Bernie Madoff Dünyayı Nasıl Kandırdı?

Merhum finansörün ismi belirli bir tür yatırım dolandırıcılığından bahsetmek için kullanılır oldu. Bu da, O’nun uzunca bir süre yaptığı vurgunların yanına kâr kaldığının bir göstergesi.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Bernard Madoff öldü, ama bu onun adını son duyuşumuz olmadı. Tıpkı kendinden önceki Charles Ponzi’nin adı gibi, Madoff adı da çoktan finansal sözcük dağarcığının bir parçası oldu. Finansörlerin kâr elde etmek için insan doğasından nasıl istifade edebileceklerini ifade etmenin basit bir yolu olarak kaldı.

 

Ponzi, posta pullarının işin içinde olduğu bir planla, yeni yatırımcılardan alınan parayla eski yatırımcılara ödeme yapıldığı ve iddia edilen esas yatırımların aslında yapılmadığı yatırım planlarına adını vermişti. Ne yazık ki, Ponzi 1949’da öldüğünden bu yana bir sürü buna benzer dolap döndü. Bunların pek çoğu da, Madoff’un vurgunu gibi, 2008 mali krizinin ardından açığa çıktı. Madoff, Ponzi kavramını daha önce kimsenin ihtimal veremeyeceği bir uca taşıdı. Madoff’un tutuklandığı ve 65 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilen bir Ponzi şeması işletmekle suçlandığı haberi 2008’in şoklarının en büyüklerinden biriydi. Haber ekranlara yansıdığında finans dünyasının tepkisi aynıydı: “Bu nasıl mümkün olabilir?”

 

On yıldan fazla bir zaman sonra Madoff’un başarısının sırrını anlamaya başlayabiliyoruz. Madoff aramızdan ayrılırken, uzunca bir süre sürdürdüğü vurgundan sıyrılmasını sağlayan temel ilkeleri hepimizin anlaması gerek:

 

-Madoff disiplinliydi. Uyguladığı plan kendi içinde tutarlıydı, kayıtlar tutulmuştu, müşteriler muntazaman sahte beyanlar alıyordu, nakit çekmek isteyenler istedikleri miktarı zamanında alıyordu. Bu beyanlar enine boyuna incelendiğinde endişelere neden olabilirdi ama bunu da düşünmüştü. Böyle bir tehlikenin ortaya çıkmamasını sağlamayı başardı.

 

-Madoff’un ayırdediciliği, olağanüstü bir şeyden ziyade tutarlılığıydı. Bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, olasılıkla gerçek değildir klişesini herkes bilir. Bütünüyle değerlendirildiğinde, Madoff’un yatırım sicili fazlasıyla iyiydi. Hatta herhangi bir yılın bu kadar iyi göründüğü olmamıştı. Yıllarca “kazanç”ını yüzde 10 ya da yaklaşık bu oranlarda bir birleşik faizde tutmayı sürdürdü. Piyasa yüzde 20’ye yükselse bile, hiçbir zaman daha iyisini yapma iddiasında bulunmadı. İstatistikçiler, ancak Madoff yıllarca işlem yaptıktan sonra burada bir hile olduğunu söyleyebildi. Tamı tamına tutarlılığı, nihayetinde istatistiksel olarak inanmanın mümkün olmadığı bir hale geldi. Yine de her bir yıl, bağımsız olarak alındığında, tamamen inandırıcıydı.

 

-Tutucu insanların kısa yoldan zengin olmayı uman açgözlülerce değil doğru düzenbaz türü tarafından dolandırılabileceğini anlamıştı. Madoff’un avları genellikle çılgınca bir aç gözlülüğü olanlar ya da beklenmedik bir biçimde alelacele para kazanan şöhret sevdalıları değildi. Dolandırdığı insanlar, Madoff’la yatırım yapmayı, tasarruflarından istikrarlı bir şekilde kazanç sağlamanın güvenilir ve mutedil bir yolu olarak gördüler.

 

-Özel olma isteği, herkese her şeyi satabilmenize yardımcı olur. Madoff planının reklamını yapmadı. Oldukça tecrübeli dalavereci arkadaşları vardı. Arkadaşlarının hepsi satılmış tahvillerinden hisse alıp alamayacaklarını soruyorlar, Madoff bir süre sonra merhamet göstermek ve onlar için bir yol bulabileceğini söylemek üzere, bu konuda yapabileceği bir şey olmadığını söylüyordu. Bu gibi durumlarda insanlar kabul gördükleri için ayrıcalıklı hisseder ve satın almakta oldukları şeyde özel bir şeyler olduğunu düşünürler. Satın aldığınız fonun tanzim edilmemesi ve şeffaf olmaması neredeyse onu değerli kılan bir özelliktir. Yüksek riskli yatırım fonları ve özel sermaye gibi alternatif yatırımlar, bir on yıl sonra da bundan avantaj sağlamayı sürdürüyor.

 

-İnsanları size yatırım yapmaya ikna etmek için öyle büyük hikayelere ihtiyacınız yok. Madoff yatırım stratejisi hakkında kamuoyuna açık olarak konuştuğu nadir durumlarda, neredeyse gülünç bir şekilde dikkatsizdi. Söylediklerini tekrarlamak, onun vardığı sonuçlara varmak mümkün değildi. İnsanlara, söylediklerini tekrarlamaya çalışacak kadar şey söylememiş olduğu için de herhangi bir tespite meydan vermemeyi becerebilmişti.

 

-Kati bir acımasızlık ve sosyopat bir biçimde başkaları için hiçbir şekilde tasalanmama suç işlemeyi oldukça kolay bir hale getirir. Madoff kasıtlı olarak yardım kuruluşları ve kendi dini topluluklarını hedef aldı. Arkadaşlarından çaldı. İnancının gereğini yerine getiren bir Ortodoks Yahudi olarak kendi cemaatinden olanlardan çaldı. ABD Ortodoks Cemiyeti’nin önemli kurumlarından biri olan ve mütevelli heyetinin başkanlığını yaptığı Yeshiva Üniversitesi’ne yapılan bağışları iç etti. Kendi oğullarından biri intihara sürüklendi. Bu boyutlarda bir sinizmi hayal etmek pek çoğumuz için zor. Josef Goebbels’in “büyük yalan”ının bir versiyonuyla, hayırseverlerin arasında daha da hayırsever oldukça, bu hayırseverlerden çalıyor olduğuna inanmak da o kadar zor olmuştu.

 

-Kurumsal bir pozisyon büyük bir paravandır. Madoff aracılık faaliyeti yürüttü ve Nasdaq’ın başkanlığına yükseldi.

 

Bu hususların dışında, o zamanlar pek çok uyarı işaretinin ortada olması gerekirdi. Hesapları, sadece üç çalışanı olan bir muhasebe şirketinin denetiminden geçiyordu. Usulsüzlüğünü ispiyonlayan birkaç kişi hesaplarının gerçek olamayacak kadar iyi olduğuna dikkat çekmişti ama hesaplarını yoktan var etmekten ziyade, içeriden bilgiye dayalı ticaret yaptığı, müşterisinin parasını daha sonra iade etmek üzere kendi hesabına yatırdığı ya da kara para aklama faaliyetlerinde bulunduğu sanıldı.

 

 

Wall Street’te, bir şeylerin peşinde olduğu dedikodusu yaygındı. Birkaç banka ona pek yaklaşmayacaktı. Gazeteciler bilgi topluyordu ve Wall Street’teki en etkili yayınlardan biri olan Barron’s, 2001 gibi erken bir tarihte hesaplarını araştıran bir makale yayınlamıştı. Ama Madoff’un entrikası öyle iyi düşünülmüş ve organize edilmişti ki, her zaman olduğu gibi yaptığı şeyi yapmaya devam etti.

Mevzuat değişiklikleri Madoff’tan sonra da asgari düzeydeydi. Ve belki de ardında bıraktığı en yıpratıcı düşünce, yüzyılda bir olan 2008 krizi olmasaydı, Madoff’un fark edilmeden de ölüp gitmiş olabileceği ihtimalidir.

Bu yazı Bloomberg sitesinde yayınlanmış olup Evrim Yaban-Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.