Nükleer Silahsız Dünya Nükleer Dünya’ya Meydan Okuyor!

Nükleer silaha sahip ülkelerin ikilemi Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nı görmezden gelip silahlarını arttıracakları mı yoksa uluslararası diyaloğa katılacakları mıdır. Bu sorunun umutsuz bir cevabı nükleersiz dünyanın nükleer dünyayı ne kadar etkileyebileceğinde gizlidir.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Pandeminin süreci devam ederken 2021’in ilk aylarında uluslararası güvenlik, ABD-Rusya ikili ilişkileri, silahların kontrolü ve nükleer silahların yok edilmesi alanlarında uzun vadede de etkisini gösterebilecek olaylar gerçekleşti. İlk olarak Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşturulan Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması (TPNW) 52 ülkenin katılımıyla 22 Ocak’ta yürürlüğe girdi.

 

İkinci olarak Trump yönetiminin en başından beri Rusya ile uzatılması beklenen New START (Strategic Arms Reduction Treaty, Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması) Anlaşması’nın ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Başkanı Vladimir Putin tarafından bu yılın şubat ayında beş yıl daha uzatılması kararının alınmasıdır. New START Anlaşması Barack Obama döneminde 2010’da Prag’ta imzalandı ve 2011’de ABD ve Rusya arasında yürürlüğe girdi.

 

Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması

 

2017’de Nobel Barış Ödülü’nü alan Nükleer Silahların Kaldırılması için Uluslararası Kampanya’nın (The International Campaign to Abolish Nuclear Weapons, ICAN) anlaşmanın oluşmasında büyük bir rolü var. Nükleer silahların geliştirilmesi, üretimi, elde edilmesi, test edilmesi, sahip olunması, depolanması, kullanımı, kullanmak için tehdit edilmesi ve nükleer silahların kendi topraklarına yerleştirilmesi de dahil olmak üzere nükleer silahlar üzerine her aktiviteyi kapsayan yasakları içeren Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması (NSYA), 2017’de imzaya açıldı. Halihazırda 52 üyenin imzasıyla Ocak 2021’de yürürlüğe girdi ve anlaşma üye ülkeler için uluslararası hukukta bağlayıcı bir konumda.

 

Anlaşma metninde, “nükleer silahsızlanmanın yavaş temposundan, nükleer silahların askeri ve güvenlik kavramlarında, doktrinlerinde ve politikalarında sürekli esas alınmasından… ve üretim, muhafaza ve nükleer silahları modernleştirme programlarında ekonomik ve insan kaynaklarının harcanmasından endişeli olunduğu” belirtilmektedir.. Hiç şüphesiz NSYA’nın yürürlüğe girmesi nükleer silahsızlanma yolunda önemli bir adım. Uzun bir aradan sonra nükleer silahlara karşı yeni bir anlaşma düzenlenmesi, nükleer silahlara karşı anti-nükleer normların yükselmesi açısında da önem taşıyor.

 

 

Son yıllarda nükleer silahların modernleştirilmesinden ve bu sektöre ayrılan bütçenin büyümesine kadar pek çok husus devletlerin nükleer silahlara verdiği önemin daha da arttığını gösteriyor. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI)’nin 2020 raporuna göre, 2020’nin başlangıcında dokuz ülke, ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore, İsrail) yaklaşık 13,400 nükleer silaha sahip. Hem ABD hem de Rusya nükleer savaş başlıklarını, füze ve uçak gönderme araçlarını ve nükleer silah üretim olanaklarını değiştirme ve modernize etme yolunda kapsamlı ve pahalı programlar yürütüyor.

 

Ülkelerin milli güvenlik stratejilerini oluşturmalarında kitle imha silahlarının merkezi bir pozisyonda bulunması, uluslararası güvenlik alanında pek çok kesim için bu silahların bırakılması hedefinin fazlasıyla imkânsız olduğuna işaret etmektedir. Ancak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi nükleer silahların azaltılması gibi zorlu bir hedefte son dönemdeki en kayda değer gelişmedir.

 

Yeni anlaşma, uluslararası güvenlik alanında dikkat çekmiş ve önemi vurgulanmıştır. Önceden Carter ve Clinton yönetimlerinde görev almış olan William J. Perry’nin Bulletin of the Atomic Scientists’de geçtiğimiz ay yayımlanan ‘Why the United States should support the Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons’ başlıklı makalesinde, “anlaşmanın nükleer silahlardan arınmış dünyanın cesur vizyonunu oluşturduğunu, dikkatimizi bu silahların insanlık dışı etkisi açısına kaydırdığını ve bu varoluşsal sorunu ele almak için küresel fikir birliğini ilan ettiğini” belirtti.

 

Silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusuna tarihi bir anlaşma olan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın (NSYÖA) bağlamında uzun zamandır bir gelişme sağlanamıyordu. Nükleer silahlara sahip olmayan ülkeler arasında hayal kırıklığı ve karamsarlığa karşı yapıcı bir yenilik getirmek isteyen NSYA, silahsızlanma adına bir nebze de olsa umut vermektedir. NSYA’nın yürürlüğe girmesi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Başkanı Antonio Guterres “anlaşmanın nükleer silahlardan arınmış bir dünya amacı için önemli bir adım” olduğunu söyledi. Burada anlaşmayı ilginç hale getiren nükleer silaha sahip olmayan 52 ülkenin nükleer silaha sahip ülkelere karşı imza atarak bir araya gelmiş olmasıdır.

 

Nükleer silah sahibi ülkelerin NSYA’ya katılması beklenmemektedir; nitekim dokuz ülkeden hiçbiri anlaşmayı imzalamamıştır. Bir taraftan yürürlüğe giren bu anlaşma uluslararası güvenlik alanına yeni bir tartışma konusu olarak gelmiş olsa da diğer taraftan akıllara başka soru işaretlerini getirmektedir. Bütün nükleer anlaşmaların kaderinde böylesine ciddi soru işaretlerinin olduğunu da belirtmek gerekir. Anlaşmaya imza atanlar arasında henüz hiçbir NATO üyesinin bulunmaması, ki ABD nedeniyle bu anlaşılabilir, NSYA’nın NATO için ifade ettiği anlamı belirsizleştiriyor.

Bültenimize Üye Olabilirsiniz

NATO ittifakının NSYA’ya karşı bir tutum izlediği aşikardır ve bu da gelecekte herhangi bir NATO üyesinin bu yeni anlaşmaya katılma ihtimalini zorlaştırıyor. Hatta anlaşma ile aralarına mesafe koyarak “toplu olarak karşı durduklarını NSYA’nın giderek daha çok zorlayıcı uluslararası güvenlik ortamını yansıtmadığını” söylediler. NATO’nun NSYA’ya karşı yaklaşımında birliğin NSYÖA Anlaşması’na verdiği önem dikkat çekmektedir. NATO “NSYÖA’nın nükleer silahsızlanmanın tek güvenilir yolu olduğunu” vurgulamaktadır. Pek çok ülke gibi hem NATO ittifakı hem de Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na üye olan bir ülke olarak ocak ayında yürürlüğe giren NSYA Anlaşması Türkiye’yi de ilgilendirmektedir. Ancak şu ana kadar Türkiye NSYA’ya katılıp katılmayacağı konusunda hiçbir işaret vermemiştir. Bir NATO üyesi olduğu için Türkiye’nin bu anlaşmaya mesafeli bir tutum takınacağını tahmin etmek zor değildir.

 

Hem nükleer silah sahibi hem de olmayanların bir araya geldiği NSYÖA’da bazı sorunlar yaşanıyor. Bu gergin atmosferde önümüzdeki dönemlerde nükleer silahsız ülkelerin imzaladığı Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nın, NSYÖA için olumlu katkıları olabilir. Bu konuda nükleer silahı olan ülkelere görev düşmektedir. Bir anlamda gözler Biden yönetimin sürecte nasıl bir inisiyatif alacağına çevrilmektedir. Yeni anlaşmaya katılmaları imkânsız görünse de son yıllarda gelişen ve artan bu yeni akımı görmezden gelmek uzun vadede yapıcı olmayabilir.

 

İyi Haber… New START 5 Yıl Daha Uzatıldı

 

Şubat ayı içinde ABD ve Rusya, 2011 yılında yürürlüğe giren New START Anlaşmasının beş yıl daha uzatılmasına karar verdi. Anlaşma her iki ülkeyi de 1550 adet yerleştirilmiş stratejik savaş başlığıyla sınırlandırıyor. Özellikle Trump yönetiminin Orta Menzilli Nükleer Güçler Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra New START Anlaşması, ABD ve Rusya arasında silahlara yönelik sınırlayıcı rolü olan tek ikili anlaşma olması sebebiyle stratejik bir konuma sahip. Yaklaşık olarak bütün nükleer silahların %91’ine ABD ve Rusya’nın sahip olduğu göz önüne alındığında, nükleer silahların kontrolü ve silahların yayılmaması için New START’ın etkisinin uzatılması bu açıdan çok önemlidir.

 

ABD Başkanı Biden ve Rusya Başkanı Putin arasında alınan bu karar Trump yönetiminde de masadaydı. Anlaşmanın uzatılması dünya genelinde en çok nükleer silaha sahip ülkelerden olan ABD ve Rusya arasında hukuki olarak sınırlayıcı ve bağlayıcı ikili bir anlaşmanın devam edeceğini göstermektedir. Trump yönetimi ABD’yi pek çok uluslararası ve ikili anlaşmalardan çekmişti. Biden’ın Beyaz Saray’daki ilk ayında ele aldığı öncelikli konulardan birinin Rusya ile New START Anlaşması’nı uzatmak olması yeni yönetimin eskisine kıyasla anlaşmalara bağlı kalmak konusunda daha uzlaşmacı olacağını göstermektedir.

 

Sonuç

 

Nükleer silahsızlanma kritik ve zorlu bir konu olmaya devam ediyor. Anlaşmaların masa üzerinde kalabilmesi bile çoğu kez başarı olarak kabul ediliyor. İçeriği ve taraf ülkeleri başta olmak üzere bu iki anlaşma birbirinden farklı olsa da nükleer silahlar konusunda kesişmektedir. New START konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlıklarının kontrolü odaklı ikili bir anlaşma, Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması nükleer silahların tümden yasaklanması ve illegal olmasını hedefleyen uluslararası bir anlaşmadır. Nükleer silahlı ülkelerin ikilemi NSYA’yı görmezden gelip silahlarını arttıracakları mı yoksa uluslararası diyaloğa katılacakları mıdır. Bu sorunun umutsuz bir cevabı nükleersiz dünyanın nükleer dünyayı ne kadar etkileyebileceğinde gizlidir. Uluslararası kamuoyu da bu tür süreçlerde en az ülkeler kadar etki gücüne sahiptir.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.