SERAP YAZICI

Serap Yazıcı, 1984’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans (1986) ve doktora (1995) eğitimini tamamladı. 2000 yılında doçent, 2009’da profesör oldu. Askerî Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Başkanlık ve Yarı Başkanlık Sistemleri: Türkiye İçin Bir Değerlendirme, Demokratikleşme Sürecinde Türkiye, Yeni Bir Anayasa Hazırlığı ve Türkiye – Seçkincilikten Toplum Sözleşmesine isimli kitapların yazarı olan Yazıcı, halen İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

SERAP YAZICI

Serap Yazıcı, 1984’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans (1986) ve doktora (1995) eğitimini tamamladı. 2000 yılında doçent, 2009’da profesör oldu. Askerî Müdahalelerin Anayasal Etkileri, Başkanlık ve Yarı Başkanlık Sistemleri: Türkiye İçin Bir Değerlendirme, Demokratikleşme Sürecinde Türkiye, Yeni Bir Anayasa Hazırlığı ve Türkiye – Seçkincilikten Toplum Sözleşmesine isimli kitapların yazarı olan Yazıcı, halen İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

TÜM YAZILARI

Tek umut, yapılacak ilk TBMM seçimlerini takiben Meclis aritmetiğinin önemli ölçüde değişmesi; böylece ortalıkta uçuşan ve izleyenlerde derin bir tiksintiye yol açan yolsuzluk iddialarının yeni TBMM tarafından araştırma ve soruşturmalara konu yapılmasıdır. İşte bu sebeple müteakip seçimler, Türkiye’nin kaderinin tayininde hiç olmadığı kadar tarihî, siyasi ve hukukî bir öneme sahip olacaktır. Kamuoyunun gündemine taşınan yolsuzluk […]

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27 Nisan 2021 tarihli Genelgesinin yöneldiği asıl hedefin, emniyet güçlerine sınırsız ve kontrolsüz güç kullanma yetkisini tanımak olduğu, bu yönüyle de hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı görülmektedir. Öte yandan yapılan açıklamalar, Türkiye’nin demokrasinin aslî unsurlarından olan hukuk devleti ilkesinden uzaklaşarak otoriterizmin ve yönetimde kişiselciliğin bir unsuru olan kanun devletine evrildiğini ortaya koymaktadır. Önceki […]

Alkollü içeceklerin satışının engellenmesine dair tartışmalarla ülkenin karşı karşıya kaldığı en hayatî konuların – ekonomik kriz, pandemiyle mücadele ve bu mücadele kapsamında aşı temini – bir süre için dahi olsa tartışılması önlenmiştir. Dahası bu tartışmayla hükümet yönünden en çok prim yaptığı düşünülen bir alanda, laiklik temelinde yeni bir ayrışma ortaya çıkmıştır. Böylece toplum, mütedeyyin olanlar […]

İstanbul Sözleşmesi, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi, Türkiye’nin aile yapısı üzerinde bozucu etkiye sahip bir hukuk metni değildir. Bu iddiayı öne sürenler, çeşitli siyasi maksatlarla Sözleşme metninin içeriğini tahrif etmektedir. Kadınların siyasal ve sosyal hayattaki rollerinin karşı cinsle eşit kılınmasında pek çok faktör etkili olmakla beraber, bu faktörlerden birinin hukukî mekanizmalar olduğunda şüphe yoktur. Bu […]

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablodan iki önemli sonuç çıkmaktadır. Bunlardan ilki, 2000’lerin başında kabul edilen anayasa reformlarının beklendiği gibi sivilleşmeye yol açmamasıdır. İkincisi ve daha vahim olanı, sivil aktörlerin en az askerî liderler kadar otoriter politikalara eğilimli olmasıdır. Bu ise köklü bir zihniyet dönüşümü olmadıkça anayasa mühendisliği yöntemlerinin sonuç doğurmadığını göstermektedir. Türk siyaset yapısının en […]

Yeni anayasa talebine ilişkin gerekçeler, gerçekten askerî darbe tortularının temizlenmesi ise bu tortulardan biri Cumhurbaşkanına tanınan rektör atama yetkisidir. Bu yetkinin ilgası, üniversitelere gerçek anlamda özerklik tanınması ve akademik hürriyetlerin genişletilmesi, hiç değilse üniversiteler üzerindeki vesayeti ortadan kaldıracaktır. Türkiye, her gün yaşadığı olaylarla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin vahim sonuçlarını tecrübe ediyor. Bu somut tecrübeler, parlâmenter hükümet […]

Hukuk devleti, demokratik bir anayasa düzeninin sine qua non’u, yani olmazsa olmazıdır. Bu nedenle ülkemizde anayasa yargısını etkisiz kılmaya yönelik girişimler, bir süreden beri güçlenen sınırsız iktidar anlayışını pekiştirerek hukuk devleti ve demokrasinin mutlak anlamda sona ermesine yol açabilir. Bir süreden beri Türkiye kamuoyu, hükûmet sistemlerinin dayandığı temel kurumlar ve işleyişleri hakkında yanlış yönde bilgilendirilmek […]

23 Nisan 1920’de kurulan olağanüstü yetkileri haiz Birinci Büyük Millet Meclisi ile bugünkü Meclisin yetkileri arasında ciddi farkların olduğu görülmektedir. 1920 Türkiye’sinde Birinci Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın öncüsü; kurulmakta olan yeni devlet düzeninin en üstün gücü, en güçlü aktörü durumundadır. Bugünkü Meclis ise yürütme ve yargının gücü karşısında devlet düzeninin en güçsüz aktörü hâlindedir. 23 Nisan […]

Türkiye’nin zaman kaybetmeksizin yönelmesi gereken asıl hedef, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin esas alındığı, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunduğu, parlamentarizmin klasik modeline geçişi sağlayacak bir anayasa değişikliğini yürürlüğe koymaktır. Türkiye’nin son on yıla damgasını vuran en önemli meselesi, hukuk devletinden uzaklaşarak keyfîliğe yönelmek olmuştur. Böylece hak ve özgürlükler, anayasal güvencelerinden yoksun kalmış; toplumun hemen […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.