Kutsal metinler tarih ve siyasetle iç içe geçti. Babil Sürgünü’nden modern Siyonizm’e uzanan çizgide, travmalar “seçilmişlik” ve “vadedilmiş toprak” anlayışına dönüştü. Mitlerin kimlik inşası ve siyasal projelerde bir “işlevi” vardı. Yahudilerin kutsal metinlerdeki seçilmişlik iddiası, sürgün sonrası yeniden üretilmiş bir kimlik kurgusuydu. Diaspora tecrübesi, hem dini travmalar hem de ideolojik telafi mekanizmaları doğurdu.