İran’ın Vekil Güçleri, İsrail ve ABD Saldırıları Karşısında Neden Sessiz Kaldı?

İran, ABD’nin savaşa girmesiyle savaşın kontrol edilemez bir hale gelmesine karşı vekil güçlerini yedekte tutuyor. Yerel siyasi endişelerin yanı sıra iki yıllık bölgesel çatışmadaki zorlu kayıplar da Haşdi Şaabi’yi sessiz kalmaya yöneltmiş görünüyor. Haşdi Şaabi açısından tetikleyici faktör, İran’a saldırıların tırmanması ve Ali Hamaney’e olası suikast.

iranın vekil güçleri

İsrail’in İran’a yönelik olarak başlattığı, nükleer tesislere saldırılarla ABD’nin de dahil olduğu bölgesel savaş tehdidi, Tahran’ın vekil güçleri açısından zor bir sınav. Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump taraflar arasında ateşkes sağlandığını duyursa da sürecin evrileceği rota belirsiz. Ekim 2023’ten sonra Hizbullah’ın kapasitesinin önemli oranda çökertilmesi, Baas rejiminin yıkılmasıyla İran ve milislerinin Suriye’de etkisizleşmesi, Yemen’deki Husilerin coğrafi ve ideolojik sınırlılıkları, vekil güçlerin İsrail’in İran’a saldırılarını izlemekle yetinmesine neden oldu.

 

İran füzeleri ve insansız hava araçlarıyla İsrail ve ABD savaş uçaklarının Irak hava sahasını kullandığı savaş, İran’ın “Direniş Ekseni”nin parçası Iraklı Şii milis grupların evinde. Ketaib Hizbullah, Harekât en-Nuceba, Ketaib Seyyid Şüheda ve Asaib Ehl’il Hak gibi şahin milis grupları, İran’a yönelik saldırılara karşı kararlılık gösterecekleri ve Amerikan üslerini hedef alacakları yönünde tehditler yağdırsa da İsrail’in İran’a saldırılara başladığı 13 Haziran’dan bu yana ABD’nin Anbar’da kullandığı Ayn el-Esad ve Erbil’deki Harir üslerinin yakınına düşen drone’lar dışında henüz ciddi bir saldırı olmadı. Bağdat sokaklarında destekçileriyle İran’a saldırılara karşı protestolarla gövde gösterisi yapmakla yetinen milis gruplarının ortak operasyon merkezi kurarak Irak ve Körfez’deki Amerikan üslerine misilleme yapmak için acil eylem planları hazırladıkları iddia edildi. Ancak Iraklı milislerin, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı ABD birliklerine çok sayıda saldırı düzenlemeleri ve İsrail’e yönelik çoğunlukla başarısız saldırıları hatırlandığında, Tahran’a karşı savaşta da çekinceyle hareket ettikleri anlaşılıyor.

 

ABD ile İran’ın çatışma perdesinde başarılı ‘diplomatik denge’ performansı sergileyen Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, savaşın Irak sahasına yayılmasını önlemek için diplomatik kanallara odaklansa da Tahran yanlısı Şii milislerin siyasi ve askerî alanda artan gücünün hoyratlığı ve kör ideolojik özgüveni, ülkeyi bölgesel felakete sürüklenmenin eşiğinde tutuyor. 

 

ABD’nin Şakası Yok

 

ABD, İsrail’in Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik saldırılarıyla başlayan jeopolitik değişimde Tel Aviv’e yönelik bütün tehdit algılarını etkisizleştirmekte kararlı görünüyor. İran’ın başını çektiği ve Hamas, Hizbullah, Suriye’de Esad rejimi, Husiler ve Irak’ta İran destekli milislerin kollarını oluşturduğu “Ahtapot Doktrini”, İsrail’in teker teker hedef aldığı savaş cepheleri. Sert askerî yöntemlerle İran’ın vekâlet ağının tasfiyesine odaklanan strateji çerçevesinde aşamalı olarak Hamas ve Hizbullah’ın zayıflatıldığı ve Suriye’de rejim değişikliğiyle Tahran destekli güçlerin çekilmek zorunda kaldığı gidişat bölgedeki güç dengelerini etkilediği gibi vekâlet savaşlarının da etkisini sınırlandırdı.

 

Irak uzun yıllardır bölgedeki vekâlet savaşlarının mümbit alanı. 2003’teki Irak işgalinin ardından yükselen ve çoğunluğu Haşdi Şaabi bünyesinde yer alan İran destekli milis güçler ABD’nin radarında. IŞİD’e karşı 2014’te kurulan ve 2016’da parlamento kararıyla güvenlik mekanizması bünyesinde yasal zemin kazanan Haşdi Şaabi şu anda İran yanlısı milis grupların domine ettiği bir güç. Yaklaşık 240 bin milisi bulunan, ülke bütçesinden yıllık 3 milyar doları aşan fonun yanı sıra Tahran’dan eğitim ve teçhizat desteği alan Haşdi Şaabi artık bir milis gücünün çok ötesinde. ABD’nin Haşdi Şaabi askerî lideri Ebu Fedek’i terör listesine, Komisyon Başkanı Falih Feyyad’ı da yaptırım listesine ve örgüt içinde pek çok milis grubunu terörist veya yaptırım listesine almasına rağmen örgütün etkinliği azalmıyor.

 

Irak’ta 2021 seçimlerinde milis grupların siyasi uzantılarının siyasetin belirleyicisi haline gelmesi ABD’nin öfkesini pekiştirse de Başbakan Sudani’nin söz konusu güçlerce belirlenmesi, örgütün güvenlik ve siyasal mekanizmada nüfuzunun artması Washington’ın dikkatli davranmasına neden oluyor. Zira İran’ı etkisizleştiren dalganın Irak’a sirayeti, ABD’nin kontrol edemeyeceği kaosu tetikleyebilir. Nitekim Irak hükümeti de son gerilim nedeniyle Irak’ta 2.500 askere ev sahipliği yapan Amerikan üslerine olası milis saldırılarına karşı önlem aldı.

 

ABD milislere saldırıları daha pratik gerekçelerle geciktirirken, Iraklı milislerin asıl endişesi saldıran tarafların teknolojik üstünlükle cerrahi operasyonlarından duyulan endişe ve statükolarını kaybetme riski. Öte yandan, Kasım 2024’te Bağdat hükümetine gönderilen ve milis saldırılarına son verilmemesi halinde Tel Aviv’in harekete geçeceği yönündeki mektup, bu gruplara önemli bir uyarıydı. 

 

ABD, Irak’ta barışçıl bir geçiş istiyor. İran ile müzakerelerini sürdüren ABD, benzer müzakereleri Irak’ta da sürdürme arzusunda. Iraklı milisler ve Tahran için ise Gazze’de başlayan güç kaybının Irak’ı da vurmaması temel öncelik. Ancak ABD, İsrail ile uyumlanan “İran ve destekçilerine maksimum baskı” stratejisi kapsamında Husilere saldırıları sürdürürken, Haşdi Şaabi’yi siyasi ve diplomatik baskılarla hedef alıyor. Direkt saldırının Irak’ı yeniden kaosa sürüklemesi ve sonuçlarının ABD ve İran başta olmak üzere hiçbir aktörün kestiremeyeceği maliyetler doğurma riski olsa da son raddede Washington’a karşı risk seviyesinin artması halinde milislerin Hizbullah ve Hamas tecrübesi yaşaması muhtemel.

 

İran’ın ‘Yedekleme’ Stratejisi

 

İran’ın bölge siyasetinde Filistin’e kadar uzanan vekil güç yapılanması uzun yıllardır bir mite dönüşmüştü. Tahran kendisine yönelen bir tehdit karşısında milis kartını çekinmeden kullanabiliyordu ancak 2020’de İran bölgesel askerî stratejisinin marka ismi Kasım Süleymani’nin ABD suikastıyla ölmesi, bu mitin değişebileceğini gösterdi. Nitekim gelinen noktada İran’ın şu an için hibrit savaş yeteneği önemli oranda zayıflamış durumda. 

 

İsrail ve ABD saldırılarına karşı direkt mukabele eden İran’ın milis güçleri ne ölçüde yetkilendireceği belirsiz. Ancak Hizbullah’ın çok zayıfladığı ortada ve Husilerin belirli sınırlılıkları bulunuyor. Şu an için en güçlü milis yapılanması Haşdi Şaabi. Ancak Haşdi Şaabi’nin en güçlü hali dahi Hizbullah’ın Nasrallah dönemindeki gücüyle kıyaslanamaz.

 

İran, bölgede 2023’ten bu yana aldığı darbelerle ABD ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçınmak amacıyla öne sürdüğü ‘stratejik sabır’ politikasının benzerini Haşdi Şaabi’nin de benimsemesini istiyor. Zira Gazze saldırılarının ardından Husiler ve Hizbullah, İsrail ile direkt karşılaşmaya girerken Haşdi Şaabi uzun süre adeta oyalandı. Hatta Iraklı milisler İsrail’e yönelik saldırılarda Husilerin dahi gerisinde kaldı. İran, ABD’nin direkt saldırılarına rağmen Irak’ta karışıklığın kendi güvenlik endişelerini pekiştireceği, sınırlarını güvensizleştireceği ve olası müzakere ihtimallerini daha da kısıtlayacağı inancıyla vekil güçlerini devreye sokmaktan kaçınıyor.

 

İran, ABD’nin savaşa girmesiyle savaşın kontrol edilemez bir hale gelmesine karşı vekil güçlerini yedekte tutuyor. Yerel siyasi endişelerin yanı sıra iki yıllık bölgesel çatışmadaki zorlu kayıplar da Haşdi Şaabi’yi sessiz kalmaya yöneltmiş görünüyor. Ayrıca, Hamas, Hizbullah ve Esad’a olanlardan sonra İran’ın harekete geçmemesi, Irak milisler arasında Tahran’ın kendilerini sadece vekil olarak kullandığı, korumadığı ve cazibelerini kaybettikleri algısını yarattı. Bu durum da milislerin artan sakinliğiyle ilişkili olabilir. Ancak milisler konvansiyonel savaşın artması durumunda ‘joker’ konumunu muhafaza ediyor. Tahran bu ihtimale karşı vekil güçlerinin güçlü ve operasyona hazır olmasını istiyor. Şu an yedekte kalmaktan memnun olduğu düşünülen Haşdi Şaabi açısından tetikleyici faktör, İran’a saldırıların tırmanması ve Ali Hamaney’e olası suikast. İran’ın, Kudüs Güçleri Komutanı İsmail Kaani aracılığıyla sükûnet çağrısı yaptığı bilinse de Irak’ta son aylarda görünüşte Haşdi Şaabi’nin resmî yapısının dışında faaliyet gösteren yeni Şii silahlı gruplar ortaya çıktı. Lideri ve kadrosu belirsiz olan bu “gölge” gruplar, hedef alınma sorumluluğundan kaçarak ABD-İran güç mücadelesinde vekil olarak hareket edecek. 2019’da da ABD’nin Haşdi Şaabi’ye baskılarının arttığı dönemde benzer gölge milis gruplar peyda olmuştu. Haşdi Şaabi her ne kadar sıcak bir çatışmadan kaçınsa da gölge milisler olası çatışma senaryosuna hazırlık.

 

Kaybetmenin Dayanılmaz Hafifliği

 

Irak’taki karar vericiler ve dinî figürler, Ekim 2023’ten bu yana Haşdi Şaabi’nin çatışmalardan uzak durması çağrısında bulunuyor. Zira çatışmaya çekilmesi halinde hâlihazırda siyasi, toplumsal ve ekonomik açıdan ciddi zafiyetleri bulunan Irak açısından korkutucu bir senaryo. Özellikle son birkaç yılda gözle görünür bir toparlanmanın hissedildiği ülke yeni bir savaşı kaldırabilecek enerjiye sahip değil. Bu bağlamda mevcut hükümetin omurgasını oluşturan Haşdi Şaabi’nin siyasi ayakları da kazanımların heba edilmesinden endişe duyuyor. Zira milisler şu anda devletin bütün kademelerinde oldukça güçlü ve stabil bir Irak’ta politik ve ekonomik olarak fayda sağlıyorlar.

 

Dahası, siyasi kanadı hükümetin bir parçası olmasına rağmen askerî kanadı Lübnan’da devlet dışı bir aktör olarak faaliyet gösteren Hizbullah’ın aksine Haşdi Şaabi, Irak’ta güvenlik güçlerinin resmî parçası. Siyasal sorumluluğun yanı sıra söz konusu legal gerçeklik de milis güçlerin savaşa girmesi açısından sınırlılık. Öte yandan, İsrail ve ABD’nin İran’a ve Hizbullah’a yaşattıklarının benzerini tecrübe etmekten endişe duyan Iraklı milis gruplar, Hizbullah’ın geçmişte sahip olduğu derin stratejik saldırı kabiliyetinden yoksun. 

 

İran, küresel güçlere karşı savaşın ilk perdesinde acı biçimde kaybetti. ABD’nin savaşa girmesiyle Trump’ın ateşkes önerisi gerilimi şu an için teskin edebilir. Ancak İran’ın ‘sarsılmaz’ imajının altüst olması veya savaşın sürmesi, milis güçlerin bundan sonraki eğilimlerinde belirleyici olacak. Irak’ın Kasım ayında seçimlere gidecek olması da ülkenin gidişatı ve milis grupların geleceği açısından bir sınama olacak. Ancak İsrail ve ABD’nin savaşı sürdürmesi veya İran’ın vekil güçlerini ezme stratejisinde kararlı davranması halinde Iraklı milislerin savaşa girmesi kaçınılmaz. Bu durum, Irak’ı belirsizliğe iteceği gibi özellikle Körfez ülkelerini milis saldırılarına açık hale getirecek.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.