HÜDA PAR, HDP’nin Elini Tutar mı?

Yıllardır çatışmadan en ağır şekilde etkilenen gençlere kulak vermek ve onlara diyalog masasında yer açmak, olası bir çatışma çözümü sürecini daha da kolaylaştıracak ve barışı da kalıcılaştıracaktır. HDP ve HÜDA PAR’ın böyle bir süreci ertelememesi, birbirlerine el uzatmaları ve uzatılan eli tutmaları, tarafların kendi gençlerine de bir borcu olarak görülmeli, gençlere çatışmanın yükü değil diyalog zemini miras bırakılmalıdır.

hüdapar hdp

HÜDA PAR’ın seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklamasından sonra partiye yönelik başlayan siyasi tartışmalar her geçen gün dozunu artırarak devam ediyor. Seçim sürecine kadar dar bir kesim tarafından bilinen ve kurduğu ittifak sayesinde Meclis’e dört milletvekili gönderen parti, muhalefet bloku tarafından Hizbullah’ın siyasi kanadı olmakla itham ediliyor. Parti ile ilgili tartışmalar, İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’nun katıldığı bir TV programı sırasında sarf ettiği sözler, daha sonra Selahattin Demirtaş’ın İrfan Aktaş’a yaptığı açıklamalar ve son olarak HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun Demirtaş’a verdiği cevapla birlikte başka bir boyut kazandı. Soylu, HÜDA PAR’ın Kürt illerindeki muhafazakârlaştırma projesinin başat aktörlerinden olacağını iddia ederken, Demirtaş bunun bir “Kürdü Kürde kırdırma politikası” olduğunu ve HÜDA PAR’ın Meclis’te HDP’lilerin elini tutması gerektiğini söyledi. Tartışmaya açılan bir diğer konu ise; 90’lı yıllarda başlayan ve son yıllarda ‘donmuş’ bir forma evrilen Kürtler arası çatışmaya bu son gelişmelerin herhangi bir etkisinin olup olmayacağı. Ben de bu yazımda gelecekte çatışmanın nasıl bir yöne evrilebileceğine dair bir değerlendirmede bulunacağım. Bunu yaparken de iki grubun gençleri üzerinden bir analiz yapmaya çalışacağım.

 

Seçimlerden önce tezim için yaptığım saha çalışmasında HDP’li ve HÜDA PAR’lı gençlerle görüşme fırsatı buldum. Hem tezimde hem de bu yazıda gençlere odaklanmamın üç temel sebebi var. Birincisi, her iki hareketin de ana gövdesini gençler oluşturuyor. İkincisi, 90’lı yıllardaki ağır çatışmalarda da, sonraki yıllarda ara ara hortlayan düşük yoğunluklu çatışmalarda da gençler hem fail hem de mağdur olarak ön plandaydı. Dolayısıyla, onların çatışma tecrübelerini dinlemeden, barışa dair perspektiflerini ortaya koymadan gruplar arasında bir barışın mümkün olmayacağını düşünüyorum. Bir diğer deyişle, gençlerin dahil olmayacağı bir barış süreci kısır kalacak ve kalıcı olmayacaktır. Son olarak, gençler kendinden önceki nesillere göre daha az bir politik bakiyeye sahip ve akranlarıyla daha fazla diyalog içindeler. Bu faktörleri göz önünde bulundurduğumuzda, bu çatışmayı gençler üzerinden okumak ‘çatışma gelecekte nereye evrilebilir’ sorusunu cevaplamak adına bazı ipuçları verecektir.

 

Gençlerin çatışmaya dair fikirlerini ortaya koymadan önce iki partiyle ilgili birkaç önemli noktayı göz önünde tutmak gerekir. Öncelikle HDP ve HÜDA PAR derken taban genişliği birbirleriyle paralel olmayan iki siyasi hareketten bahsettiğimizi akılda tutmalıyız. HDP, sadece Kürtlerden değil toplumun farklı kesimlerinden oy alan ve Meclis’te en çok milletvekili bulunduran üçüncü parti konumunda. HÜDA PAR ise ağırlıklı olarak muhafazakâr Kürtlerden oy alan ve daha dar bir kesime hitap eden bir parti. İkincisi, HDP son dönemde gördüğü baskılardan dolayı kısıtlı bir politik alana hapsolmuşken, HÜDA PAR ise katıldığı ittifak sayesinde daha geniş bir hareket alanına sahip oldu. Son olarak, her ne kadar iki partinin politik kimlikleri zıtlık barındırsa da partilerin Kürt Meselesi’nin çözümü için ortaya koydukları perspektif oldukça örtüşüyor. Ki bu meseleye yaklaşımlarından dolayı seçim döneminde her iki parti de karşıt bloklardan ciddi eleştiriler aldı. Dolayısıyla, gençlerin ne düşündüğünü analiz ederken bu üç önemli noktayı da akılda tutmak faydalı olacaktır.

 

Benzerlikler ve Farklılıklar

 

Aslında, HDP ve HÜDA PAR gençliği derken birbiriyle oldukça benzeşen ve bir o kadar da birbirinden farklılaşan iki gençlik grubundan bahsediyoruz. İki grup da yıllardır bölgede yaşanan etno-politik ve etnik grup içi çatışmaların etkilerini benzer şekilde deneyimledi. Süregelen çatışmalardan kaynaklı benzer marjinalleşme ve damgalanma süreçlerini yaşıyorlar. Yaşadıkları sosyal, siyasal, ekonomik sorunlar benzer. Hatta buna psikolojik sorunları da ekleyebiliriz. Bitmek bilmeyen şiddet dalgası her iki gençlik grubunu da benzer şekilde travmatize etmiş durumda. Dolayısıyla, şiddet tecrübeleri ve şiddete dair aktardıkları da oldukça benzeşiyor. 

 

Öte yandan, birbirinden ciddi manada ayrışan iki grup var karşımızda. HDP, farklı gençlik gruplarından oy alabilen bir parti. Dolayısıyla parti bünyesinde blok halinde hareket eden bir gençlik grubu yok. Sürekli değişime ve dönüşüme uğrayan dinamik bir grup. Ama HÜDA PAR görece yerel bir parti ve daha çok muhafazakâr ve dindar Kürt gençlere hitap ediyor. İki genç grubu karşılaştırırken bu farka dikkat etmek gerekiyor. Bununla beraber, HDP’li gençler ideolojik olarak da HÜDA PAR’lı akranlarına göre çok daha değişkenlik gösterebiliyor. Partiye yakınlıkları ve uzaklıkları da benimsedikleri ideolojiye göre değişebiliyor. Bu da bazı HDP’li gençlerde partiye olan aidiyeti törpüleyebiliyor. Öte yandan, HÜDA PAR’lı gençlerde parti aidiyeti oldukça yüksek ve benzer seviyelerde. İttifaklar açıklanmadan önce görüştüğüm her HÜDA PAR’lı genç, istisnasız AK Parti’ye eleştiri getiriyor, son dönem politikalarını yanlış bulduğunu belirtiyordu. Fakat parti yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek açıklamasından sonra gençlik oluşumları bu kararı hızla benimsediler ve bu doğrultuda seçim kampanyasına başladılar. Kısacası, siyasi parti içindeki mecralarda yer alan gençlere bakıldığında; HDP’de daha farklı eğilimleri olan, yer yer partiyi eleştirebilen gençler varken HÜDA PAR’daki aktif gençlerin parti içindeki liderliğe sadık, onu sıkı sıkıya takip eden gençler olduğu söylenebilir. 

 

Çatışma Sebepleri

 

Gençlere çatışmanın sebeplerini sorduğumda, bu iki farklı gençlik grubunun aktardığı üç ortak sebep vardı: İdeolojik farklılık, Kürt siyasal sahasını domine etme mücadelesi ve üçüncü partilerin müdahalesi. Gençlere göre HÜDA PAR’ın İslami kimliği ile HDP’nin seküler kimliği birbirine zıt ve çatışmaya sebebiyet veriyor. İdeolojik farklılığın zaman içerisinde iki bloku ayrıştırdığını ve sonunda çatışmanın kaçınılmaz olduğunu belirten gençler, iki grubun da Kürt şehirlerinde ideolojik bir hegemonya kurma amacı güttüğünü düşünüyor. Gençlerin bu iddiası ile yukarıda belirttiğim Süleyman Soylu’nun bölgedeki sol/seküler ve muhafazakâr akslar üzerine yaptığı açıklama yan yana getirildiğinde, gençlerin çatışmayı doğru okuduğu görülecektir. Son olarak, hem HÜDA PAR’lı gençler hem HDP’li gençler, üçüncü aktörlerin bu çatışmayı ısrarla alevlendirdiğine ve çözümün önünü tıkadığına inanıyorlar. Mevcut çatışmayı bir ‘birakuji (kardeş katli)’ olarak nitelendiren gençler, üçüncü aktörlerin çatışma sürecine müdahil olmasını ise iş birliği üzerinden değerlendirmeyi tercih ediyor. HDP’li gençler HÜDA PAR’ı ‘derin devlet’ ile iş birliği içinde olmakla suçlarken, HÜDA PAR’lı gençler de HDP’yi ‘dış güçler’ dedikleri Batı dünyası ve sol ideolojilerle iş birliği yapmakla itham ediyor. HDP’li gençlere göre, Kürtlerin haklı mücadelesine ket vurmak için derin devlet HÜDA PAR’ı sahneye koydu. Diğer taraftan, HÜDA PAR’lı gençlere göre ise HDP dış güçlerle bir olup Kürtleri milli ve dini değerlerinden uzaklaştırmaya çalışıyor.

 

Çözüm Önerileri

 

İki blok arasında bir barışın mümkün olup olmadığını sorduğumda ise bunun mümkün olduğunu söyleyen gençler, çatışmanın dönüşümü için dört temel öneride bulundu: Diyalog, yüzleşme, her kesimin temsil edildiği bir barış masası ve bağlayıcı bir barış mutabakatı. 30 yıldan fazladır devam eden çatışmanın her iki grubu ciddi manada kutuplaştırdığını aktaran gençler, diyalog zemininin kaybolduğunu ve iki tarafın da birbirinin taleplerine ve isteklerine yabancılaştığına inanıyor. Dolayısıyla, gençlere göre bir şeyler düzelecekse bu ancak diyalog kanallarının açılmasıyla olacaktır. Ayrıca gençler, geçmişle yüzleşmemenin çatışmayı beslediğine inanıyor. İki tarafın da birbirinin acısına ve kaybına saygı duyması gerektiğini bildiren gençler, işlenen suçlarla ilgili de hem bireysel seviyede hem de toplumsal seviyede bir muhasebenin yapılması gerektiği kanasındalar. Bu yüzden anlamlı bir yüzleşmeyi veya son dönemin moda tabiriyle helalleşmeyi bir barış sürecinin olmazsa olmazı olarak görüyorlar. Üçüncü olarak, Çözüm Süreci gibi tepeden inme ve dar kadrolarla yürütülen bir sürecin aksine, toplumun her kesiminin böyle bir sürece dahil olması gerektiğine inanıyorlar. HÜDA PAR’lı ve HDP’li gençlerin kapsayıcılık anlayışı her ne kadar farklılık gösterse de, her iki gençlik grubu da böyle bir barış sürecinin en önemli öznesi olarak yine gençleri gösteriyor. Son olarak gençler, olası barış görüşmelerinde nihai hedefin yazılı ve bağlayıcı bir metin olması gerektiğinin altını çiziyorlar. Bu talepleri iki yönden oldukça dikkat çekici. Birincisi, bu talepleri gençlerin parti elitlerine ve liderlerine güvenmediğini gösteriyor. Ki görüşmeler boyunca birçok gencin parti liderlerinin halkın çıkarından çok kendi çıkarlarına göre hareket ettiğini belirtmesi dikkat çekiciydi. İkincisi, gençlerin hemen hepsi Çözüm Süreci’ni yakında takip etti. Orada atılan yanlış adımları gördüler ve o yanlış adımların dramatik sonuçlarının birebir muhatabı oldular. Dolayısıyla gençler, böyle bir tekrarın yaşanmaması için bağlayıcı bir yazılı metnin ortaya konması gerektiğini düşünüyorlar.

 

HDP’li ve HÜDA PAR’lı gençlerin bir önceki jenerasyona göre çok daha farklı bir değişim ve dönüşümün içinde oldukları aşikâr. Bir kere birbirleriyle daha fazla diyalog halindeler. Çünkü karşılaşma alanları oldukça fazla. Kampüste, okulda, kafede birbirleriyle süregiden bir etkileşim halindeler. 90’lı yılların iki grubu mahalle mahalle, sokak sokak ayırdığını düşünürsek, bugün gençlerin diyalog halinde olması -istenilen düzeyde olmasa da- önemli bir gelişme. Görüştüğüm gençlerin ezici bir çoğunluğunun karşıt partiden en az bir genç arkadaşının olduğunu ve iletişimlerinin sağlıklı bir şekilde devam ettiğini belirtmesi bu yönden oldukça dikkat çekici. 

 

İdeolojik Kimlikler

 

Gençler her ne kadar bir önceki nesle göre daha fazla birbiriyle iletişim halinde ve barış konusunda daha fazla talepkâr olsa da gençlere yönelik tozpembe algıları bir tarafa bırakmak gerekiyor. Her şeyden önce, iki gençlik grubu da genç kimliği yanında bir de güçlü bir politik kimlik taşıyor. İdeoloji, hayatlarının önemli bir kısmını kaplıyor. HDP’li gençler daha çok etnik kimlikleri üzerinden, HÜDA PAR’lı gençler ise dini kimlikleri üzerinden bir politik mensubiyet inşa ediyor. Dolayısıyla, her ne kadar ait oldukları partilerin geçmişte yaptığı hatalara eleştirel bakabilseler de partilerinin bu çatışma özelinde tutturduğu söylemleri sahipleniyor ve çizdiği ideolojik sınırların içerisinde kalmayı tercih ediyorlar. İkincisi, her iki gençlik grubu da bir şiddet ortamının içine doğdu ve şiddeti birebir tecrübe ederek büyüdü.  Güvenlik endişesi her iki grup için de gündelik hayatın bir parçası. Bundan dolayıdır ki, varlıklarını tehdit eden çatışma ortamında topluluk bazlı dayanışmaya ve güvenlik duygularını güçlendiren kolektif kimliklerine karşı daha sahipleniciler1. Günün sonunda iki grubu ayıran soyut sınırların gerisine çekiliyorlar. Bu güvenlik endişesinin bazı korkuları ve önyargıları da beslediği aşikâr. Örneğin, HDP’li gençler HÜDA PAR’ı seküler yaşam tarzına bir tehdit olarak algılarken, HÜDA PAR’lı gençler de HDP’yi İslami yaşam tarzına bir tehdit olarak algılıyor. Son olarak, ideolojik farklılıktan doğan ciddi ayrışmalar gençler arasında mevcut. Bunlardan en temeli ise toplumsal cinsiyet eşitliği konusu. Görüştüğüm HDP’li genç kadınlar, kadın-erkek eşitliği, LGBTIQ+ bireylerin haklarına dair yorumlardan bulunurken, HÜDA PAR’lı gençlerde bu konular hâlâ bir önyargı ve tartışma konusu. 

 

Birçok değişkenin ve aktörün dahil olduğu bir etnik grup içi çatışmanın sadece gençlerin barışı talep etmesiyle veya bu uğurda mücadele etmesiyle sona ereceğini düşünmek çok basit bir değerlendirme olur. Önümüzdeki süreçte HÜDA PAR’ın Meclis’teki faaliyetleri, Süleyman Soylu’nun bahsettiği Kürt illerine yönelik çalışmalarda nasıl yer alacağı, hükümetin kendisine açtığı politik zemini nasıl genişleteceği ve başta HDP olmak üzere Kürt siyasetinin bu gelişmelere nasıl cevap vereceği gibi birçok mesele, bu çatışmanın nasıl evrileceğine dair daha sağlıklı ipuçları verecektir. Ayrıca, devlet ile PKK arasındaki çatışmanın nasıl ilerleyeceği de önemli bir belirleyici olacaktır. Zira, bu etnik grup içi çatışmayı, devlet ile PKK arasında devam eden çatışmadan ayırmak mümkün değildir2. Son olarak, iki tarafın da çözmesi gereken sorunlar, yüzleşmesi gereken gerçekler var. Çatışmayı dönüştürmek de bu sorunların çözümü ve gerçekleri kabullenip buna göre politikalar geliştirmekle doğrudan ilintili. Fakat, her çatışmada olduğu gibi eninde sonunda iki taraf da diyalog kurmaya mecbur kalacaktır. Her iki partinin de Meclis’teki komisyon ve çalışma gruplarında yer alacaklarını var sayarsak, TBMM çatısı bu iki hareket için de diyaloğun ilk ve belki de en uygun zemini olabilir. Böylesi bir durumda, yıllardır çatışmadan en ağır şekilde etkilenen gençlere kulak vermek, karşılaşma alanlarını çeşitlendirmek ve onlara diyalog masasında yer açmak, olası bir çatışma çözümü sürecini daha da kolaylaştıracak ve barışı da kalıcılaştıracaktır. HDP ve HÜDA PAR’ın böyle bir süreci ertelememesi, birbirlerine el uzatmaları ve uzatılan eli tutmaları, tarafların kendi gençlerine de bir borcu olarak görülmeli, gençlere çatışmanın yükü değil diyalog zemini miras bırakılmalıdır.

 

NOTLAR

 

1- Hammack, P. L. (2010). Identity as Burden or Benefit? Youth, Historical Narrative, and the Legacy of Political Conflict. Human Development, 53(4), 173-201.

 

2- Devletlerin üçüncü aktör olarak etnik grup içi çatışmaya dahil olması ve etnik/etnopolitik çatışma ile etnik grup içi çatışma arasındaki ilişki hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.: 

(1) Fjelde, H., & Nilsson, D. (2012). Rebels against Rebels: Explaining Violence between Rebel Groups. Journal of Conflict Resolution, 56(4), 604-628; (2) Warren, T. C., & Troy, K. K. (2015). Explaining Violent Intra-Ethnic Conflict: Group Fragmentation in the Shadow of State Power. Journal of Conflict Resolution, 59(3), 1-26; (3) Henderson, E. A. (2008). Ethnic Conflicts and Cooperation. In L. Kurtz (ed.), Vol. [1] of Encyclopedia of Violence, Peace, & Conflict (pp. 746-758). Oxford: Elsevier; (4) Caspersen, N. (2008). Intragroup Divisions in Ethnic Conflicts: From Popular Grievances to Power Struggles. Nationalism and Ethnic Politics, 14, 239–265

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.