ZEKİ ALPTEKİN

İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra girdiği Galatasaray İşletmecilik Yüksek Okulu’nu 1978 yılında bitirdi. Birkaç yıl sendikal çalışmalardan sonra gittiği Almanya’da 1982/83 yılında Bielefeld Üniversitesi’nde başladığı ekonomi yüksek lisans öğrenimini, Bremen Üniversitesi’nde ekonomi-politik ağırlıklı olarak devam ettirerek 1987-88 yılında mezun oldu. Burada, üniversitenin enstitüsünde asistan olarak çalıştıktan sonra, ithalat-ihracat üzerine ek eğitim alarak serbest meslek hayatına atıldı. İnternette çeşitli mecralarda yazıları, incelemeleri yayımlandı.

ZEKİ ALPTEKİN

İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra girdiği Galatasaray İşletmecilik Yüksek Okulu’nu 1978 yılında bitirdi. Birkaç yıl sendikal çalışmalardan sonra gittiği Almanya’da 1982/83 yılında Bielefeld Üniversitesi’nde başladığı ekonomi yüksek lisans öğrenimini, Bremen Üniversitesi’nde ekonomi-politik ağırlıklı olarak devam ettirerek 1987-88 yılında mezun oldu. Burada, üniversitenin enstitüsünde asistan olarak çalıştıktan sonra, ithalat-ihracat üzerine ek eğitim alarak serbest meslek hayatına atıldı. İnternette çeşitli mecralarda yazıları, incelemeleri yayımlandı.

TÜM YAZILARI

Son 10 yıldaki gelişmeler, yıllar önce başlamış bir sürecin tersine çevrilmesi, yani bir deglobalizasyon, ekonomik ilişkilerin renasyonalizasyonu olayı değil. Bu açıdan söz konusu olan, sürecin değişik şartlarda, belli “kaymalar” ve “bölgeselleşme” eğilimleri altında sürmesi, tedarik zincirlerinin oluşan yeni şartlara göre düzenlenmesi, küreselleşmenin girdiği yeni bir evredir. Küresel üretim zincirlerinin (GVC) geleceğine ilişkin tahlil yapabilmenin en […]

80’li ve 90’lı yıllar itibarıyla küresel sermayenin Ar-Ge alanında oldukça az yatırım yapması, mülkiyet hakları konusunun yasal çerçevesinin belirsiz olması ve başlangıçta girişimci stratejilerinin genellikle “ucuz işgücü”nden dolayı emek-yoğun montaj faaliyetlerine dayanması ile açıklanıyordu. Ancak bu durum, Çin’in küresel işletme sistemine, süreçlere giderek daha fazla katılmasıyla birlikte ülkenin Ar-Ge yatırımları için de “enteresan” hale gelmesiyle […]

Gelişmekte olan ülkeler, artık 20’nci yüzyılın büyük oranda montaj faaliyetine dayanan, gelişmiş ülkelerin ek, “uzatılmış fabrika tezgâhı” olmaktan çıkıyor; inovasyon kaynakları olarak küresel üretim zincirlerinde, “karşılıklı bağımlılık” zemininde “global fabrikalar” olarak yerlerini alıyorlar. Bütün bunlar, her iki ülke grubunun teknolojik olarak birbirine yaklaşmasının zeminini oluşturuyor. Bir önceki çalışmamızda sektörler bazında örneklemeye çalıştığımız “küresel üretim zincirlerinin” […]

Yerel üretim zincirlerinin ayrışma süreci, buradaki ögelerin bir kısmının uluslararası arenaya taşınması 80’li yıllar itibarıyla daha da hızlandı. 90’lı yıllarda enformasyon ve komünikasyon teknolojilerinin gelişmesi ve internet vasıtası ile “küresel üretim zincirleri” gözle görülür somut olgular olarak dünya ölçüsünde yaygınlaştı. Pandeminin son dönemlerinde “tedarik zincirlerindeki zorluklar”, “üretimin kısıtlanması” ifadelerini sıkça duyduk. Ticaret savaşları ve özellikle […]

Pandemi krizi ile birlikte ortaya çıkan tedarik zincirlerindeki aksaklıklar, yarı iletkenler ya da çip konusunun otomotiv ve elektronik sektörü için önemini, bu sektörün ne kadar hassas ve krize açık olabileceğini gösterdi. Çip, elimizdeki cep telefonlarından kullandığımız ev aletlerine, otomobillere vs. çalışan her modern alet içinde kullanılan, dijital sistemlerde onsuz yapılamayan, en küçük (mikro) bilgi-işlem yapan […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.