Biden’ın Afganistan Sınavı

Biden’in seçim kampanyasında seçmenlerine yoğun bir şekilde anlattığı farklı ve kendine özgü hususları vurgulaması, kendi doktrinini somutlaştırması ve bunun iletişimini başarılı bir şekilde yürütmesi gerekiyor. Yoksa Demokratların 2022 yılında Kongre’yi, 2024 yılında da başkanlığı kaybetmeleri hiç de uzak bir ihtimal değil.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Kabil Havalimanı’nda çekilen görüntüler, Afganistan’da yaşanan gelişmeler, kaotik tahliye sürecinde hayatını kaybeden siviller son birkaç haftadır hem dünyanın hem de ABD’nin gündeminde.  Özellikle “Amerika geri döndü” söylemiyle başkanlığına başlayan ve dış politika konusunda Trump döneminden çok farklı bir tutum izleyeceğini açıklayan Joe Biden ve yönetimi, ilk kez ciddi bir şekilde ABD kamuoyu, medyası tarafından eleştiriliyor.

 

NBC News’in Ağustos ayında yaptığı ankete göre, Biden’ın görev onayı hem Afganistan’da yaşananlar hem de COVID-19 salgınının Delta varyantıyla birlikte yeniden etkisini artırması gibi sebeplerden dolayı ilk kez %50’nin altına düştü.[1] Demokrat Parti içinden birçok isim açık bir şekilde çekilme sürecini eleştirmeye başladı, CNN gibi medya kuruluşları ilk kez Biden’a yönelik ciddi olumsuz eleştirilerde bulundu. Cumhuriyetçiler ise Trump döneminde yaşanan tartışmalarının da etkisiyle Demokratların Trump’a yönelik kullandıkları eleştiri kalıplarını Biden’a yöneltmeye başladı. South Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham, Biden’ın azledilmesi gerektiği fikrini ileri sürdü, Florida Senatörü Rick Scott, Biden’ın başkanlığı yürütebilecek kapasitede olmadığını ima etti ve görevden alınması gerektiğini savundu.

 

“Amerika is Back”, Really?

 

Biden, 2020 seçim kampanyasının ana temasını, dünyada ve ülkede yaşanan gelişmeleri öngören, Trump döneminde zarar gören kurumlarla birlikte etkin bir koordinasyon içinde çalışan, devlet yönetiminde tecrübeli olan bir başkan olacağı söylemi üzerine kurgulamıştı. Özellikle Trump’ın Suriye’den ABD askerlerinin çekilmesi kararı, Demokrat Parti başkan adaylığı önseçiminde ana gündem başlıklarından biri olmuş ve çoğu Demokrat, ABD’nin başka ülkelerde asker bulundurmamasını desteklemekle beraber bu çekilmenin ani ve plansız yapıldığını belirtmiş, Trump’ın dış politikadaki tecrübesizliği nedeniyle ABD’nin bütün dünyaya rezil olduğunu ileri sürmüştü.

           

Biden seçim kampanyası boyunca dış politikadaki tecrübesinden, dünya liderleri ile olan iletişiminden bahsetti ve seçim ekibi sıklıkla Trump’ın bu konudaki yetersizlikleri ile Biden’ın tecrübesini karşılaştırdı. Biden’in özellikle pandemi döneminde yaşanan kriz döneminde, güven veren, tecrübeli, ülke yönetimine odaklanan, sorun çözücü, sakin başkan adayı imajının oluşmasında dış politikada yaşanacak krizlerin çözümü için tecrübesini kullanan, yetkin bir başkan olacağı söylemi oldukça kilit bir rol oynadı.

 

Günün sonunda, ABD seçmeni için dış politika her ne kadar birincil etken olmasa da Biden’ın dış politika söylemi hem Trump’ın yetkin biri olmadığını vurgularken, hem de Biden’ın tecrübeli ve dünyadaki sorunlara hakim biri olduğunu belirtirken kullanılan örnekler için bir kaynak teşkil etti. Biden sık sık tecrübesini vurgularken Bin Ladin’in yakalanması sırasında görevde olduğunu, Avrupa ve NATO ittifakı ile arasının iyi olduğunu, Putin’e karşı tavizsiz olduğunu, Trump’ı eleştirirken ise Suriye’den plansız bir şekilde çekilmesini, Kuzey Kore liderini meşrulaştıracak şekilde buluşmasını gündeme getirdi. Böylece, 2020 seçimlerinde ana gündem pandemi olmakla birlikte dış politikada yaşanan gelişmeler ve adayların dış politika tutumları önemli bir etken olarak karşımıza çıktı.

 

Biden göreve gelir gelmez, dış politika ekibini tecrübeli isimlerden oluşturduğunu belirtirken müttefiklere “Amerika is back” mesajını verdi. Dünyada yaşanan gelişmelere daha aktif dahil olan, öngörülebilir bir Amerika algısını pekiştirmeyi amaçlayan Biden; Çin, Rusya, iklim krizi gibi konularda birçok kapsamlı konuşma yaptı, Trump sonrası ABD dış politikasının değişimini vurguladı. Her ne kadar aşılamanın artması, normalleşme sürecinin başlaması neticesinde ekonominin toparlanması, vaka sayılarının azalması ilk aylarının oldukça olumlu geçmesine sebep olsa da Biden, Afganistan’da yaşananlardan dolayı ilk ciddi sınavını vermeye başladı ve eleştirilerin hedefi oldu.

 

Eleştirilerin temel hususu, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi değildi. ABD halkı, büyük oranda ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini destekledi ve iki partinin de tabanı bunu aktif bir şekilde talep etti. Biden’ın eleştirildiği temel husus, bu çekilmenin, özellikle ülkedeki Amerikalıların ve ABD için çalışan Afganların tahliye süreçlerinin plansız, hızlı bir şekilde yapılması oldu. Özellikle Biden’ın Afganistan konusunda Taliban’ın hızlı bir şekilde ilerleyemeyeceği, Afgan ordusunun yeterli kalacağı gibi öngörülerinin hatalı çıkması, ABD Büyükelçiliği’nin apar topar tahliye edilmesi, havalimanında yaşanan korkunç kaos, Biden’ın Afganistan konusunda başarılı bir öngörüye sahip olamadığı eleştirisini güçlendirdi. Bu durum da Trump’ı öngörüsüz, plansız bir dış politika sergilemekle eleştiren Biden’ı çelişkili bir konuma getirdi. Uçaktan düşen Afgan gencin görüntüsünün, havalimanına ulaşmakta zorlanan Amerikalıların feryatlarının, vizesi olup tahliye edilemeyen ABD için çalışan Afganların görüntülerinin ABD imajına zarar verdiği eleştirisi birçok Cumhuriyetçi tarafından dile getirildi ve geçmişte Biden’ın Trump’a yönelik yaptığı aynı çizgideki eleştiriler hatırlatıldı. Bu durum genel olarak, Biden’ın tecrübeli ve öngörüleri kuvvetli başkan imajına zarar verdi.

 

 

            Özellikle Biden nezdinde yaşanan bu çelişki eleştirisi, 2022 ara seçimlerinde pandeminin etkisinin de artmaya devam etmesi durumunda Cumhuriyetçilerin Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağlama stratejilerinin bir unsuru haline gelebilir ve Afganistan’da yaşanan kaosun görüntüleri, Biden’in hatalı çıkan öngörüleri 2022 ara seçimlerinin bir konusu haline dönüşerek olası bir Demokrat yenilgisi ihtimalini arttırabilir. [2] Halihazırda başkanın seçildiği partinin ara seçimleri kaybetme ihtimalinin fazla olduğu geçmişteki örneklerle sabit olduğu için Biden’ın Kongre’de çoğunluğu kaybetmesi başkanlığına çok ciddi zarar verebilir; etkin ve güçlü başkan imajı sarsılabilir ve söz verdiği birçok girişimi Kongre, Yüksek Mahkeme nedeniyle yerine getiremeyebilir. Biden’ın Kongre’yi kaybetmesi durumunda, Biden birçok federal yargıç, bakan, büyükelçi atamasını Cumhuriyetçiler ile birlikte gerçekleştirmek, söz verdiği sosyal yardım harcamaları konusunda Cumhuriyetçilerin engeline takılarak hiçbir yasa geçiremeyecek bir konuma gelmek zorunda kalabilir ve böylece oldukça güçsüz bir başkan olarak ilk dönemini tamamlamış olur.

 

2024 İçin Tehlike Çanları

 

2024 seçimlerinde ne Demokratların ne de Cumhuriyetçilerin adayı belli değil. Seçimlere yaklaşık 3 sene daha var ve bu süre zarfında birçok gelişme yaşanacağı için seçimlerin gündem maddelerini tahmin etmek de oldukça zor. Fakat, her seçimde olduğu gibi dış politika yine gündemde olacak ve büyük ihtimalle Cumhuriyetçiler Afganistan’da yaşananları, nasıl 2020 seçimlerinde Demokratlar Suriye’den geri çekilme sürecini gündemde tuttuysa, gündeme getirecektir. Özellikle Trump dışındaki olası Cumhuriyetçi başkan aday adaylarının dış politika alanında tecrübeli Nikki Haley, Mike Pence, Mike Pompeo gibi isimlerden oluşması dış politikada yaşanan gelişmelerin unutulmayacağının da bir göstergesi. Demokratların adayının Biden veya Harris olması durumunda da Biden yönetiminin Afganistan konusunda sergilediği tutum, iki isimle de özdeştirilecek ve Cumhuriyetçiler tarafından unutturulmayacaktır. Özellikle Biden’in aday olmaması durumunda, Kamala Harris önseçimde diğer adaylar tarafından dış politika konusundaki yetersizliği açısından Afganistan örneği canlı tutularak eleştirilebilir ve bu kriz döneminde neden etkin rol almadığı sorgulanabilir.

 

Kazanan: Trump

 

Afganistan’dan çekilme sürecini başlatan, Taliban ile anlaşma imzalayan ve çekilme sürecinin ana hatlarını oluşturan Donald Trump’tı. Trump, Taliban ile yapılan anlaşmayı ihlal ederek ABD askerlerinin çekilme sürecini 11 Eylül tarihine erteleyen Biden’ı Taliban’ı tahrik etmek ve daha agresif bir şekilde ilerlemesine sebep olmakla suçladı, kendi döneminde bu kaosun yaşanmayacağını vurguladı. Biden, Trump’ın Afganistan’dan geri çekilme kararını devam ettirmeseydi ve ABD’nin askeri varlığının devam edeceğini açıklasaydı, başta sol kanat olmak üzere Demokratlardan ve Cumhuriyetçilerden çok ciddi eleştiriler alacak, özellikle Trump’ın “savaş çığırtkanı” eleştirilerine maruz kalacaktı.

 

Özellikle Afganistan’da 2.500 ABD askerinin hayatını kaybetmesi, Brown Üniversitesi Watson Enstitüsü’nün tespitine göre ABD vergi gelirlerinin yaklaşık iki trilyon dolarının Afganistan için harcanması ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığının ne kadar süreceğinin belirsiz olması birçok kesimin Afganistan’dan çekilme kararını desteklemesine sebep oluyor. Özellikle Trump’ın etkisiyle parti içinde daha güçlenen ve uluslararası askeri müdahalelere karşı olan Cumhuriyetçiler, önceki Demokrat başkanların dış politika önerilerini ciddi bir biçimde eleştiren ve dünya siyasetine çok karışılmamasını savunan sol Demokratlar ve özellikle önseçimlerde dış politika, askeri müdahale gibi konuların daha sık gündeme gelmesi ile sol kanada seçim kaybetmekten korkan, pozisyon değiştiren merkez kanat Demokratlar kamuoyu nezdinde oluşan bu desteği siyasete de taşıdı. Özellikle Afganistan’da yaşananlardan sonra, 2001 yılında Afganistan’a askeri müdahale konusunda olumsuz oy kullanan tek Temsilciler Meclisi üyesi olan Demokrat Barbara Lee’nin geçmiş dönemdeki konuşmaları övülerek tekrardan sosyal medyada paylaşıldı. ABD’nin çekilmesinin doğru olduğu, fakat sürecin en başından beri müdahalenin yanlış olduğu ve çekilmenin de planlı yapılması gerektiği belirtildi.

 

Fakat, Biden, geri çekilme kararını aldıktan sonra da Trump’ın eleştirilerinden kaçamadı. Trump düzenlediği mitinglerde, yaptığı konuşmalarda Biden’ı çok ciddi bir şekilde eleştirdi ve “Afganistan’da yaşananlar, pandeminin etkisinin yeniden artması benim dönemimde yaşansaydı ne olurdu bir düşünün?” sorusunu ortaya atarak Biden’a karşı medyanın ve kamuoyu figürlerinin haksız bir şekilde daha insaflı davrandığını ima etti.

Bültenimize Üye Olabilirsiniz

Bu nedenle Biden Afganistan’da çekilme kararından vazgeçseydi de devam ettirdiği durumda aldığı eleştirilerin benzer dozdaki örneklerinin hedefi olacağı için her iki durumda da kazananın Trump olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Özellikle Trump’ın seçim yenilgisinden sonra sahayı terk etmemesi, fiilen ana muhalefet lideri görevini üstlenerek ABD siyaseti için yeni bir durumun ortaya çıkmasını sağlaması akabinde Trump’ın eleştirilerinin Cumhuriyetçi seçmende karşılık bulduğunu söylemek oldukça mümkün.

 

Peki Şimdi?

 

Biden’in yaşanan bu gelişmelerden sonra özellikle dış politika ekibinin daha çok sorumluluk üstlenerek yaşanan krizi halka anlatmak için çabalaması, daha sağlıklı ve süreci anlatan kapsamlı bir iletişimin sergilenmesi gerekiyor. Özellikle Biden’ın basın toplantısında Amerikalıların güvenli bir şekilde havalimanına ulaştığını belirttiği anlarda CNN muhabirinin bu bilginin doğru olmadığını ortaya koyan gözlemlerini aktarması Beyaz Saray’ın kriz iletişiminin başarısız olduğuna dair eleştirilerin artmasına sebep oldu. Bu nedenle Biden’ın siyasi kariyerine yönelik tehlikeyi bertaraf etmesi için öncelikle Afganistan’da yaşanan krizi bütün boyutlarıyla halka anlatması, gereken hususlarda bir özeleştiri vermesi ve oldukça şeffaf, anlaşılır bir iletişim benimsemesi gerektiği belirtiliyor. Biden’in yaptığı her hatada Cumhuriyetçiler ve Trump’ın geçmişin intikamını almak için Beyaz Saray ve Kongre’ye geri dönmek için ellerini ovuşturması nedeniyle bir tutum değişikliği ihtiyacı Biden için oldukça acil gözüküyor.  

 

Biden’in ihtiyaç duyduğu bir diğer husus ise, Biden Doktrini’nin (ki böyle bir şey varsa) ne olduğunu tam olarak hem ABD hem de dünya kamuoyuna gösterme gerekliliği olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Trump’ın detaylandırdığı Afganistan’dan çekilme politikasını kapsamlı bir değişikliğe gitmeden kabul etmesi, Rusya ile beklenenden daha yumuşak bir diyalog süreci yaşaması Trump ile farkını net çizemediği eleştirilerini de beraberinde getirdi. Yine özellikle NATO, Avrupa ve Güney Asya’daki liberal demokrat ülkelerle olan müttefikliğin sıkılaştırılması konusunda da Obama döneminden farklı, daha geniş vizyonlu bir perspektifin konulamaması da Obama döneminin devamı yorumlarının artmasına sebep oldu. Bu noktada, Biden’in özellikle seçim kampanyasında seçmenlerine yoğun bir şekilde anlattığı farklı ve kendine özgü hususları vurgulaması, kendi doktrinini somutlaştırması ve bunun iletişimini başarılı bir şekilde yürütmesi gerekiyor. Yoksa Demokratların 2022 yılında Kongre’yi, 2024 yılında da başkanlığı kaybetmeleri hiç de uzak bir ihtimal değil.

_

[1] https://www.nbcnews.com/politics/meet-the-press/biden-s-job-ratings-decline-amid-covid-surge-afghanistan-withdrawal-n1277368

[2] https://www.nationalreview.com/corner/red-warning-lights-flashing-for-democrats/

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.