Brüksel’de Merkel Sonrası Dönem Başlıyor

Angela Merkel’in ayrılma zamanının yaklaşması AB değerlerine ve Merkel’in yokluğunda gidişatı kimin belirleyeceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Almanya’da seçime daha üç ay var ama Brüksel’de Merkel sonrası dönem başladı ve  — elbette kimseyi şaşırtmayacak biçimde — durum pek de hoş değil.

 

Alman Şansölye Angela Merkel AB liderleri arasında en tecrübeli kişi. Geçtiğimiz hafta Cuma günü sona eren zirvenin Merkel’in katıldığı son Avrupa Konseyi Zirvesi olmadığı neredeyse kesin: Almanya’da Merkel’in yerini kimin alacağını belirlemek için koalisyon görüşmelerinde bulunulacağı için, Ekim ayında gerçekleşecek AB toplantılarına yeni Alman lider yerine geçici olarak Merkel’in katılması muhtemel. Yine de bu hafta AB’de ortada buluşma eğilimini belirleyen Merkel’in emekliliğinin yaklaştığı hissediliyordu; zira liderler siyasi nezaketi bırakarak Viktor Orbán’la LGBTQ+ karşıtı bir kanunun geri çekilmesi konusunda birbirlerine girdiler.

 

Toplantıda birbiriyle kavga edenlerse AB’de Merkel’den sonra en uzun süre hizmet eden ve 2010’dan bu yana iktidarda olan iki liderdi: Hollanda’dan Mark Rutte ve Macaristan’dan Orbán.

 

Hollanda Başbakanı Rutte’nin, temel hak ve özgürlüklere saygı duyamıyorsa Macaristan’ın AB’den ayrılması gerektiğini ima edecek kadar ileri gitmesiyle Rutte ve Orbán Perşembe gecesi LGBTQ+ hakları konusunda şiddetli bir biçimde tartıştılar. Görünürde Macaristan’ın hayata geçirdiği yeni önlemlere ilişkin olan bu tartışma AB değerlerine ve Merkel gidince AB’ye kimin (sosyal olarak ilerici bir liberal olan Rutte’nin mi yoksa hoşgörüsüz Hristiyan demokrasisinin kendinden menkul savunucusu Orbán’ın mı) yön vereceğine ilişkin daha kapsamlı bir kavganın başladığını göstermekte.

 

Konsey’in bu haftaki toplantısının “bir geçiş zirvesi” olduğunu söyleyen üst düzey bir AB diplomatı, “Merkel hala görünürde” ama “farklı görüşler arasında köprü kurma kapasitesini ve yeteneklerini özleyeceğiz” diye ekledi.

 

Donald Trump Beyaz Saray’a çıktıktan sonra “özgür dünyanın lideri” olarak pek çok kez tabii ki Merkel’in adı geçti. Avrupa’da birbiri ardına gelen krizlerde (Euro bölgesi borç krizinde ve daha yakın bir zamanda ise koronavirüs salgınında) çoğunluk tarafından durumu kontrol altına alabilenlerin en güçlüsü olarak görülen de Merkel’di.

 

Şimdi kendisi pek yakında gidiyor ve AB’deki çatlaklar büyüyor. Rutte ve Orbán açısından bu zirve, geçen yazdan beri fokurdamakta olan bir kavganın kaynama noktasıydı.

 

Salgın dalga dalga yayıldıkça AB, devasa bütçesinden ve kurtarma paketinden kaynaklanan fonları, AB ülkelerinde hukukun üstünlüğünün sağlanması vaatlerine bağlı kılıp kılmamayı tartışırken iki lider kendilerini bir tartışmanın içinde buldular. Rutte bu girişimin başlıca destekçisiyken Orbán girişim aleyhinde konuşanlardan en lafını sakınmayanı oldu. Bir yerden sonra da mağduru oynamaya ve muhabirlere “Hollanda Başbakanı’nın şahsi olarak benden nefret ettiğinin sebebini bilmiyorum” demeye başladı.

 

Merkel için Zirve, kendi ağırlığını koyabileceği son bir fırsattı.

 

Çok yakında ayrılacağı, liderler arasında Rusya politikası konusunda uzun süren sert bir tartışma esnasında da belirginleşti. Merkel ve yakın dostu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Moskova’ya yönelik yeni bir ödül ve ceza yaklaşımının parçası olarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir zirve yapılması yolunda bir son dakika önerisi sunmuştu. Polonya, Baltık ülkeleri ve kuzeydeki bazı ülkelerin de aralarında bulunduğu diğer ülkeler buna kızgın bir şekilde tepki verdiler ve planı bozdular.

 

AB yetkilileri ve diplomatlarının bazıları, Merkel’in pek alışılmadık bir biçimde, son anda ve hazırlıksız bir girişimi kabul ettirmeye çalışmasında gidişinin (ve bir miras bırakma arzusunun) rolü olduğuna inandıklarını söylediler. Buna ilaveten, Orta ve Doğu Avrupalı liderlerin muhtemelen her koşulda bu plana karşı çıkacağını ancak Merkel’in artık görev döneminin sonuna yaklaşmış olmasının bu fikri çok daha güçlü bir biçimde topa tutmalarını kolaylaştırdığını belirttiler.

 

AB ülkeleri aylardır — 2005’te göreve gelen ve AB’nin en etkili ve dengeleyici siyasi erki olarak görülmeye başlanan Merkel’in öneminin ve ona gösterilen ilginin azalmaya başlamak üzere olduğu — bu anı bekliyordu. Bu an geldi ve bu anın gelişi iyi ya da kötü, görevi devraldığından bu yana, bu ayın başlarında gerçekleştirdiği ilk yurt dışı seyahati için özellikle Avrupa’yı seçen, ABD Başkanı Joe Biden’ın dünya sahnesine çıkışı ile eş zamanlı gerçekleşti.

 

Merkel sonrası döneme dair önemli bir konu Merkel’in şansölyeliğinde üç kez bakanlık görevi yapmış olan, Merkel’in sadık ve yakın ortağı Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen için gidişinin ne anlam ifade edeceğidir.

 

 

Bir diğer konu ise, Merkel’in ayrılışının AB liderlerinden oluşan, giderek sözü geçmeye başlayan ama aynı zamanda da giderek parçalanan Avrupa Konseyi için ne anlama geleceğidir. AB’nin diplomatlarından biri, bu değişimin dünya genelinde toplumda ve siyasette “şu ya da bu şekilde daha kutuplaşmış bir ortamı yansıttığı”nı belirtti.

 

Zirve’nin ilk gününün sonunda gece saat üçte gazetecilere konuşan Belçika Başbakanı Alexander De Croo, bu sefer liderler arasında farklılıkların ortaya çıkış biçiminin şaşırtıcı olduğunu söyledi (Avrupa Konseyi toplantıları genellikle herkesin dayanıklılığını sınar).

 

“İlk kez gerçekten toplantı salonunun büyük çoğunluğu ile bir üye devlet … böylesine açık şekilde karşı karşıya geliyor” dedi. “Meslektaşlarımdan da bunun beklenmedik olduğunu duyuyorum. Avrupa Konseyi’ni her zaman insanların özgürce konuşabildiği ama tabi bunu diplomatik bir yolla yaptığı bir yer olarak gördük. Bu diplomatik bir tartışma değildi.” Görünürde Merkel’in köprü kurma rolünü üstlenmeye aday olan birileri yok.

 

Bir diğer AB diplomatı, hararetli AB zirvesi sırasında “Rutte ve [Portekiz Başbakanı António] Costa kontrolün kendilerinde olduğunu gösterdi” diye belirtti. Costa kısmen Avrupa Birliği Konseyi’nin dönüşümlü başkanlığının başı olması nedeniyle öne çıkmış olabilir. Belçika’nın karmaşık koalisyon siyaseti genellikle köprüler kuran başbakanların ortaya çıkmasını sağlar. Bu AB diplomatı De Croo’nun da “yavaş yavaş bir lider olmaya başladığını” belirtti.

 

Bu arada dördüncü bir diplomat, Avrupa Merkez Bankası’nın eski başkanı ve Avrupa siyasal sahnesinin hatırı sayılır emektarı İtalyan Mario Draghi’nin, arkasında bir siyasi parti bulunmayan bir teknokrat olduğuna değinerek “takdir edilen ama askerleri olmayan bir general” olduğunu söyledi.

 

Manşetleri süsleyen isim, Macron, pek çok diplomata göre Merkel’in rolünü üstlenebilecek gibi görünmüyor.

 

Fransa Cumhurbaşkanı önümüzdeki yıl bir seçimle karşı karşıya olacak ve Merkel’le aynı geçmişe sahip değil. Buna ilaveten Doğu Avrupa ülkelerinden pek çok yetkili Macron’un Moskova’ya karşı, bir savunma duvarı olarak gördükleri bir askeri ittifak olan NATO’yu “beyin ölümü gerçekleşti” diyerek nitelendirmesinden rahatsız ve Macron’u anlaşmazlık çıkaran bir figür olarak görüyor.

 

Kapıya yöneldiğinde Merkel’e övgüler yağdıran diplomatlar zirveden nispeten şaşkın olarak çıktılar: Oldukça dengeli bir lider olan Merkel neden son dakikada sunduğu Rusya teklifi ile bile isteye ortalığı karıştırmıştı?

 

Bu teklif dakikasında ayrılık yarattı ve Soğuk Savaş sonrası ittifaka katılan ülkelerden beklendiği gibi itirazlarla karşılaştı. Belki kimileri bunun ticari bir mesele olup olmadığını merak etmiştir, kim bilir?

 

Bir AB yetkilisi “Ticaret her zaman Almanya dış politikasının temel unsuru olmuştur” demişti. Diğerleri ise Merkel’in, Putin’le Cenevre’de gerçekleştirdiği zirvenin ardından Biden’ın aldığı tutuma uygun davranma çabasında olduğuna dair spekülasyonlarda bulundular. Zirve sırasında bir diplomat “Burada bunu neden yapmış olduğunu tartışıyoruz” diye düşünmüştü. “Bu bir miras meselesi miydi?”

 

Bu yazı Politico sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.