Hangi Ekonomik Teşvik Paketi İşe Yarar?

COVID-19’un ilk baştaki şoku sırasında hükümet ve merkez bankalarının piyasaya devasa miktarlarda likidite aşılaması anlaşılabilir bir durumdu. Ama şimdi politika yapıcıların bir adım geri çekilip hangi teşvik biçimlerine gerçekten ihtiyaç duyulduğunu ve hangilerinin iyilikten çok kötülük doğurma riski olduğunu değerlendirmesi gerekir.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Dünya genelinde hükümetler COVID-19 krizine maliyetleri küresel GSYH’nin yüzde 10’una varan mali ve parasal politikalarla sert müdahalede bulunuyor. Fakat Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanının son küresel değerlendirmesine göre bu teşvik adımları tüketim ve yatırımı politika yapıcıların umduğu düzeyde arttırmayabilir.

 

Sorun şu ki bu paranın önemli bir kısmı doğrudan sermaye tamponlarına aktarılarak ihtiyati dengelerde bir artışa neden oldu. Mevcut durum Büyük Buhran sırasında John Maynard Keynes’i çok endişelendiren “likidite tuzağına” benziyor.

 

Şimdiki teşvik adımları anlaşılır bir şekilde aceleyle, hatta neredeyse panik havasında pandeminin ekonomik etkilerini kontrol altına almak için atıldı. Bu yangın hortumu yaklaşımı ne hedef gözetti ne de hassas oldu ama çoğu yorumcu bunun o dönemin tek çaresi olduğunu savunacaktır. Piyasaya yüklü miktarlarda acil durum likiditesi aktarılmamış olsaydı muhtemelen yaygın iflas, kurumsal sermaye kayıpları ve toparlanmada zorlaşma görecektik.

 

Fakat şimdi pandeminin, acil durum tedbirleri hayata geçirilirken öngörülen birkaç haftadan çok daha uzun süreceği netleşti. Bu da bu programların hepsinin daha dikkatli bir şekilde uzun vadeyi de hesaba katarak değerlendirilmesi gerektiği anlamına geliyor. Derin belirsizlik dönemlerinde ihtiyati tasarruflar genellikle artar çünkü hane ve işletmeler gelecek korkusuyla nakde sarılır.

 

Mevcut kriz de istisna değil. Hane ve işletmelerin aldığı teşvik çeki olarak aldığı paranın çoğu muhtemelen gelecek kaygıları ve azalan harcama fırsatları yüzünden banka hesaplarında âtıl duracak. Aynı zamanda bankalar da yeni krediler çekmek isteyen kredi değeri yüksek borçlanıcılar olmayacağı için muhtemelen likidite fazlasıyla uğraşacak.

 

Bu yüzden ABD mevduat kuruluşlarında tutulan rezerv fazlasının Şubat ile Nisan arasında 1,5 trilyon dolardan 2,9 trilyon dolara yükselerek neredeyse ikiye katlanması şaşırtıcı değil. Kıyaslamak gerekirse Büyük Buhran sırasında bankalarda tutulan rezerv fazlası yalnızca 1 trilyon dolar kadardı. Banka rezervlerindeki bu büyük artış şimdiye kadar uygulanan teşvik politikalarının çarpan etkisinin düşük olduğunu gösteriyor. Banka kredilerinin tek başına bizi bu ekonomik durgunluktan çıkarmayacağı açık.

 

Daha da kötüsü bugünkü likidite fazlasının sosyal maliyeti yüksek olabilir. Genel borç ve enflasyon korkularının ötesinde bankalardaki nakit fazlasının finansal spekülasyona aktarılacağından endişelenmek için de iyi bir neden var. Borsalar her gün keskin iniş-çıkışlar yaşıyor ve bu dalgalanma da artan belirsizlik iklimini kalıcılaştırarak daha ihtiyati davranışlara neden olup toparlanmaya zemin hazırlayacak tüketim ve yatırımdan caydırabilir.

 

Bu durumda likidite tuzağı ve likidite açmazıyla karşı karşıya kalacağız: para arzında devasa artışlar olurken bunun sadece sınırlı bir kısmı hane ve işletmelerce kullanılacak. İyi tasarlanmış teşvik adımları COVID-19 kontrol altına alınınca işe yarayabilir. Fakat pandemi sürdükçe normale dönüş mümkün olmayacak.

 

Şu anda yapılması gereken riski azaltıp harcamayı teşvik etmektir. Firmalar ekonominin altı ay veya bir yıl daha zayıf kalacağından endişelendiği sürece yatırımı erteleyip toparlanmayı geciktirecekler. Bu kısır döngüyü sadece devlet kırabilir. Hükümetler bugünün risklerine karşı, firmalara ekonominin belirli bir zamanda toparlanmaması halinde zararlarını telafi ederek teminat verme sorumluluğunu üstlenmeli.

 

Bunu yapmanın bir modeli bile var. “Arrow-Debreu tahvilleri” (Nobel ödüllü iktisatçılar Kenneth Arrow ve Gérard Debreu’nun adını alan) önceden belirlenmiş şartlar altında ödenebilecek. Mesela hükümet bugün bir araba alan haneye bundan altı ay sonra bile salgın aynı şiddette devam ederse arabanın aylık ödemelerinin erteleneceği garantisini verebilir. Benzer şekilde gelire bağlı borç ve ipotekler konut dahil geniş bir dayanıklı tüketim malları yelpazesinden satın almayı teşvik amacıyla kullanılabilir. Reel yatırımlar yapacak şirketlere de benzer şartlar sağlanabilir.

 

Hükümetler hane tüketimini teşvik etmek için harcama belgeleri basmayı de düşünmeli. Bu uygulama şu anda Çin’de mevcut. Yerel hükümetler 50 şehirde, belirli bir zaman diliminde çeşitli mal ve hizmetlerin satın alınmasında kullanılabilecek dijital kuponlar dağıtıyor. Son kullanma tarihleri olduğu için kısa vadede (ki en çok ihtiyaç o zaman var) tüketimi ve toplam talebi canlandırmada etkili oluyorlar.

 

Pandemi muhtemelen ilk tahmin edilenden çok daha uzun süreceği için daha fazla teşvik gerekecek. Mesela ABD şimdiye kadar çeşitli formatlarda 3 trilyon dolar yardım harcaması yapmış olsa da daha fazla ve daha iyi tasarlanmış tedbirler alınmazsa o paralar birçok işletmeyi gerçekten kurtarmak yerine ancak ömürlerini birkaç ay daha uzatmaya yarayacak.

 

Birkaç ülkede işe yarayan bir yaklaşım da firmalara çalışanlarını tutmak koşuluyla yardım sağlayıp maaşlar ve diğer maliyetler için işletmenin gelir kaybıyla orantılı olarak destek vermektir. ABD’de, birkaç senatörün de yaptığı gibi Washington Eyaleti’nden Temsilciler Meclisi üyesi Pramila Jayapal bu doğrultuda bir yasa teklifinde bulundu.

 

Kötü tasarlanmış teşvik programları sadece etkisiz değil, tehlike potansiyeli de taşıyor. Kötü politikalar tam da ekonominin sürüncemeli bir durgunluğa düşmesini önlemek için ihtiyaç duyulan bir zamanda eşitsizliğe katkıda bulunabilir, istikrarsızlık getirebilir ve hükümete verilen siyasi desteği zedeleyebilir. Neyse ki alternatifler var. Fakat hükümetlerin bunları seçip seçmeyeceğini zaman gösterecek.

 

Bu yazı 8 Haziran 2020 tarihinde Project Syndicate sitesinde yayınlanmış olup, Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.