SELİM VATANDAŞ

1987 yılında Rize’de doğmuştur. 2010 yılında lisans öğrenimini Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, Yüksek Lisans öğrenimini ise 2017 yılında Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda “Türkiye’de Sivil Asker İlişkilerindeki Dönüşüm” üzerine kaleme aldığı tezi ile tamamlamıştır. 2012-2023 yılları arasında Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM), İLKE Vakfı, İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği bünyelerinde araştırmacı-editör olarak görev almıştır. Araştırmalarında Avrupa Birliği siyaseti, jeopolitik ve askeri müdahaleler üzerine odaklanan Vatandaş, hâlihazırda İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda “Jeopolitik ve Din” alanında doktora çalışmalarını sürdürmektedir.

SELİM VATANDAŞ

1987 yılında Rize’de doğmuştur. 2010 yılında lisans öğrenimini Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, Yüksek Lisans öğrenimini ise 2017 yılında Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda “Türkiye’de Sivil Asker İlişkilerindeki Dönüşüm” üzerine kaleme aldığı tezi ile tamamlamıştır. 2012-2023 yılları arasında Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM), İLKE Vakfı, İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği bünyelerinde araştırmacı-editör olarak görev almıştır. Araştırmalarında Avrupa Birliği siyaseti, jeopolitik ve askeri müdahaleler üzerine odaklanan Vatandaş, hâlihazırda İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda “Jeopolitik ve Din” alanında doktora çalışmalarını sürdürmektedir.

TÜM YAZILARI

Avrupa Parlamentosu 6-9 Haziran’da yapılacak seçimlere hazırlanırken masada geniş ve parçalı bir küresel jeopolitik yatıyor. Öte yandan AB, hem üye ülkeler içindeki demokratik gerileme hem insan hakları karnesindeki zayıflar hem de genişleme perspektifinin kırılganlıkları ile oldukça yorgun bir imaja sahip. Avrupa’nın meclis kompozisyonu, tüm bu yorgun hafızayla yeniden inşa edilecek.

Türk-Yunan ilişkilerinde Ege semalarından gelen ABD sinyalini dikkatli okumak gerekiyordu, Türkiye’nin Atina Bildirgesi adımı kayda değer oldu. Şu bir gerçek ki Bildirge’yle iki tarafın kazanacağı fayda, üçüncü tarafların çıkarlarından daha üstün. Fakat Bildirge’nin buzdağının altındaki yorgun yükü de kaldırması gerekiyor.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.