G20, Hindistan İçin Bir Başarı mı?

Zirve, Hindistan açısından etkileyici başarılarla geçen bir yılın devamı gibi olsa da ‘stratejik otonomiyi’ korumanın zorluğunu da gözler önüne serecek.

g20 hindistan

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı, kilometre taşlarıyla dolu bir yılın doruk noktası. Hindistan aya ayak basan dördüncü ülke oldu, dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’i geride bıraktı ve dünyanın en büyük beşinci ekonomisi unvanını İngiltere’nin elinden aldı. Başbakan Narendra Modi Haziran ayında Washington’da kırmızı halıyla karşılandı.

 

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı, bir dereceye kadar, Hindistan’ın büyük bir küresel güç olduğunun teyit edildiğini gösteren tarihi bir an olarak değerlendirilebilir, Çin’in 2008 Olimpiyatları kadar önemli bir olay gibi görülebilir. 

 

Aynı zamanda Hindistan’ın dış politikasında ‘stratejik otonomi’ taahhüdünü gerçekleştirme yolunda karşılaştığı zorlukları da gözler önüne serecektir.

 

Küresel Güney’in Sesi

 

Yeni Delhi, G20’yi kullanarak ilerleme kaydettiği (ya da kaydetmeye çalıştığı) iç politika önceliklerine dikkat çekmeye çalışıyor.

 

Bu yılki G20, Hindistan’ın Uluslararası Biyoyakıt İttifakı, ‘Mission LiFe’ (döngüsel ekonomi kavramını savunuyor) ve yeşil hidrojen standartları gibi birtakım iklim politikası girişimlerini desteklemesi nedeniyle bir ‘yeşil zirve’ olarak görülebilir. Hindistan yeşil finansmanı kolaylaştırmak için çokuluslu kalkınma bankalarına reform çağrısında da bulunuyor.

 

Yeni Delhi de benzer şekilde, dijital kamu altyapısını (DPI) kolaylaştırmak amacıyla G20’de çokuluslu bir finans organı oluşturmak için, Hindistan’ın dijital refah devleti olma yolunda attığı adımlardan (Aadhar kartı ve Birleşik Ödemeler Arayüzü gibi girişimler yoluyla) istifade etmeye çalışıyor. Bunu, akıllı, sürdürülebilir ve dirençli kentsel altyapı oluşturmaya yönelik daha kapsamlı çabalar bağlamında gerçekleştiriyor.

 

Bu girişimlerle, nihayetinde, Hindistan’ın Küresel Güney’in önde gelen sesi olarak konumlanması amaçlanıyor.

 

Yeni Delhi, bu amaç doğrultusunda, bu yılın başlarında Küresel Güneyin Sesi Zirvesi kapsamında 125 ülkeyi ağırladı ve Afrika Birliği’nin G20’ye tam üyeliğini destekliyor.

 

Bu yıl zirveye Mısır ve Nijerya gibi gelişmekte olan ekonomiler ile Bangladeş ve Mauritius gibi Hindistan’a komşu ülkeler de dahil olmak üzere dokuz ülke misafir olarak davet edildi.

 

Büyük Sorunlar

 

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı, ülkenin dış politikasının karşı karşıya olduğu büyük zorlukların bir mikrokozmosu olarak da görülebilir.

 

Yeni Delhi’nin ‘stratejik otonomi’ ya da ‘çoklu konumlanma’ yönünde uzun süredir devam eden iradesi, Rusya ve Batı da dahil olmak üzere, büyük güçler arasındaki ilişkilerin bozulduğu, ABD-Çin ilişkilerinde de çatlakların arttığı bir ortamda sınanıyor.

 

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılmama kararı zirvenin gidişatını ‘bozan’ bir unsur haline gelirken, Pekin ve Moskova’nın geçen yıla kıyasla daha fazla direnç göstermesiyle zirve bildirisinde Ukrayna sorununa değinmek de zorlaştı.

 

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin de zirveye davet edilmemesi, Yeni Delhi’nin G20’nin temelindeki ekonomik konulara dönmesi konusunda ısrarlı olduğunu gösteriyor.

 

Yeni Delhi’nin Küresel Güney’e daha geniş bir rol biçme çabasının karşısında da jeopolitik engeller var. Hindistan uluslararası sistemde daha adil bir güç dağılımını savunmak ve Batı karşıtı bir gündemi destekliyor görünmekten kaçınmak arasında bir denge kurmaya çalışıyor.

 

Hindistan’ın G20 teması olan ‘Vasudhaivi Kutumbakam’a (‘Tek Yeryüzü, Tek Aile, Tek Gelecek’) içkin bu kapsayıcı ve çatışmacı olmayan gündem, giderek kutuplaşan ve potansiyel olarak ikiye ayrılan uluslararası sistem bağlamında sınanıyor.

 

Hindistan, bu yıl başkanlığını yürüttüğü Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve hatta bu yılki zirvesinde Hindistan’ın üyeliğini genişleten BRICS de dahil olmak üzere, açıktan Batı karşıtı bir yapıda olan forumlardan giderek uzaklaşma riskiyle de karşı karşıya.

 

Yeni Delhi, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (the Quad), Maden Güvenliği Ortaklığı (Minerals Security Partnership) ve AB-Hindistan Ticaret ve Teknoloji Konseyi (EU-India Trade and Technology Council) gibi forumlar aracılığıyla kendisini Batı’ya hizalamaya çalışırken, hem ŞİÖ’de hem de BRICS’de artık açıktan Batı karşıtı dünya görüşüne sahip üç üye (Rusya, Çin ve İran) olacak.

 

Hindistan’ın bu çemberi nasıl dengeleyeceği 21’inci yüzyılda dış politikasının temel belirleyicilerinden biri olacak.

 

Hindistan İçin Zafer Niteliğinde Bir G20 mi?

 

Zirvenin ülkede Modi hükümetinin seçmenler nezdindeki konumunu güçlendireceği kesin. Hindistan G20 dönem başkanlığını özellikle erteleyerek 2024’teki genel seçimlere yakın tarihlere denk getirdi. 

 

Hindistan’ın tüm eyaletlerinde ve birlik topraklarında (tartışmalı Cemmu ve Keşmir bölgesi de dahil olmak üzere) 200’den fazla G20 etkinliğine ev sahipliği yapan Yeni Delhi, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü de teyit etmeye çalışıyor.

 

Ancak Hindistan’ın G20 başkanlığının dünya sahnesinde bir başarı olarak algılanıp algılanmayacağı belirsizliğini koruyor.

 

Gelişmekte olan ekonomilerin (2022’de Endonezya, 2023’te Hindistan, 2024’te Brezilya ve 2025’te Güney Afrika) G20 dönem başkanlıkları serisi, Yeni Delhi’nin G20 gündeminde bir dereceye kadar süreklilik sağlanmasına yardımcı olacaktır.

 

Küresel Güney’deki pek çok hükümet Batı’nın pandemiye tepkisinin yetersiz kaldığını hatırlıyor ve Ukrayna’daki savaşla meşgul olmasına içerliyor, bu da Hindistan’ın dünya sahnesinde Küresel Güney’in savunucusu olma pozisyonuna gelmesinin önünü açıyor.

 

Hindistan stratejik bir fırsat dönemine (Modi’nin deyimiyle ‘Amrit Kaal’) giriyor. Çin’in büyümesi yavaşlarken, ülkenin bu yıl en hızlı büyüyen büyük ekonomi olacağı tahmin ediliyor. Hindistan ayrıca ülkeler özellikle kritik ve gelişmekte olan teknolojilerin bulunduğu alanlarda tedarik zincirlerini Çin’den ayırmaya çalıştıkça, ABD-Çin rekabetinden faydalanmaya da hazır. 

 

Peki Hindistan bu gelişmelerden yararlanarak alternatif bir küresel yönetişim modeli sunabilir mi?

 

Hindistan’ın G20 başkanlığı bunun ilk işaretlerini verdi. İklim ve DPI gündemleri önemli – özellikle DPI, Çin’in ‘Kuşak ve Yol’ Girişimi’ne potansiyel olarak düşük maliyetli bir yazılım dengi sunuyor.

 

Ancak bu girişimler henüz emekleme aşamasında ve hızlı bir etki yaratmaya yetecek mali ve diplomatik güce sahip değiller. Bu arada, genişleyen küresel jeopolitik fay hatları ve Hindistan’ın çoğunlukla dağınık ve ayırıcı olan iç siyasetinin değişkenlikleri, ülkenin küresel hedeflerinin önündeki olası engeller olmayı sürdürüyor.

 

Ortak bir bildiri yayınlama becerisi (ya da beceriksizliği), Hindistan’ın G20 dönem başkanlığının başarısını belirlemede kilit bir gözlem noktası olacak; bazı ülkelerle zirvenin yanı sıra (İngiltere dahil) duraklayan serbest ticaret müzakereleri gibi ikili konularda ilerleme sağlayabilecek görüşmeler de öyle.

 

Tüm bunların yanında Yeni Delhi artık kendi zamanının geldiğine inanıyor. Modi hükümeti döneminde Hindistan, Çin gibi, ‘zamanı bekleme’ ya da düşük profil sergileme anlayışını terk etti.

 

Bu bakımdan Hindistan’ın G20 dönem başkanlığını, yükselen büyük bir küresel güç için bir dönüm noktası olarak görmek yerinde olur. Tabii bu aynı zamanda Hindistan’ın kutuplaşmış bir dünyada stratejik otonomisini geliştirme ve sürdürme konusunda yaşayacağı zorlukların da gözler önüne serilmesini sağlayacaktır.

 

Bu yazı Chatham House sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için buraya tıklayınız.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.