Bolsonaro’nun Yaptıkları Yanına Kâr Kalacak mı?

Seçimden sonra başlayan şiddetin etkisini sürdürmesi, Brezilya’da ihtiyaç duyulanın uzlaşı değil radikalleşmeden kurtulma olduğunu gösteriyor.

bolsonaro

“Oğlunun gözüne olanlarla hiç alakam yok. Uçağa binip gidin. Buradan geçemeyeceksiniz.” Brezilya’nın seçimle görevinden ayrılan Başkanı Jair Bolsonaro yanlılarından biri, dokuz yaşındaki oğlunu korneasındaki soruna müdahale edilmesi için ameliyata yetiştirmeye çalışan çaresiz bir babaya, iki merkez Brezilya kenti olan Sorriso ve Cuiaba arasındaki barikatı kaldırmaları için kendisine yalvardığında, böyle söylemişti. 

 

Babanın yakarışına kulak asan olmadı. Oğlu ve hasta nakil otobüsündeki 24 hasta randevularına yetişemedi.

 

Brezilya’nın yeni gerçekliği ne yazık ki bu.

 

Bolsonaro’nun bir dönem daha Brezilya başkanlığında kalma denemesinin başarısızlıkla sonuçlandığı Ekim ayından bu yana binlerce fanatik Bolsonaro yanlısı ülkedeki anayolları işgal ederek, hileli olduğuna dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen seçimin geçersiz sayılmasını veya askeri bir müdahaleyle aşırı sağcı liderin iktidarda kalmasının sağlanmasını istiyor.

 

Şiddeti Tırmandıran Bolsonarocular

 

Başlarda anayolların tutulması rahatsız edici olmakla birlikte büyük ölçüde barışçıldı. Ancak haftalar geçip de Bolsonaro’nun iktidarda kalmasını sağlamanın bir yolu olmadığı ortaya çıkınca bu eylemlerin şiddet dozu yavaş yavaş artmaya başladı. Özellikle de Bolsonaro’nun büyük destek aldığı Santa Catarina, Mato Grosso ve Rondonia gibi eyaletlerde, “Bolsonaristas” (Bolsonarucular) trafiği kendi yaptıkları bombalar ve fişeklerle durdurmaya başladılar. Yanan lastikler, çöp kutuları ve ağaç gövdeleriyle yolları kapattılar. Kamyonları ve bir keresinde de bir ambulansı yaktılar. Ülkenin her yerinden, kamyoncuların saldırıya uğradığı ve soyulduğu haberleri geliyordu.

 

Bolsonaro yanlılarının şiddeti bu barikatlarla sınırlı da değildi. Rondonia’da bir su boru hattının hedef alındığı ve Bolsonaro yönetimini eleştiren bir gazetenin binasına ateş açıldığı iddia edildi. Santa Catarina’da Federal Otoyol Polisi’ne taşlarla saldırdılar. Brasilia’da solun uğrak yerlerinden biri olarak bilinen bir bara ateş açtılar.

 

Santa Catarina, Parana ve diğer eyaletlerde, seçimle gelen Başkan Lula da Silva’nın lideri olduğu İşçi Partisi’ni desteklediği düşünülen işyeri sahipleri saldırgan çağrılar aldı, sosyal ağlarda haklarında olumsuz yorumlar yapıldı. İsimleri, telefon numaraları ve şirketlerinin adresleri WhatsApp ve Telegram gruplarında Bolsonaro destekçileriyle paylaşıldı. Bunun sonucunda ölüm tehditleri alanlar oldu. Bazı Bolsonarocular, Nazi Almanyası’nı hatırlatan bir yöntemle İşçi Partisi’ne oy verenlerin ev ve işyerlerinin kapısının, partinin logosunu andıran bir yıldızla işaretlenmesini dahi önerdi.

 

Bunların hiçbiri şaşırtıcı ya da beklenmedik değil.

 

2019 Ocak’ında göreve geldiğinden bu yana Bolsonaro ülkeyi buna hazırlıyordu. Dört yıldan beri sürekli olarak, solculara, insan hakları aktivistlerine, feministlere, LGBTİ+ topluluklarına, yoksullara ve hükümetini körü körüne desteklemeyi reddeden tüm diğerlerine karşı şiddeti teşvik etti. Tabanındaki en şiddet yanlısı unsurların silahlara erişimini kolaylaştırdı.

 

Hükümeti, demokratik kurumları zayıflatma ve ülkenin güvenlik güçlerini aşırı sağcı destekçileriyle doldurma sürecini başlattı. Tarım ticaretiyle bağlantılı şiddet yanlısı gruplardan evanjelik radikallere ve diğer aşırı sağcılara kadar Brezilya toplumunun en tehlikeli kesimlerini güçlendirdi.

 

Tüm bu çabaları, 2022 seçimlerinin Brezilya’nın yakın tarihinde şiddete en çok başvurulan seçim olmasına neden oldu; ülke genelinde seçimle ilgili sayısız baskı ve gözdağı, yetkiyi kötüye kullanma, saldırganlık ve hatta birkaç cinayet vakası kaydedildi. Bolsonaro seçimi kaybettiği ve yenilgisi de kesin olduğu için ülkeyi saran kaos ve şiddet yakın zamanda sona erecek gibi görünmüyor.

 

Destekçileri onun adına Brezilya’yı yakıp yıkarken, Bolsonaro seçimin ikinci turundan bu yana, pek alışılmadık bir biçimde, neredeyse gözden kayboldu ve başkanlık sarayında inzivaya çekildi.

 

Kimileri Bolsonaro’nun ortalıkta görünmemesinin sonunda yenilgiye uğradığını kabul ettiğini gösterdiğine inanıyorsa da bunun, çok daha kötüye işaret eden başka bir açıklaması olması kuvvetle muhtemel. Bolsonaro’nun yenilgisinden kısa bir süre sonra, Başkanlık makamı olan Planalto Sarayı’ndaki bilgisayarların bellekleri bir “tehlike” tespit edildiği gerekçesiyle silindi. Haliyle, başkanın görevdeki son günlerini evinde en çok güvendiği sırdaşlarıyla geçirdiğini ve gelecekte bir soruşturmada suçlu olduğunu gösterebilecek tüm kanıtları ortadan kaldırmakta olduğunu varsaymak mantıksız değil.

 

Şiddetin eksik olmadığı bir ülkede, anayolları tıkayan barikatlar ve diğer siyasal şiddet eylemleri devletin dağılmasına yol açabileceği için son derece endişe verici. Halihazırda uyuşturucu çeteleri ve milislerle mücadele eden Brezilya için bardağı taşıran son damla Bolsonarucuların sürdürdüğü siyasal şiddet olabilir.

 

Radikalleşmeden Arındırma Süreci

 

Kimileri kaosun daha da artmasının önüne geçmek ve Bolsonarocuları yeniden ulusal saflara çekmek için Brezilya’nın bir uzlaşı sürecine girmesi gerektiğini öne sürüyor. Ancak Başkan ve destekçileri demokrasiye dahil olmaya ve Brezilya toplumundaki diğer kesimlerle barış içinde bir arada yaşamaya yanaşmadığı için uzlaşı ülkeyi hiçbir yere götürmez. Bugün Brezilya’nın ihtiyacı olan şey, ancak Bolsonaro ve adına siyasi şiddet eylemlerine finansman sağlayan ve bu eylemleri teşvik edenlerin cezalandırılması halinde başarılı bir biçimde tamamlanabilecek bir radikalleşmeden arındırma sürecidir.

 

Böyle bir süreç başladı da. Geçtiğimiz ayın sonlarında, ülkenin seçim mahkemesine başkanlık eden Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes, Bolsonaro’nun Liberal Partisi ile eski koalisyon ortakları İlerici ve Cumhuriyetçi partileri, seçim sonuçlarına karşı açılan davaya “itimatsızlık”ta ısrarcı olmaları nedeniyle 22,9 milyon reais (4,27 milyon dolar) para cezasına çarptırdı.

 

Brezilya’yı çöküşün eşiğine getiren bir başkan ve bir siyasi harekete verilecek hiçbir para cezasının yeterli olması mümkün değil ama yine de bu ceza doğru yönde atılmış önemli bir adım. Brezilya’nın, Bolsonaro ve yandaşlarından halka çektirdikleri acının hesabını sormadan ilerleyebilmesi ve siyasal şiddeti geride bırakması mümkün değil.

 

Bu yazı Al Jazeera tarafından yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için buraya tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.