COVID-19’a Nasıl Müdahale Edilir?

Şimdiye kadar gördüğümüz veriler, COVID-19 nedeniyle vaka ölüm riskinin %1 civarında olduğunu söylüyor: Bu oran, bu virüsü tipik mevsimsel gripten kat kat daha şiddetli yaparak, 1957 enfluenza pandemisi (%0,6) ile 1918 enfluenza pandemisi (%2) arasında bir yere koyuyor. İyi haber ise ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerin ve halk sağlığı kurumlarının önümüzdeki birkaç haftada COVID-19’un yayılmasını yavaşlatıcı önlemler alabileceği.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Her krizde liderlerin eşit önemde iki sorumluluğu var: Acil problemi çözmek ve tekrarlanmasını önlemek. COVID-19 bu konuda mükemmel bir örnek. Dünyanın şimdi hayat kurtarması ama bir yandan da genel olarak salgınlara müdahale yollarımızı da iyileştirmesi gerekiyor. İlk noktanın daha acil ama ikincisinin de uzun vadede kritik sonuçları olacak.

Uzun vadeli salgınlara müdahale kapasitemizin iyileştirilmesi sorunu yeni değil. Küresel sağlık uzmanları yıllardır 1918 enfluenza salgınının hız ve şiddetiyle yarışacak başka bir pandeminin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini değil, ne zaman gerçekleşeceğini konuşuyordu. Bill & Melinda Gates Vakfı son yıllarda dünyanın böyle bir senaryoya hazırlanmasına yardımcı olmak için ciddi kaynaklar tahsis etti.

Şimdi ise kalıcı bir zorlukla birlikte, acil bir krizle karşı karşıyayız. COVID-19 geçen hafta, korkmakta olduğumuz, yüzyılda bir gelen bir patojene oldukça benzer davranışlar sergilemeye başladı. O kadar kötü olmamasını umuyorum ama aksi ortaya çıkana kadar öyle olduğunu varsaymalıyız.

COVID-19’un böyle bir tehdit olmasının iki nedeni var. Birincisi zaten sağlık sorunları yaşayan yaşlıların yanında sağlıklı yetişkinleri de öldürebiliyor. Şimdiye kadar gördüğümüz veriler virüsün vaka ölüm riskinin %1 civarında olduğunu söylüyor: Bu oran, bu virüsü tipik mevsimsel gripten kat kat daha şiddetli yaparak, 1957 enfluenza pandemisi (%0,6) ile 1918 enfluenza pandemisi (%2) arasında bir yere koyuyor.

İkincisi, COVID-19 çok etkili bir şekilde taşınıyor. Enfekte olmuş bir kişi ortalama iki veya üç insana daha hastalığı bulaştırıyor. Bu da üstel bir artış oranı. Ayrıca hastalığı hafif geçiren ya da hiç belirti göstermeyen insanlardan bile bulaşabileceği yönünde güçlü kanıtlar var. Bu da COVID-19’un sadece semptomları yaşayanlardan yayılabilen ve çok daha düşük verimde bulaşabilen Ortadoğu Solunum Yolu Sendromu veya Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromundan (SARS) çok daha zor bastırılabileceği anlamına geliyor. Gerçekten de COVID-19 sadece çeyrek sürede SARS’tan 10 kat daha fazla vakaya neden oldu bile.

İyi haber ise ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerin ve halk sağlığı kurumlarının önümüzdeki birkaç haftada COVID-19’un yayılmasını yavaşlatıcı önlemler alabileceği.

Mesela bağışçı hükümetler kendi vatandaşlarının müdahalesine yardımcı olmanın yanında, düşük ve orta gelirli ülkelerin de bu pandemiye hazırlanmasına yardım edebilir. Bu ülkelerin birçoğunda sağlık sistemleri zaten yetersizken, korona virüsü gibi bir patojen onları çok rahat alt edebilir. Ayrıca, daha zengin ülkelerin doğal olarak kendi halklarına öncelik vermek istediğini göz önüne aldığımızda, daha yoksul ülkelerin elinde çok az siyasi veya ekonomik koz var.

Afrika ve Güney Asya ülkelerinin hazırlanmasına şimdi yardım ederek hayat kurtarabilir, virüsün küresel dolaşımını da yavaşlatabiliriz. (Melinda ile yakın zamanda küresel COVID-19 mücadelesini teşvik etmek için tahsis ettiğimiz ve toplam 100 milyon doları bulabilecek tutarın önemli bir kısmı özellikle gelişmekte olan ülkelere odaklanıyor.)

Dünyanın COVID-19 tedavi ve aşıları için yapılan çalışmaları da hızlandırması gerekiyor. Bilim insanları birkaç gün içerisinde virüsün gen dizilimini yapıp, umut vaat eden birkaç aşı adayını geliştirdi ve Coalition for Epidemic Preparedness Innovation (Salgına Hazırlık Buluşları Koalisyonu) hâlihazırda sekiz kadar umut vaat eden aşı adayını klinik deneylere hazırlıyor. Bu aşıların biri veya daha fazlası hayvan modellerinde güvenli ve etkili çıkarsa, Haziran gibi erken bir tarihte geniş çaplı deneylere de hazır hâle getirilebilirler. İlaç bulunma süreci zaten güvenlik testinden geçmiş etken madde kütüphanelerine bakılarak ve haftalar içinde büyük ölçekli klinik deneylere hazır olabilecek antivirüslerin tespiti için makine öğrenimi gibi yeni görüntüleme teknikleri uygulayarak hızlandırılabilir.

Tüm bu adımlar mevcut krizin çözümüne katkı sunacak. Ama aynı zamanda daha büyük sistem değişiklikleri yapmamız gerekiyor ki, bir sonraki salgın geldiğinde daha etkin ve etkili müdahalede bulunabilelim.

Düşük ve orta gelirli ülkelerin birincil sağlık sistemlerini güçlendirmek hayati önem taşıyor. Bir sağlık kliniği kurduğunuzda aynı zamanda salgınlarla mücadele için gerekli altyapının bir parçasını oluşturmuş olursunuz. Eğitimli sağlık personeli sadece aşıyı yapmıyor, aynı zamanda hastalığın gelişimini de izleyerek, dünyayı potansiyel salgınlara karşı uyaracak erken uyarı sisteminin bir parçası görevini görüyor.

Dünyanın ayrıca ilgili kuruluşların anında erişebileceği vaka veri tabanı ve ülkelerin bilgilerini paylaşmasını gerektiren kurallar gibi hastalık izleme sistemlerine de yatırım yapması gerekir. Hükümetlerin yerel liderlerden küresel uzmanlara kadar salgına derhal müdahale etmeye hazır eğitimli personel listelerine ve stoklanan veya acil bir durumda müdahaleye kaydırılmış malzeme listelerine erişimi olmalı.

Bunların yanında hızla ilerleyen bir patojen bulunduktan sonra birkaç ay içerisinde güvenli ve etkili aşı ve antivirüsleri geliştirip onaylatarak milyarlarca doz üretebilecek bir sistem kurmalıyız. Bu teknik, diplomatik ve bütçeye dair engeller arz eden ve kamu ile özel sektörler arasında işbirliği gerektiren çetin bir mesele. Ama tüm bu engeller aşılabilir.

Aşılar için temel zorluklardan birisi, bir salgına müdahalede çok yavaş olan eski protein üretim yollarının geliştirilmesi. Tahmin edilebilir güvenlikte platformlar geliştirmeliyiz ki, yasal denetimler çabuk yapılabilsin ve imalatçıların düşük maliyetle kitlesel ölçekte doz üretmesi kolaylaşsın. Antivirüsler için mevcut tedavileri aday molekülleri hızlı ve standardize bir yolla izleyecek organize bir sisteme ihtiyaç duyacağız.

Bir diğer teknik zorluk da nükleik asitlere dayalı yapılarla ilgili. Bu yapılar virüsün gen dizilimi tespit edildikten sonra saatler içerisinde üretilebilir. Şimdi bunları büyük ölçeklerde üretmenin yollarını bulmalıyız.

Bu teknik çözümlere ek olarak uluslararası dayanışma ve veri paylaşımını sağlayacak diplomatik çabalar gerekecek. Antivirüs ve aşıları geliştirmek kitlesel klinik deneyler ve ülke sınırlarını aşacak patent anlaşmaları gerektiriyor. Araştırma öncelikleri ve deney protokolleri üzerinde mutabakata varılmasına yardımcı olabilecek küresel platformlardan azami derecede faydalanmalıyız ki, umut vaat eden aşı ve antivirüs adayları bu süreçten hızlıca geçebilsin. Bu platformlar arasında World Health Organization R&D Blueprint, deney ağı International Severe Acute Respiratory and Emerging Infection ConsortiumGlobal Research Collaboration for Infectious Disease Preparedness bulunuyor. Bu çalışmanın amacı üç ay veya daha kısa bir sürede hastaların güvenliğini tehlikeye atmadan kesin klinik deney sonuçları elde edip yasal onayları almak olmalı.

Tabii bir de fon sorunu var. Bu çabalara ayrılacak bütçenin defalarca genişletilmesi gerekir. Korona virüsü aşıları için III. Aşama deneyleri tamamlayıp yasal onayları almak için milyarlarca dolara daha ihtiyaç var ve hastalık izleme ve hastalığa müdahale süreçlerini geliştirmek için daha fazla fon gerekecek.

Peki bu neden hükümetin fonlarını gerektiriyor? Özel sektör kendi başına bunu çözemez mi? Pandemi ürünleri olağanüstü yükseklikte riskleri olan yatırımlar ve ilaç şirketlerinin çalışmalarının riskini azaltıp tüm kaynaklarıyla seferber olmaları için kamu fonlarına ihtiyacı olacak. Bunların yanında hükümetler ve diğer bağışçılar küresel kamu menfaati olarak haftalar içinde aşı tedarik edebilecek imalat tesislerini fonlamalı. Bu tesisler normal zamanlarda rutin bağışıklık kazandırma programları için aşı üretebilir ve bir pandemi sırasında hızla üretime uyumlu hâle getirilebilir. Son olarak hükümetlerin, aşıların ihtiyaç duyan topluluklara sağlanıp dağıtılmasını finanse etmesi gerekecek.

Pandemiye karşı milyarlarca dolar ayırmanın çok maliyetli olduğu aşikâr. Ama sorunu çözmek için gereken yatırım ölçeği bu. Ve küresel bir salgının vereceği ekonomik zararlar göz önüne alındığında (en basitinden COVID-19’un tedarik zincirlerini ve borsaları nasıl bozduğuna bakın) bu masraflara değecek.

Son olarak hükümet ve endüstrinin bir konuda anlaşması gerekecek: Bir pandemi sırasında aşı ve antivirüsler sadece en çok parayı verene satılamaz. Salgının merkezinde bulunan ve en çok ihtiyaç duyan insanlar için uygun fiyata mevcut olacak. Bu sadece ahlaken doğru değil, aynı zamanda hastalığın yayılmasına kısa devre yapma ve gelecek pandemileri engellemenin de doğru stratejisi.

Bunlar liderlerin şimdi yapması gereken hamleler. Kaybedecek zaman yok.

Bu yazı ilk olarak New England Journal of Medicine web sitesinde yayımlandı. Daha sonra, 28 Şubat 2020 tarihinde Gates Notes sitesinde yayımlanmış olup, Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

_____
En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.