YAVUZ YILDIRIM

Adana Erkek Lisesi (2000), Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü (2004) mezunu. Radikal demokrasi üzerine teziyle Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisansını (2006) tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’ndeki doktorasını küreselleşme-karşıtı hareket ve Sosyal Forumlar üzerine yazdığı tezle bitirdi (2012). Bu çalışma çeşitli değişikliklerle Sosyal Forum’dan Öfkeliler’e (İletişim Yayınları) adıyla basıldı. Birikim, BirGün, Radikal İki, bianet gibi mecralarda yazıları yayımlandı. Ayrıca Adana Futbolu (Mustafa Uçar ile birlikte) ve Mağlubu Anlatmak (İslam Çupi Seçme Yazıları, cilt 3, Barış Karacasu ile birlikte) kitaplarının derleyenlerindendir. Halen Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde çalışmaktadır.

YAVUZ YILDIRIM

Adana Erkek Lisesi (2000), Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü (2004) mezunu. Radikal demokrasi üzerine teziyle Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisansını (2006) tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’ndeki doktorasını küreselleşme-karşıtı hareket ve Sosyal Forumlar üzerine yazdığı tezle bitirdi (2012). Bu çalışma çeşitli değişikliklerle Sosyal Forum’dan Öfkeliler’e (İletişim Yayınları) adıyla basıldı. Birikim, BirGün, Radikal İki, bianet gibi mecralarda yazıları yayımlandı. Ayrıca Adana Futbolu (Mustafa Uçar ile birlikte) ve Mağlubu Anlatmak (İslam Çupi Seçme Yazıları, cilt 3, Barış Karacasu ile birlikte) kitaplarının derleyenlerindendir. Halen Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde çalışmaktadır.

TÜM YAZILARI

Sosyalizm, sadece parti elitleri kontrolünde değil halkın katılımına ve müdahalesine açık olduğu ölçüde demokratikleşir. 1990 sonrası işçi sınıfı liderliğinde bir devrim fikri rafa kalktıkça, sosyalistler demokrasiyi katılımcılık boyutuyla daha fazla önemsemeye başladı. Sosyal demokrasi neoliberalizm içinde eridikçe, demokratik sosyalizm kavramı daha fazla dolaşıma girdi. CHP, uzaktan selam yolladığı bu kavramı halkın sesi olma yolunda adımlar atarak benimseyebilir.

Cumhuriyeti geçmişe özlem biçimine sıkıştırarak yeni bir karanlığa doğru giden şiddet eksenli güç mücadelesini arka plan haline getirmeden, siyasal müdahale ve mücadele alanlarını birlikte örmenin yollarını geliştirmemiz gerekiyor. Yoksa feodal bölünmüşlük, kimin gücü kime yeterse düzensizliği, yeniden yeni düzen haline gelecek.

Son AP seçimlerinin kör topal devam eden Avrupa’nın birlik olma fikrini zedelediği söylenebilirse de henüz öldürücü hamleyi vurduğu söylenemez. Bu küçük kıta, farklılıklarıyla bir arada durmayı başardığı için dünyanın geri kalanından olumlu anlamda ayrılabilmişti. Özgülüğün yerel grupların tekelinde değil birlikte mücadeleyle kazanılacağı fikrini yerleştirebilmek, Avrupa halkları arasında yeniden ortak duyuyu geliştirebilmek, bu hamleyi mümkün olduğunca geciktirecek.

1 Mayıs’lar, eskinin anılması, övülmesi ya da ona üzülmek yerine yeni nesil emekçi kitlelerin bu mücadeleye, düşen ama hâlâ devam eden dirence katılımını sağlamakla canlı tutulabilir. Sadece çalışma ilişkilerinin değil yeni bir hayatı birlikte kurmanın siyasetini örgütleyebilmek için gelecek nesillerin bugünkü deneyimlerinin dikkate alınması gerekiyor.

Yetkilendirme gücüne sahip olan halktan, lideri takip etmek/onaylamak zorunda olan halka doğru geçiş, sistemi demokrasi olmaktan uzaklaştırıyor. Yerel seçimler de genel işleyişin bir kopyası olmanın ötesine geçemiyor.

Bir “büyük resim” göreceksek, o da düşünsel krizin resmidir. Bu da Hollanda özelinde ve Avrupa’daki aşırı-sağ/sağ popülizm deneyimlerinde liberalizmin krizi gibi görünüyor. Hoşgörü merkezli gelişen düşünce, bugün hoşgörüsüzlüğe karşı ne yapacağını bilemez durumda, çünkü ürettiği kurumlar (seçim ve meclis gibi) bizzat bu sorunu üretiyor.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.