M. MÜCAHİD SAĞMAN

Sosyoloji Doktora öğrencisidir. Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görevlerde bulundu. Bir süre editörlük görevi yürüttü. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

M. MÜCAHİD SAĞMAN

Sosyoloji Doktora öğrencisidir. Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görevlerde bulundu. Bir süre editörlük görevi yürüttü. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

TÜM YAZILARI

Şimdi İran’ı etkileyen süreç İslamcılık açısından yarının dünyasına dair tartışmaları canlı kılabilir. Selefi örgütlerin yaşattığı travma ve statükocu muhafazakârlığın baskısı arasında kalan genç dindarların kentin mekânsal sınırları içinde ürettikleri yeni kimlikler (belki de kimliksizlik) yarının dünyasını konuşmamızı gerektiriyor. İslamcılık tartışmalarının önemli bir kısmı Türkiye’de siyasal iktidarın laik Cumhuriyet karşısında konumlanma biçimine odaklanmakta. Haliyle mevcut iktidarın […]

17 Ağustos 1927’de evlenme teklifini reddettiği bir adam tarafından bıçaklanarak öldürülen Elsa Niyego, İstanbul Yahudilerindendi. Cinayet sonrasındaki gelişmeler, Cumhuriyet’in ‘öteki’ politikasını açığa çıkaran/derinleştiren oldukça politik bir sürecin parçası oldu. Tam 95 yıl sonra, İran’da Mahsa Emini isimli bir kadın, tıpkı Elsa gibi 22 yaşında öldürüldü. Mahsa, İran Kürtlerinden bir ailenin kızı. Onun da cenaze töreni […]

Son 100 yılın sadece siyasal söylemini domine etmekle kalmayan İslamcılık, kültürel pratikleri ve dinsel söylemi de etkilemiştir. Ortaya çıkışı itibarıyla kendine mevzi edindiği nokta geçmiş ve gelecek arasında dinamik bir çatışmayı öngördüğünden siyasalın yanında kültüre, inanca ve toplumsala temas etmek zorundadır. Bu noktada onu özgün ve önemli kılan nokta, temas ettiği dokuyu çift yönlü bir […]

Batı’ya ve Batılı değerlere karşı meydan okuyan güçlü başkan imajı içerideki tüm aksaklıkları örten bir ‘kutsal hale’ haline geliyor. İçeride konser yasaklamalar da bir meydan okuma olarak görüldüğü için muhafazakâr taban tarafından olumlu karşılanıyor. Muhalefetin öncelikle mücadele edeceği temel sorun, bu kutsal halenin yarattığı mistik kahraman imajı olacaktır. Son dönemlerin en önemli gündem maddelerinden olan […]

Lethe Irmağı’nı geçen Çerkeslerin hafızalarını kaybederek Türk ulusuna siyasal olarak dahil olması, Kafkas dağlarının veya Susurluk, Biga veya Manyas’ın zeytin ağaçlarının şahit olduğu acıların üstünü örtmeyecektir. Bu acılar Fırat’ın batısına geçmeye çalışan mültecilerin bünyesinde yeniden neşet ederek başka bir tarihin kapılarını açmakta bizlere.               “Eski inançlarından ve sevdalarından sökülüp alınan zihinler, sürgündeyken geçmişe ait simgeler tümden […]

Ormanlarımız, nefes alabildiğimiz, gökyüzüne bakabildiğimiz alanlar yağmacı bir tüketim hırsıyla yok edilirken elimizdeki metanın değerinin artması hiçbir avantaj sağlamayacaktır. Kültürel bir değer olarak doğa, mübadele değeri olmayan en başat sığınağımızdır. Kendiliğinden oluşmuş ormanları yok edip yerine ekstra uğraşla yapılan şehir parkları, millet bahçeleri asla doğanın yerini tutamayacaktır.  “Bir keresinde menajer bana, ‘Beş yıl içinde kendini […]

Türkiye’nin 1980 sonrası siyasal tercihlerini ve kültürel yapısını ciddi manada etkileyen kırdan kente göç olgusu, bugün mülteciler üzerinden yeniden şekilleniyor. Kentin dış mahallelerine yerleşip çalışmak için merkeze her gün göç etmek zorunda kalan mültecilerin yaşadıkları dışlanma, Kürt nüfusun tecrübesi ile benzer özellikler barındırıyor. İşsizlik maaşını almak için PTT şubesine giden 30’lu yaşlardaki genç adam memura […]

Mülteci ve göç meselesi vatan, devlet gibi kavramların ötesinde konuşulması gereken meselelerdir. Aksi halde milliyetçi bir dilin kurduğu öteki ve ben ilişkisi, toplumsal gerilimi tetikleyebilir. Sivil siyasetin imkânlarının genişlemesi, toplumsal uzlaşmanın sağlanması ve buradan devşirilen ahlaki zeminin devleti yönlendiren bir erk olarak güçlendirilmesi, Türkiye’de yeni siyasetin topluma mülteci konusu başta olmak üzere güven vermesi açısından […]

Toplumun hem bireyler/gruplar arası şiddeti hem de otorite tarafından sistematize edilen şiddeti meşru/olağan görmesi, şiddete uğrayan kesime karşı empati göstermemesi, şiddeti uygulayan kişilere özgüven vermekte. Adana olaylarında polisin kameraların önünde görüntü alanlara aldırmadan şiddetin dozunu artırması sanırım bu özgüvenle açıklanabilir.     Şiddet toplumun eski tarihlerden beri bir parçası olarak süregelmiştir. Hatta modern öncesi toplumlarda şiddet […]

Devlet geleneği güçlü toplumlarda devlet, genelde sorunların kaynağı olarak görülmez. Tam aksine o sorunların çözüme kavuşturulması gereken yegâne merci olarak kabul edilir. Bundandır ki tüm toplumsal problemler bir şekilde devlet erkinin çözüme kavuşturması gereken ‘kriz’ler olarak değerlendirilir. Peki ama devlete bu kadar yetki vermek, bir anlamıyla ona tanrısal bir statü vermek doğru mu? Alain Touraine […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.