zamanla toplumda tek örgütlenme biçimini ortaya çıkaracaktır; siyasal sınırların gölgesinde, ona tabi bir devlet teşkilatı olarak hareket eden seçmen kitleleri. “Çünkü nedenler ve sonuçlar konusunda yargı yürütmek çok güç bir şeydir; […]

6 Şubat depremi muhafazakâr siyaseti iktidara taşıyan “yerel yönetim başarısı” mitini de bir anlamda boşa çıkardı. Yerel dinamikler yerine merkezden dayatılan projelerin, mekânın yaşanılabilirliğinin ve sürekliliğinin bir parçası olmadığı acı bir şekilde test edilmiş oldu. Kentin geneline yayılabilecek kültürel ve estetik dokunun ekolojiye, afetlere ve sosyolojiye uyumlu olması mimari sürecin temel belirleyicisidir. 90’lı yılların başında […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.