Macron’un Libya Konusundaki Seçici Öfkesi

Sadece Ankara’ya odaklanan Macron, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sürekli müdahaleleri karşısında sessiz kalırken Rusya’ya karşı da oldukça müsamahalı. Üç ülke de yıkıcı bir iç savaş pahasına bile olsa Libya’nın yeni tek adamı olmak isteyen ve Libya’nın sabık lideri Muammer Kaddafi’nin de gözden düşmüş eski müttefiki olan General Halife Haftar’ı destekliyor.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Başkan Emmanuel Macron son günlerde Türkiye’yi Libya’da oynadığı “tehlikeli oyun” ve “tarihi ve adli sorumluluğu” nedeniyle defalarca kınayarak “savaşta koz elde etme peşinde olanların dış müdahalesi ve tek taraflı eylemlerinin son bulması” çağrısında bulundu. Macron’un sadece -Birleşmiş Milletler’in ve en azından resmi olarak Fransa’nın tanıdığı hükümeti destekleyen-Türkiye’yi suçlaması hayret verici olduğu kadar, Fransa’nın Libya’ya dair muğlak duruşunu da ortaya koyuyor.

 

Sadece Ankara’ya odaklanan Macron, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sürekli müdahaleleri karşısında sessiz kalırken Rusya’ya karşı da oldukça müsamahalı. Üç ülke de yıkıcı bir iç savaş pahasına bile olsa Libya’nın yeni tek adamı olmak isteyen ve Libya’nın sabık lideri Muammer Kaddafi’nin de gözden düşmüş eski müttefiki olan General Halife Haftar’ı destekliyor.

 

4 Nisan 2019’da tam da Birleşmiş Milletler genel sekreterinin Haftar’ın da katılması beklenen bir ulusal diyalog girişimini başlatacağı günde Haftar’ın Trablus’a düzenlediği askeri saldırı Libya’yı 2011’dekinden daha vahim bir krize sürükledi.

 

Macron, yüzlerce sivili öldüren ve yaralayan, orantısız ve hedef gözetmeyen bombalamalar ve savaş hukukunda yasaklanmış misket bombası ile kara mayınlarını kullanma olmak üzere Haftar’la ilintili silahlı grup ve milislerin birçok hak ihlalini görmezden geliyor.

 

Haziran 2019’da Haftar’a bağlı güçlerin elinde aslen Fransa tarafından ABD’den satın alınmış dört Javelin tanksavar füzesinin bulunduğunun tespit edilmesi de Paris için son derece utanç vericiydi. Fransa füzelerin “hasarlı ve kullanılamaz” durumda olduğunu iddia etse de bunlar, Fransa’nın da daimi üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyi’nin koyduğu 2011 silah ambargosunu muhtemelen ihlal ettiği için Paris’in gizli tutmak istediği askeri desteğin rahatsız edici kanıtlarıydı.

 

Macron çatışmanın tüm taraflarının Libya üzerindeki silah ambargosunu ihlal etmesi ve adı geçen tüm yabancı tarafların ciddi insan hakkı ihlalleri işlemiş silahlı grupları desteklemesine karşı da garip bir şekilde sessiz kaldı. İki kamp (Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Haftar liderliğindeki Bingazi merkezli Libya Ulusal Ordusu) da özellikle Suriye ve Sudan’dan gelen yabancı savaşçılarca destekleniyor. Suriye de muhtemelen Rusya’nın isteği üzerine müdahil olarak Haftar’a destek için askeri bir uçak gönderdi.

 

22 Haziran’da BM İnsan Hakları Konseyi bilgi toplamak, Nisan 2016’dan itibaren Libya’daki çatışmanın tüm taraflarınca işlenen insan hakkı ihlallerini belgelemek ve sorumluları adalete teslim etmek için delilleri muhafaza etmek amacıyla bir bilirkişi heyeti kurdu. Aynı zamanda Trablus’taki hükümet de yakın zamana kadar (Nisan 2019’dan beri Haftar’ın müttefiki) Al-Kani milislerinin kontrolünde olan bir bölgede en az sekiz toplu mezar buldu. Fransa bilirkişi heyetini kurma kararının metnine Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne atıf eklemeye çalıştı ama mahkemenin 2017 ve 2018’de savaş suçları için tutuklama kararı çıkardığı yardımcısı Mahmud Verfali’yi tutuklamayı reddeden Haftar’a karşı anlayışlı davranmaya devam ediyor.

 

Macron, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün en az 817 kişinin öldürüldüğünü belgelediği 14 Ağustos 2013 Kahire Rabia Meydanı’ndaki protestocuların katledilmesi sırasında savunma bakanı ve şimdiki müttefiki olan Mısır Cumhurbaşkanı Abdul Fettah Sisi’nin Libya’ya defalarca müdahale etmesine de sessiz kalıyor.

 

Sisi Mısır’ın demokratik olarak seçilen ilk hükümetine son verip daha sonra kendisini iktidara getirmişti ve muhtemelen 2030’a kadar da iktidarda kalacak. Terörle mücadele ettiği bahanesiyle Paris tarafından desteklenen ve Fransa’nın silah satışlarındaki önemli müşterilerinden olan Sisi Arap Baharı’nın şiddetle bastıranların başında geliyor ve Mısır’daki sivil toplum üzerinde on yılların en kötü baskısını kurdu. Sisi en azından aralarında üç çocuğun da bulunduğu yedi kişinin öldürüldüğü Şubat 2015 Derna hava bombardımanından beri Libya’ya müdahale ediyor.

 

Wagner milislerinin Libya’daki faaliyetlerini yakın zamanda kınamış olsa bile Macron Rusya’nın müdahalesine de oldukça müsamahalı yaklaştı ve Vladimir Putin’in Rus merkezli bu paralı askerlerin konuşlandırılmasıyla ilgili tüm sorumluluklarını görmezden gelmeye istekli görünüyor.

 

Türkiye gibi silah ambargosunu delerek Haftar’a silah sağlayan Birleşik Arap Emirlikleri de Macron’un kınamalarına maruz kalmıyor. Ama Fransa’nın BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak ambargonun harfiyen uygulanmasını sağlaması gerekiyor; stratejik ittifak ve silah satışlarına dayalı seçici bir uygulamayı değil. Birleşik Arap Emirlikleri sadece 2019’da 1,5 milyar avroluk rekor bir alımla Fransa’nın en önemli askeri müşterileri arasında yer alıyor.

 

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian uluslararası arenada yaptıkları konuşmalarda uluslararası hukuka riayet ve çok taraflılığın savunulmasını Fransız diplomasisinin temel ilkeleri yapma isteklerini gururla dile getiriyor. Ancak eylemleri güzel sözleriyle uyuşmuyor: emirleri altındaki güçlerin işlediği suçlara rağmen Sisi’ye ve en azından dolaylı olarak Haftar’a verdikleri siyasi destek; bu generallerin “terörle mücadeleyi” iktidarlarına karşı gelen tüm siyasi muhaliflerini bastırmak için kullanmasına rağmen bu mücadelede onlarla iş birliği yapmaları ve en azından Sisi örneğinde Fransa’nın milyarlarca avroluk silah satışları.

 

Fransa’nın Libya örneğinde sözleriyle davranışları arasındaki boşluğu kapatması gerekiyor. Fransa’nın stratejik veya ekonomik çıkarlarını korumak uğruna orada işlenen büyük suçlara gözünü kapatmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Macron’un Libya konusundaki seçici öfkesi itibarını, diplomasisinin temel ilkeleri haline getireceğini söylediği değerleri, suçların cezasız kalmasına karşı verilen mücadeleyi ve zaten birçok vahşet ve savaşın yasını tutan bir ülkede istikrara dönüş çabasını zedeliyor.

 

Bu yazı 17 Temmuz 2020 tarihinde Human Rights Watch sitesinde yayınlanmış olup Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

_____
En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.