İsrail ve Suriye Arasında: Golan Tepeleri

Aksa Tufanı Operasyonu, Golan Tepeleri’nin hemen karşısında konuşlanan Şam Yönetimi ve İran destekli grupların çatışmalara dahil olmasını sağladı…. Lakin Şam’ın yetersiz askeri gücü, Amerika’nın bölgedeki uçak gemisi varlığı ve İran’ın savaş senaryolarından kaçınması, Baas’ın İsrail’in en zayıf anında Golan Tepeleri’ni geri almasındaki en büyük engelleri teşkil ediyor.

golan tepeleri

Birleşmiş Milletler (BM) oylamasında İsrail’in kuruluşu onaylandığında Siyonistler, Kudüs-Tel Aviv hattında yeni bir devlet kurma peşindeyken aynı zamanda Suriye ve Lübnan’ın arasında kalan kuzey bölgesinde hem jeopolitik, stratejik hem de dini düzlemlerde endişe duyuyordu. Suriye ile sınır olan Taberiye Gölü ve kuzeydoğusundaki verimli arazilere, tıpkı Tevrat’ta geçtiği gibi hâkim olmak, Golan Tepeleri’nde tam kontrolün olanaklarını arıyordu. Daha sonraları başbakan olan, Yahudi Ajansı yöneticilerinden Moşe Şaret, çatışmaların en sıcak günlerinde, henüz Haziran 1948’de kurum içi bir yazışmada saldırı savaşı inisiyatifinin tüm cephelerde ellerinde olduğunu belirtiyordu.[1] Bu genişlemeci saldırgan politika; Tevrat’ta Yeşu, Tarihler ve Yasa’nın Tekrarı ayetlerinde Golan’ın kendileri tarafından, barış içinde yaşanabilmesi maksadıyla kurulmasına dayanıyordu. Her açıdan İsrail için önem arz eden bu bölge, kuzey hattının da Suriye ve Lübnan arasında sıkışmasını önleyecek, daha geniş bir toprak alanına sahip olunmasıyla aynı anda açılabilecek birden fazla cepheye karşı daha iyi bir savunma sağlayabilecekti. Esasen İsrail, daha 1950’lerin başında BM tarafından Suriye’ye tanınan Taberiye Gölü’ne ait kullanımları tanımadığını belirterek Golan Tepeleri hattında bir çatışma süreci başlattı. Bugünlerde hâlâ devam eden bu çatışma ortamı, dini kitaplarındaki misyonla tamamıyla farklılık arz ediyordu.

 

Altı Gün Savaşı’nda Savunma Bakanlığı görevini üstlenen Moşe Dayan verdiği bir röportajda Suriye’nin İsrail’e gerçekten bir tehdit olmadığını, Golan Tepeleri’nde hiç sebep yokken Suriye’yi tahrik edecek eylemlerde bulunduklarını, İsrail’in bu bölgeye yönelik saldırgan bir tavra sahip olduğunu ve aslında sınır hattındaki askeri anlaşmazlıklara büyük oranda İsrail’in sebep olduğunu kabul ediyordu.[2]

 

BM her ne kadar Suriye-İsrail sınırını askerden arındırılmış bölge olarak ilan etse de Taberiye Gölü’nün tatlı su kaynağı olması, bölgenin hâkim tepelerden müteşekkil olması ile verimli araziler, Golan Tepeleri ve güney hattının sakin kalamayacak kadar önemli olmasına sebep oluyordu. Dünyadaki Yahudi nüfusunu İsrail’e taşımak isteyen ve tüm Ortadoğu ile sorunları olan Tel Aviv için sıkışıp kaldığı küçük toprak içerisinde Golan Tepeleri’ne hâkim olmak hayati bir önem teşkil ediyordu. Dini referanslarla kazandığı önem kadar Golan bölgesi aynı zamanda su kaynağı açısından da eşit derecede değer kazanıyordu. Suriye ve Lübnan’dan birçok nehir buraya akıyordu. Ölü Deniz’e akan Ürdün Nehri de adeta İsrail’in gözleri önünde akıp gidiyordu. 1953’te Amerika destekli Suriye ve Ürdün ortak girişiminde bir su projesi başladı; Golan ve bağlantılı su yatakları çalışmanın merkezindeydi. İsrail bir yandan milli su projesine başlamış, diğer yandan Golan ve çevresindeki su kaynakları etrafında çatışmaların yaşanmasına sebep oluyordu. Filistin Kurtuluş Örgütü tam da böyle bir atmosferde kuruldu; zaten el-Fetih’in 1964’te gerçekleştirdiği ilk eylemlerden biri İsrail’in milli su proje platformuna yönelik oldu. Buna karşılık 1965 ve 66 yıllarında Suriye’nin gerçekleştirmek istediği su projeleri de İsrail tarafından hedef alındı. Saldırılar sonrasında Cemal Abdunnasır önderliğinde Arap devletleri Kahire’de toplanırlarken hazırlıksız oldukları bir savaşa doğru ilerliyorlardı.[3]

 

golan tepeleri

Harita 1: Golan Tepeleri[4]

 

golan tepeleri

Harita 2: Kuzey İsrail topografyası[5]

 

Hayal Kırıklıkları ve Şok Etkisi: 1967-1973 Savaşları

 

Altı Gün Savaşı bittiğinde Suriye hem hava kuvvetlerini hem de Batı Şeria ile Taberiye Gölü’ne tabiri caizse yukarıdan bakan Golan Tepeleri’ni savaşın dördüncü gününde kaybetti. İsrail’in savunma hattını başkent Şam’ın 50 kilometre kadar yakınına taşıması Baas’ı sarsmayı başarmıştı. Artık iyi eğitimli askerler Şam’da sadece devlet kurumlarını koruyup içeriden bir darbeyi önlemeyi çalışırken, bazıları da Golan Tepeleri’nin düşmesiyle İsrail’in Şam’a girmesinden korkuyorlardı. Baas yöneticileri birbirini suçluyor, subaylar Salah Cedid’in istifa etmesini istiyor ve rejim de giderek aşırıcı bir sosyalist politikaya evirilerek nihayetinde ülke izole bir konuma getiriliyordu. Aslında bu durum Suriye’nin o dönemki devletlerle anlaşamamasından da kaynaklanıyordu; Irak’ta Baas karşıtı Abdurrahman Arif hükümeti, Ben Barka’nın öldürülmesi nedeniyle Fas ile ilişkilerin oldukça kötü olması, Suudi Arabistan ile Ürdün’deki monarşiler ve Tunus Cumhurbaşkanı Burgiba’nın İsrail ile uzlaşıyı savunması söz konusuydu.[6] Golan Tepeleri’nin 1967’de kaybedilmesi; 1970’e kadar süren iç güvenlik sorununa yol açmış ve günün sonunda Hafız Esad darbesiyle Suriye’de yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştu.[7]

 

İsrail için eğimli bir plato olan Golan’ın alınması, 1973 Yom Kippur Savaşı’ndaki sürpriz Şam saldırısını da püskürtmek için kendisine askeri açıdan birçok avantaj sağlayacaktı. Hayfa Limanı ve Kudüs artık İsrail için daha güvenli demekti. En yakın tehdit olan Suriye daha uzağa taşınmış, hâkim konumdaki Golan bölgesi alınmıştı.

 

Topografik yükselti sebebiyle İsrail artık elektronik harp ve radar sistemleriyle Suriye’nin iç kesimlerine daha iyi erişim sağlamaya başladı, erken uyarı sistemleriyle Şam’ın gerçekleştireceği saldırılara karşı hazırlıklı hale geldi. Golan Tepeleri artık İsrail’e yukarıdan bakan, her an Lübnan sınırındaki yerleşim yerlerinin alınabileceği ve orta İsrail üzerinde Şam varlığının hissedildiği bir yer olmaktan çıkmış oldu. Suriye’nin 1973’te 1.000 civarında tankla gerçekleştirdiği saldırısını İsrail, Golan’ın topografyası sayesinde 150 ila 200 tankla durdurmayı başardı ve yedek kuvvetlerinin desteğe gelmesi için yeterli zamanın oluşmasını sağlayabildi.[8]

 

golan tepeleri

Harita 3: Hermon Dağı bakış açısından Hayfa ve Şam[9]

 

İsrail her ne kadar 1982’de Golan’ı ilhak etse de bölgeye nüfus yerleştirmesi savaşın bitmesinden altı ay sonra başladı. Bu dönem 100 bin civarında insanın evlerini terk etmek zorunda kaldı. Sadece Dürzi, Nusayri ve çoğunun Çerkes olduğu Kuneytralılardan oluşan 6.000’e yakın kişi bölgede kalmaya devam etti. Tarım merkezli olarak Golan’ın işlenerek İsrail’e odaklanmasını amaçlayan Tel Aviv, bölgede hızla yerleşim yerleri inşa etmeye başladı.[10]

 

İsrail her ne kadar Golan Tepeleri, Batı Şeria ve Sina’yı ele geçirerek Arap devletlerine kendisini bölgede yıkılmaz bir aktör olarak kabul ettirmek istese de esasen bu yayılmacı politikasıyla çakışır bir durumun doğmasına sebep oldu. İsrail hem bölgede huzur içerisinde yaşamak istiyor hem de stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’ni geri vermek istemediği için bu konuda pek istekli de davranmıyordu.[11]

 

Topografyası zırhlı birliklerin hızlı ve kolay ilerlemelerine izin vermeyen, küçük bir alan olması sebebiyle kurmay subayların kolayca taktiksel savunma planları yapabilmesini sağlayan Golan’da İsrail, 1973 Yom Kippur Savaşı yaklaşırken tanksavar hendekleri, mayın tarlaları, beton gözlem noktaları ve tank atış noktaları inşa etmeye başladı. Ekim ayında başlayan savaşta Suriye sürpriz saldırıyla, İsrail’in yedek birliklerini toparlamasına fırsat vermeden Golan Tepeleri’ni almayı ve sonrasında da İsrail’e karşı bir yıpratma savaşı yapmayı umuyordu. Teknolojik üstünlük ile Golan’ın coğrafi yapısı karşısında yavaşlayan Suriye zırhlı birlikleri İsrail hava kuvvetlerinin hedefi oldu. İsrail Hava Kuvvetleri’nin o dönemki komutanı olan General Benjamin Peled, Suriye’nin gerçekleştirdiği askeri harekâtın İsrail’in bütünlüğünü bozacak bir saldırı olduğunu vurguladığında, Golan Tepeleri’nin Tel Aviv için stratejik önemi de kendisini ispatlamış oldu.[12]

 

İsrail’in Mısır ve Suriye’yi 1973’te tekrar yenmesiyle artık “yenilmezlik kültü” oluşmaya başladı. 1981’de ilhak kararının açıklanacağı güne kadar İsrail bölgede yerleşim yerleri inşa etmeye, boşalan Arap nüfusun yerini Yahudi halkıyla doldurmaya devam etti. Dönemin Başbakanı Menahem Begin yaptığı konuşmada hiçbir koşulda 1967 öncesi sınırlara dönülmeyeceğini belirterek Golan Tepeleri’ni ilhak ettiklerini açıkladı.[13]

 

İsrail ile Suriye, 1978 ve 1982 yıllarında iki defa Lübnan’da karşı karşıya geldi. Savaş Golan’dan Lübnan’a taşınmış, lakin Hafız Esad yönetimi Tel Aviv ile doğrudan savaşmayı tercih etmeyerek bunu Filistinli gruplar ve diğer vekil güçlere bırakmıştı.

 

Başarısız Diplomasi ve Gerçekleşmeyecek Barış: Golan Tepeleri Çıkmazı

 

Soğuk Savaş’ın ardından 1990’lı yıllarda Amerika, Ortadoğu’da farklı bir görev üstlenerek çatışmaların tarafı olmaktan ziyade arabulucu rolüne girdi. Lübnan İç Savaşı, İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı ile birçok krizin ardından Washington, çatışma ortamının son bulmasını ve İsrail’in bölgede komşuları tarafından kabul gören sıradan bir ülke olmasını istiyordu. Mısır ve Ürdün’ün ardından Şam’ın da Tel Aviv ile iyi ilişkiler kurmasını istiyor, barış çalışmaları yürütüyordu. 1993’te başlayan bu süreç 2000’de başarısızlıkla sonuçlansa da Suriye’nin barış için tek şartı vardı: Golan Tepeleri’nin geri verilmesi.

 

Amerikan Dışişleri Bakanlığı arşiv belgeleri ve İsrailli diplomatların açıklamalarına göre Tel Aviv’in, Suriye’nin her ne kadar barış istediğine inansa da Golan’ı aldıktan sonra Şam’ın normalleşme sürecini hemen gerçekleştirmeyeceği, gelecekteki belirsiz bir tarihte bunun işleme konacağını anlamasıyla diplomatik süreç istendiği gibi gitmedi. İsrail her ne kadar Golan’dan tamamen çekileceğini beyan etmese de tersi durumda dahi Suriye’nin siyasi barış için kesin tarih vermekten kaçınması, bu stratejik alan için görüşme yapmanın önemini yitirmesine sebep oldu.[14]

 

Amerika ve Türkiye arabuluculuğunda gerçekleşen Suriye-İsrail barış görüşmelerinin başarısızlığa uğramasının hemen ardından başlayan Suriye’deki iç savaş, doğrudan Golan Tepeleri’ni de etkiler hale geldi. Şam’a bağlı düzenli birliklerin bulunduğu Golan Tepeleri sınırındaki Kuneytra şehri ve çevresindeki yerleşim yerlerine İran destekli Şii grupların yerleşmesi Tel Aviv için oldukça endişe verici bir durum oldu. Öyle ki İsrail, Ocak 2015’te Hizbullah’ın askeri kanadının kurucusu İmad Muğniye’nin oğlu Cihad Muğniye’yi Kuneytra’da öldürdü.[15]

 

Suriye İç Savaşı ve Aksa Tufanı Operasyonu Etkileri

 

Esasen İsrail; güney Lübnan ve Golan Tepeleri karşısındaki Hizbullah ile IŞİD ve El Kaide gruplarından endişe duymakla birlikte, bu örgütlerin birbirlerinin enerjilerini tüketmelerini izlemeyi tercih ediyordu. Buna karşın bazı zamanlar Golan’daki pozisyonlarına atışlar yapılsa da Rusya’nın Suriye’ye müdahalesiyle saldırıların sayısı giderek arttı. Moskova’nın askeri desteğiyle birlikte Şam Yönetimi ve Şii gruplar, İsrail sınırındaki Suriyeli Muhalifler, IŞİD ve El Kaide’yi yendikten sonra kontrolü ele geçirdi ve Golan hattında 1973’ten sonra ilk düzenli gerilim ortamı tekrar hâkim oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu sürekli olarak Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i Şii milisler konusunda uyarıyor, sınırdan uzak tutulmalarını istiyor ve bu konuda sık sık görüşmeye çalışıyordu.[16]

 

İsrail Ordusu’nun resmî Twitter hesabı da Golan bölgesindeki Hizbullah ve Şam hareketliliğini açıkça kamuoyu ile paylaşarak doğrudan mesaj gönderiyordu. Hizbullah ve Şam Yönetimi’nin bölgede gerçekleştirdiği bir toplantı sonrasını dahi paylaşacak kadar ileri giden İsrail,[17] Golan Tepeleri’nin hassas önemi sebebiyle ortaya koyduğu istihbarat çalışmalarını sosyal medyada paylaşmaktan çekinmediğini de göstermiş oldu. Donald Trump döneminde, 2019’da Golan Tepeleri’nin resmî olarak İsrail’in toprağı olarak tanınması[18] Şam Yönetimi ve Şii milisler arasındaki çatışma akışının artmasından başka bir işe yaramadı. Herhangi bir kara harekâtı gerçekleşmemekle birlikte Suriye tarafından gerçekleştirilen atışlara karşılık olarak İsrail, hava araçları ile Şam birlikleri ve Şii milislere karşılık veriyordu.

 

Lakin misliyle karşılık verme süreci 7 Ekim tarihinde değişime uğradı. Gazze’deki Filistin direniş gruplarının başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu, Golan Tepeleri’nin hemen karşısında konuşlanan Şam Yönetimi ve İran destekli grupların çatışmalara dahil olmasını sağladı. Bu tarihe kadar Golan Tepeleri’ndeki gerilim ortamı İsrail’in yoğun karşılığı sebebiyle nadiren gerçekleşmekteydi. İsrail’in tüm odağını Gazze’ye çevirmesi sebebiyle Suriye’deki birlikler de neredeyse her gün düzenli olarak, bilhassa akşam geç saatlerde Golan Tepeleri’ndeki İsrail varlığını hedef almayı sürdürüyorlar. Sebebi ise İsrail’in kuzeydeki durumun büyümemesi için ihtiyatlı davranması ve güçlü muharip unsurlarının güney cephesine kaydırılması. 1973’ten sonra Baas yönetimi ilk defa Golan Tepeleri üzerinden İsrail’e bu denli baskı kurabildi. Lakin Şam’ın yetersiz askeri gücü, Amerika’nın bölgedeki uçak gemisi varlığı ve İran’ın savaş senaryolarından kaçınması, Baas’ın İsrail’in en zayıf anında Golan Tepeleri’ni geri almasındaki en büyük engelleri teşkil ediyor.

 

1967’de, Hafız Esad döneminde başlayan Suriye ve Arap milliyetçiliği temelli Golan Tepeleri’ni geri alma retoriği, Suriye İç Savaşı’nın en çetin günlerinde Beşar Esad tarafından tekrar dile getirilse de Gazzelilerin oluşturduğu elverişli şartlar, İran ve Amerika başta olmak üzere birçok sebepten dolayı somut bir hal alamıyor. İsrail’in Gazze işgalinin ardından kuzey cephesine odaklanacağını birçok defa dile getirmesiyle, ilerleyen süreçte de Şam için Golan Tepeleri’nin zayıf bir retorikten öteye gitmeyeceği oldukça açık.

__

  1. Muslih, M. (1993). “The Golan: Israel, Syria, and Strategic Calculations”, Middle East Journal, Vol. 47, No. 4, s. 614
  2. Zisser, E. (2002). “June 1967: Israel’s Capture of the Golan Heights”, Israel Studies, Vol. 7, No. 1, s. 169
  3. Cooley, J. K. (1984). “The War over Water”, Foreign Policy, No. 54, s. 14-16
  4. Inbar, E. (2011). “Israeli Control of the Golan Heights: High Strategic and Moral Ground for Israel”, The Begin-Sadat Center for Strategic Studies, No. 90, s. 6
  5. Inbar, E., 2011, age, s. 4
  6. Kerr, M. H. (1973). “Hafiz Asad and the Changing Patterns of Syrian Politics”, International Journal, Vol. 28, No. 4, s. 696
  7. Mann, J. (2013). “Syria, Precipitator of the Six Day War”, Middle Eastern Studies, Vol. 49, No. 4, s. 559-560
  8. Inbar, E., 2011, age, s. 8-9
  9. A.g.e., s. 5
  10. Harris, W. W. (1978). “War and Settlement Change: The Golan Heights and the Jordan Rift, 1967-77”, Transactions of the Institute of British Geographers, Vol. 3, No.3, s. 312, 326
  11. Raymond Hinnebusch (2017) “Revisiting the 1967 Arab-Israel war and its consequences for the regional system”, British Journal of Middle Eastern Studies, Vol. 44, Issue 4, s. 603
  12. Nowland, Mark C. “1973 Yom Kippur War, Golan Heights Action”, Eliminating the Rhetoric: An Evaluation of the Halt-Phase Strategy, Air University Press, 2001, s. 40-46
  13. https://www.washingtonpost.com/archive/politics/1981/12/15/israel-in-sudden-move-annexes-golan-heights/f162498c-8180-4502-b270-023cf9473589/
  14. https://www.timesofisrael.com/dialogue-of-the-deaf-memos-reveal-vast-gaps-that-sank-90s-israel-syria-peace-talks/
  15. https://www.aljazeera.com/news/2015/1/19/hezbollah-fighters-killed-in-israeli-attack
  16. https://www.aa.com.tr/en/politics/golan-heights-israel-s-red-line-netanyahu-tells-putin/559228; https://www.newarab.com/news/netanyahu-golan-heights-belong-israel
  17. Ekim 2015-Eylül 2023 arasında İsrail Ordusu’nun sosyal medyada yaptığı Golan bölgesiyle ile ilgili paylaşımlar; https://twitter.com/IDF/status/653843067565383680; https://twitter.com/IDF/status/1087208734298906625; https://twitter.com/IDF/status/1239938574281248771; https://twitter.com/IDF/status/1704868518376665300
  18. https://il.usembassy.gov/proclamation-on-recognizing-the-golan-heights-as-part-of-the-state-of-israel/

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.