Kemal Kılıçdaroğlu ve Alevilik Tartışmaları

Tartışmanın Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinde kalması, kendi partisi dahil muhalefeti oluşturan bütün partilerin bu sorunun varlığı temelinde bir tartışmayı açmadan kapatmaları, büyük bir talihsizlik ve seçmene verilebilecek birlik-beraberlik mesajı ve birlikte yönetme arzusunun dışavurumu anlamında eksiklik olmuştur.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Alevilik Tartışmaları

Türkiye seçime doğru giderken halkın gündemini hayat pahalılığı, zamlar, enflasyon, yükselen kiralar ile geçim sorunu; siyasetin gündemini ise adaylık tartışmaları meşgul ediyor.

 

Daha çok, Millet İttifakı’nın adayı kim olmalı şeklinde yürütülen bu tartışmalar, iktidardan çok muhalefetin hâkim olduğu kanallarda ve medya mecralarında devam ediyor. Erken-geç tartışmalarına binaen bize göre adaylığı muhtemel kişiler etrafında yürütülen bu kampanya, aslında muhalefetin adayı olması muhtemel CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanamayacak vurgusu-tespiti ile onun adaylığını engellemeye dönük bir büyük çabaya da işaret ediyor.

 

“Başka bir Türkiye mümkün” düşüncesi etrafında şekillenen, bunu tarifleme çabası ile ortaya çıkan Altılı Masa, düşünce sistematiği olarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” başlığı altında demokrasi-özgürlük adalet ihtiyacına-talebine karşılık vermeyi ya da karşılık bulmayı amaçlıyor.

 

Kitle tabanı bulmamış olan siyasal partiler de dahil olmak üzere, masa etrafında toplanan, beraber hareket etme kararlılığını bugüne kadar devam ettiren liberal sağ, muhafazakâr sağ, milliyetçi sağ, dindar sağ olarak tanımlanacak yelpazeye dahil olanlar ile tutucu-statükocu solun kendi mahallelerinden çıkarak birbirini anlama-tanıma-ortaklaşma arzusuyla devam ettirdikleri bu süreci, toplumsal barış ve kardeşlik projesi olarak nitelendirmek, takdirle alkışlamak ve desteklemek gerekiyor.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun epey zamandır CHP Genel Başkanı olması nedeniyle partili kimliğiyle devam ettirdiği faaliyetler dışında, geneli kapsayıcı ve toplayıcı siyaset yapış tarzı, “Milletin sesi Kemal Kılıçdaroğlu”, “Helalleşme”, “muhafazakâr ve dindar camiadan partisi adına özür dileme”, “kucaklaşma” biçiminde toplumda karşılık buluyor. Öte yandan toplumun sorunlarına dönük mesajlar vermek maksadıyla gittiği kurumlar ve yaptığı ziyaretler ile popülaritesi yükselirken, diğer aday adaylarının  gerek kendisi tarafından (İmamoğlu-Yavaş) gerekse kendi isteğiyle çekilerek (Akşener) önü kapatılmışken, Alevi kimliği ileri sürülerek açılan tartışma tesadüfi olamaz.

 

Seçim Öncesi Genel Atmosfer

 

Öncelikle bu tartışmanın hangi atmosferde yapıldığı konusunda şu tespitleri ortaya koymamız gerekiyor:

 

– Seçime bir yıldan daha az bir zaman kaldı. Zamanında yapılacağını düşünürsek en geç bu yıl sonuna doğru Millet İttifakı’nın adayı Altılı Masa’da belirlenecek.

 

– Dünyayı içine alan ekonomik durgunluk-stagflasyon dalgası ile birlikte enflasyon-yüksek faiz sarmalının önümüzdeki birkaç yıl etkisinin devam edeceği öngörülüyor.

 

– Ülkemiz insanı için hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve alım gücünün azalması olarak yaşanan bu süreç zengini daha zengin hale getirirken, diğer kesimleri açlığa ve yoksulluğa mahkûm ediyor.

 

– Siyasi iktidarın ülkeyi yönetemez duruma gelmesi ile birlikte toplumsal desteği her gün azalmaya devam ederken, muhalefete olan destek kendiliğinden yukarı doğru çıkıyor.

 

– Kamuoyu araştırma sonuçları Cumhur İttifakı ile Erdoğan’a olan desteğinin ortalama yüzde 34 dolayında olduğunu, çekirdek oylar ve ‘vazgeçmez’ denilen seçmen nezdinde bile erimenin başladığını gösteriyor.

 

– ‘Erdoğan’ın aday olması halinde kesinlikle oy vermem’ diyen seçmenin yüzde 50’nin üzerinde olduğu, hatta muhalefetin toplam oyunun yüzde 60’lı rakamlara ulaştığı, muhalefetin adayından bağımsız olarak birçok araştırmada tespit ediliyor. Nitekim Ankara ve İstanbul’da kaybedilen yerel seçimler bunun açık göstergesi olarak önümüzde duruyor. Kaldı ki yerel seçimlerden bugüne iktidar aleyhine tablo daha da ağırlaşarak devam ediyor.

 

– Muhalefetin adayları olarak ortaya atılan isimler Kılıçdaroğlu, Akşener, İmamoğlu, Yavaş isimleri ile Erdoğan’ın karşılıklı adaylığı ile ilgili kamuoyu yoklamaları ise, hepsinin Erdoğan’ın önünde ve kendi aralarında bir-iki puan fark olduğunu ortaya koyuyor.

 

– Türkiye tarihi ve seçimleri göz önüne alındığında; seçmenin akla, gerçekliğe, ilerleme ve reforma dayalı sezgisi ile yaptığı parti tercihlerinin, bugünün her şeyiyle küçülen dünyasında, siyasete ilgisi belki de dünyada en yüksek Türk insanı açısından düşünüldüğünde, Erdoğan korkusu oluşturulması ve bunun üzerinden adaylık tartışması yapılması da anlamlı gözükmüyor.

 

Kimlik-Etnik Köken-Mezhep Ekseni

 

Hal böyleyken, şaşırtıcı bir şekilde Alevilik üzerinden adaylık meselesi gündeme getiriyorsa burada iyi niyet olduğu düşünemez.

 

İYİ Partili Tatlıoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nu yok sayarak Erdoğan’ı geçebilecek üç aday olduğunu söylemesi, milletvekili Oral’ın Kılıçdaroğlu’nun ‘Alevi kimliği Sünniler için endişe’ açıklaması, Akşener’in Kılıçdaroğlu ve Alevilerden özür dileyen sözlerine rağmen ‘Kemal Bey aday olmak isterse bu makama en uygun kişilerden biridir’ demekten kaçınması, birkaç kamuoyu araştırma şirketinin İYİ Parti’yi diğerlerinden farklı olarak oyları yükselen tek parti olarak gösteren ve muhtemel bu gelişme çizgisi ile CHP’yi de geçecek ve birinci parti olarak seçimlerden çıkacak adres olarak göstermesi, ‘aday ben olayım’ duygusuyla yapılıyor olsa da, kimlik-etnik köken-mezhep ekseninde sıkışan gerici ve totaliter anlayışın dışavurumu olarak düşünülmelidir.

 

İYİ Parti’nin var olma sorununu çözen, muhalefet blokunun oluşumunu partisine rağmen hayata geçiren, hem partinin hem de muhalefetin toplam tabanını büyüten stratejiyi ortaya koyan; seçmenin cumhurbaşkanında aradığı nitelikler olarak sayılan demokrat, adil, tarafsız tanımına en uygun kişi olduğu kabul edilen, takdir edilen Kemal Kılıçdaroğlu’na Alevi kimliği üzerinden karşı çıkmak, toplumda değişim ve gelişmenin geldiği yerin siyasiler tarafından anlaşılmadığı anlamına gelir ki, asıl büyük tehlike budur.

 

Çok iyi niyetli bir yaklaşımla, aslında Kılıçdaroğlu’nun aday olmasının istendiği ve bu konuda kimliği nedeniyle ortaya çıkacak tartışmaların kapatılmasına yarayacağı düşüncesiyle bu açıklamalar yapıldıysa, Türkiye insanının küçük bir kesim hariç, bu konuya nokta koyduğu söylenebilir.

 

Altılı Masa’nın Sorumluluğu

 

Kemal Kılıçdaroğlu neden aday olmalı, hatta neden cumhurbaşkanı olmalı konusunu bir başka yazıda değerlendirmek üzere, burada Alevilik üzerinden yapılan tartışmaya katkı yapmak üzere Altılı Masa’ya düşen bir sorumluluğa dikkat çekmemiz gerekiyor.

 

Aleviler ve Kürtler bugün anayasal ve yasal zeminde bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları olarak sayılsa da, kendilerini böyle hissetmiyorlar. AK Parti iktidarının 2002 ile başlayan serüveninde oylarını maksimize eden yaklaşımının ülke sorunlarına dönük cesaretli ve kararlı çözüm arayışı olduğunu unutmamalıyız. Kürt sorununun çözümünde denenen ‘açılım, Oslo, akil adamlar, çözüm süreci, barış ve kardeşlik’ ve Alevi sorununun çözümünde başlatılan Alevi çalıştayları ile sonuç alınamamış olsa bile meseleler içselleşmiş, sorunların varlığı kanıksanmış ve konuşulur hale gelmiştir.

 

İşte bu noktada, tartışmanın Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinde kalması, kendi partisi dahil muhalefeti oluşturan bütün partilerin bu sorunun varlığı temelinde bir tartışmayı açmadan kapatmaları, büyük bir talihsizlik ve seçmene verilebilecek birlik-beraberlik mesajı ve birlikte yönetme arzusunun dışavurumu anlamında eksiklik olmuştur.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.