MUSTAFA ŞAHİN

“Gömleği Yalnız” adıyla yayınlanmış bir öykü kitabı var. Ankara’da yaşıyor.

MUSTAFA ŞAHİN

“Gömleği Yalnız” adıyla yayınlanmış bir öykü kitabı var. Ankara’da yaşıyor.

TÜM YAZILARI

“Kadın, erkek, hasta, doktor, bütün şehir ahalisi delirdi. Ah Yahuda’nın yırtık ruhu. Sen hep böyle can mı çekiştin? Çekiş. Yırtıl. Gazze ile Minab’ın kızları gibi… “Tanrının zarlarıyla oynayan hiç kaybeder mi” dedi kipalı bir bankacı. Kimden geldiği anlaşılmayan bir soru yuvarlandı. Tel Aviv dışı yerlerde bu kumar oynamayan tanrıya rağbet yok mu diyordu. Teoloji itikadı böyle tersyüz etti, şeytan böyle kanına girdi insanın. Öyle olmadı mı? Öyle oldu. Akılla oyuna getirilebilir bir tanrı icat ettik ve herkes füzelendi.

Zimem defteri diye bir defter vardı eski mahalle bakkalında. Yoksulu zengine zimmetleyen bir mahallemizin olduğu zamanlarımızın defteri. Sahi, zimem defterinden kredi kartına ne ara geçtik? Çok olmadı, henüz geçtik. Mahalleden, komşuluktan, tuz ve ekmek hakkından vazgeçince bütün bir hayat biçimi kendiliğinden değişirmiş. Değişti işte, hem de tepeden tırnağa. Kutlu Ramazanı aynı zamanda bir dayanışma mevsimi haline getiren ve kalbi kırık olanların yanında yer alan o iyiler var ve sayıları şükür ki az değil.

Bilgiye, kitaba aşık, takıntılı, tutkulu. Bir ömür kendi yokuşunu tırmandı. Müslüman bir fikir işçisi olarak yaşadı. İnsana, varlığa, şöhrete asla gönül indirmedi. Herkesin rağbet ettiği dünyaya, devlete, siyasete, paraya, pula tavır almış, kimseden ihsan, caize istememişti. Çocuk felci ve üvey anneden kalma iki aksak ayağıyla bir ömür istikamet üzere sabit ve muhkem durdu. Şimdi Üstatsız Malatya.

Keloğlanlık durumu öğrenilmiş bir çaresizlik midir, öğretilmiş bir hissizlik midir, nedir? İnsan bile bile sinirlerini aldırır mı? Gördüğü, kendine gösterilen kanayan açık yarayı görmezlikten gelir mi? İnsan bile bile nasıl taşlaşır, taammüden nasıl ebleh görünür? Seninle anlık bir duygusal paylaşımı dahi reddeden bu insan nasıl bilinçli kör, bilinçli sağır, bilinçli dilsiz olur?

Devlet adamına bile tanrısal sıfatlar atfetmekte bir sakınca görülmezken devletin kendine akıl atfedilmesini belki de normal kabul etmeli ama ortada her şeye vaziyet eden bir devlet aklından söz etmek akla zarardır. “Tüzel varlığın” keşke öyle bir aklı olsa da hepimizin yerine düşünseydi. Öyle bir akıl yoktur. Bu gerçeğin onun yüzüne söylenmesi lâzımsa da şu alacakaranlıkta bunu yapacak kimse yoktur.

Nizam fikri bizde her daim pek yüksek hayranlık uyandırırdı. O kara yağız delikanlı demişti ya ‘tarlamızı sürmüşler’ diye. O gün bugündür sözü nereye sürüklesek bu laf gelir oturur bağrımıza böğrümüze. Merhuma da meğer bizim tarlayı sürdürmüşler. Şu bizim susuz yokuş yörep taşlı tarlayı. Ne akıl ama. Şeytanda yok. Neyse.

İslamcılık tafrasıyla etrafa senelerce parmak sallayıp hakikat vazedenlerin, ekmeğini İslamcı taş ve mermer ocaklarından çıkardıklarına dair ardı sıra yüzlerce yazılı vesika bırakan yazarların, rütbeli vaizlerin, pırpırlı şairlerin ve üst düzey kanaat önderinin ray değiştirirken taşındıkları ideolojinin de ideoloğu olmaya, oranın da ekmeğini, aşını alkışını devşirmeye soyunmaları ne kadar tuhaf, komik, gülünç ve ayıplı bir durum…

Bu ülkede var olmak, değerlenmek, takdir edilmek, kalıcı olmak, hürmet görmek isteyen muktedir, muhalif, mütegallibe, mazlum, parti, dernek, sendika, sınıf başkanı, okul müdürü, umum müdür, meclis başkanı, bakan, başbakan hemen herkes günün sonunda neden A olmak istiyor? Yalnız meşru yolda yürüyen değil gayrimeşru, illegal yoldan yürüyeni bile A olmak istiyor. Neden?

Bütün iddialarımızdan vazgeçmeye hazırız sen gel yeter ki. İster doğudan ister batıdan gel, ister kuzeyden ister güneyden. Ne yandan, nasıl gelirsen gel… Bizi testse niyetin, yeterince test ettin. Daha etme. Bize, ödediğimiz bedele, seni hak edip etmediğimize bakmadan, kendi tabiatın gereği gel. Bize rağmen gel. Yalnız bize değil, herkese, her yere gel.

Nice zaman sonra yavru kurt bekçi köpeğinin mükellef sofrasından birkaç lokma alıp nefsini köreltince yapılan teklife “Evet” demiş. Köpeğin konforlu hayatı aklını başından almamış ama kursağına giren birkaç lokma bütün direncini kırmış.

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.