Olmasa Mektubun, Yazdıkların Olmasa

Hükümetin ve Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeleyi çoktan terk ettiği ve sadece faizlerin düşürülmesine odaklandığı son zamanlarda sıkça dile getiriliyor. Bakana ve Merkez Bankası Başkanı’na sorarsanız kesinlikle böyle bir şey yok, uyguladıkları politikanın enflasyonu düşüreceğine inançları tam. Hükümete yazdıkları açık mektuplardaki kalite düşüşü ve kullanılan ifadelerin değişimleri de bu gerçeği çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Kanunu’nun Temel Görev ve Yetkileri düzenleyen 4’üncü maddesi şu şekilde başlar: “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler.”

 

Görevi net bir şekilde fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlanan TCMB’nin sorumlulukları bununla sınırlı değil. TCMB Kanunu’nun bir de 42’nci maddesi var. “Özel denetim ve kamuoyunun aydınlatılması” başlığındaki bu maddenin son cümlesi de aşağıdaki gibidir:

 

“Banka, para politikası hedefleri ve uygulamalarına ilişkin dönemsel raporlar hazırlar ve kamuoyuna duyurur. Raporların hangi dönemler itibarıyla hazırlanacağı, kapsamı ve açıklanma usulü Bankaca belirlenir. Banka, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar.”

 

Ülkemizde 2006 yılından bu yana açık enflasyon hedeflemesi uygulanıyor. Hükümet ve TCMB’nin üzerinde mutabık kaldığı enflasyon hedefine yukarı veya aşağı yönlü %2’lik belirsizlik aralığı tanımlanarak enflasyon hedefleniyor.

 

2006 yılından bu yana enflasyon hedefini, belirsizlik aralığını ve gerçekleşen enflasyonları aşağıdaki grafikten görebilirsiniz.

 

(Belirsizlik aralığının gösterimi tek yönlü +%2 olarak yapılmıştır.)

 

Yolla, Yolla, Yolla, Mektubunu Yolla

 

Enflasyon bu sınırların dışına çıktığında 42’nci madde gereği TCMB hükümete açık bir mektup yazıp yayınlamak zorunda. Enflasyon hedefinin tutturulamaması bir başarısızlık olarak görülüyor. Yazılan mektup da bu başarısızlıkla yüzleşmenin ve geri bildirimin bir aracı durumunda. TCMB bu mektupta hedefin aşılmasının nedenlerini, buna karşı alınacak önlemleri, para politikası görünümünü ve olası riskleri açıklıyor. TCMB’den kaynaklanmayan, özellikle maliye politikalarıyla ilgili yapılması gerekenler için de hükümete tavsiyelerde bulunuyor.

 

Grafikte göreceğiniz gibi enflasyon hedeflemesinde geçen 16 yıl boyunca enflasyon sadece 2009/2010 ve 2012’de belirsizlik aralığının içinde kalabilmiş. Dolayısıyla TCMB hükümete bu süre içerisinde tam 13 mektup yazmış.

 

Bu Son Mektup Ayıracak İkimizi…

 

Hükümetin ve Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeleyi çoktan terk ettiği ve sadece faizlerin düşürülmesine odaklandığı son zamanlarda sıkça dile getiriliyor. Bakana ve Merkez Bankası Başkanı’na sorarsanız kesinlikle böyle bir şey yok, uyguladıkları politikanın enflasyonu düşüreceğine inançları tam.

 

Ancak TCMB’nin bu yazdığı 13 mektuptaki kalite düşüşü ve kullanılan ifadelerin değişimleri bu gerçeği çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Sizler için bu 13 mektubu inceleyerek aşağıdaki tabloyu hazırladım.

 

 

  • Sayfa sayısı: Görebileceğiniz gibi 2022 yılında yazılan mektup, bu 13 mektubun en kısası. Daha önceki yıllarda 13 sayfaya kadar çıkan mektup içeriği bu yıl iki sayfaya inmiş. TCMB adeta hedefin yedi katına çıkan enflasyonu görünce onunla olan mücadelesini “kısa mesaj” ile sonlandırmış. Bilenler bilir, terk edişlerin en nefret edileni “kısa mesaj” veya “WhatsApp” ile olanıdır. Ancak gerçeklerle yüzleşmek istemeyenlere de büyük rahatlık sağlar.

 

  • Riskler bölümü: İlk dört mektupta yer verilen enflasyon hedefini tutturmakta karşılaşılabilecek “Riskler” bölümüne 2014’ten itibaren yer verilmemiş. Riskleri yazmaya gerek görmediklerine göre 2014 sonrası hedefin tutturulabileceğine dair bir inanç, mektubu yazanlarda da kalmamış olmalı. Zaten o tarihten sonra da hedef hiç tutmamış.

 

  • Görsel sayısı: Mektupta yer verilen grafik veya görsel sayısı 2009 sonrası oldukça azalmış. 2009’da 15 adet görsel varken daha sonraki yıllarda bu ikiye kadar düşmüş. 2022 yılında yazılan son mektupta herhangi bir görsel de yok. Terk etme mesajına kalp veya çiçek gibi görseller konmayacağını düşünürseniz mantıklı.

 

  • Belirgin aşım ifadesi: Mektuplarda enflasyonun hedeften aşım miktarı tarif edilirken bazı yıllarda “belirgin aşım” olduğu yazılmış. Örneğin 2014 mektubunda aşım %2,4 iken bile bunun “belirgin aşım” olduğu ifade edilmiş. 2018 sonrası bu ifade tamamen terk edilmiş. “%2,4’e belirgin aşım adını verdiysek %31,08’e korkunç aşım diyemeyiz” diye vazgeçilmiş olmalı.

 

En ilginci 2022 mektubunda herhangi bir görsel kullanılmamasının dışında enflasyonun yılı hangi seviyede kapattığının bile yazılmaması olmuş. Düşünün ki enflasyon hedefin yedi katına çıkmış, mektubu yazdığınız hükümete enflasyonun seviyesinden bile bahsetmiyorsunuz. Mektubun muhatabı bakan dahil, nasıl olsa mektubu kimse okumaz diye düşünmüş olmalı. Zaten 2022 mektubunda sadece tek bir cümlede bir rakam var onun dışında herhangi bir rakam da bulunmamakta. O cümle ise “Tüketici enflasyonu 2021 yılı sonunda yüzde 5 hedefi etrafında belirlenen belirsizlik aralığının üzerinde gerçekleşmiştir” cümlesi.

 

Bu son mektupta %36,08’e çıkan enflasyonun nedenlerini, düşürmek için ne yapılacağını, mücadelede olası riskleri filan sıralamaya gerek görmemişler. Mektuptan tek anlaşılan Kur Korumalı Mevduatın ne muhteşem bir ürün olduğu.

 

Ben bu son mektubun enflasyonla mücadeleden tamamen ayrılmayı sembolize ettiğini düşünüyorum. Şarkıda dediği gibi;

 

Son mektubu yazarken ben saadetler diliyorum
Biliyorum ayıracak bu son mektup ikimizi
Bu son mektup koparacak yıllar süren sevgimizi.

Korsan Mektup

 

Enflasyonla mücadeleyi terk etmenin şarkıdaki gibi saadet getirmeyeceği kesin. Bu mektubu yazmak zorunda kalan TCMB Araştırma departmanı uzmanları da tüm sabit ücretliler gibi enflasyonun kaybedenleri. Dolayısıyla diledikleri gibi bir mektup yazabilselerdi nasıl olurdu diye düşünüp aşağıdaki metni kaleme aldım.

 

“Sayın Hükümet;

 

2006 yılından bu yana bu mektubu yazmak bize düşüyor. İlk zamanlarda hevesle her detayı düşünerek yazardık. Grafikler hazırlar, gerçekleşmeleri ve riskleri uzun uzun aramızda tartışır, sonrasında yazıya döker ve üstlerimize sunardık. Ne olduysa 2018 sonrası oldu. Kendimizi artık çoktan ayrılmış iki sevgilinin arasını yapmak için sahte mektuplar yazıp gönderiyor gibi hissediyoruz.

 

Enflasyonun dört belalısı kur krizleri, kontrolsüz parasal genişleme, negatif reel faiz ve Merkez Bankası itibarının düşüşüdür. Sağ olun, dördünü de 2018’den bu yana başımızdan eksik etmediniz.

 

2018 Ağustos’unda yarattığınız kur krizini zar zor faizleri %24’e çıkartarak savuşturabilmiştik. Bunun üzerinden 6 ay geçmeden bankaların faizlerine sözlü müdahale yaparak TCMB faizlerini etkisiz hale getirdiniz. Enflasyonun altında faizi gören döviz almaya başladı. Çok bilirmiş gibi bir de Londra swap piyasasına müdahil oldunuz, bir dolu Türk lirası portföy yatırımı dövize dönüp hızlıca çıktı. Cin fikirli danışmanlarınız sayesinde yerel seçimler öncesinde döviz artmasın diye arka kapıdan bizim rezervleri satmayı keşfettiniz.

 

Sözünüzü dinleyecek birini bulup TCMB başkanını değiştirdiniz. Sonra TCMB faizlerini enflasyonun altına indirmeye başladınız. 2020’de pandemi gelince bir de Aktif Rasyosunu icat edip Türkiye tarihinin en büyük kredi genişlemesini yarattınız. Bu parasal genişleme ve negatif reel faizler nedeniyle döviz talebi ve enflasyon yine patladı. Arka kapı satışlarıyla hem kuru hem faizi tutabileceğinizi sandınız. Talep geldikçe daha çok döviz sattınız. Dokuz ayda 90 milyar dolar sattınız yine yetmedi.

 

2020 Kasım’da sayenizde yüksek enflasyona ilaveten nur topu gibi bir ödemeler dengesi krizi kapımıza dayanmıştı. Bakan ve TCMB başkan değişikliği ile tam rahat nefes aldık derken 4 ay sonra yine bir gece yarısı kararnamesi ile TCMB başkanını değiştirdiniz. Yeni başkan ayağının tozuyla 128 milyar dolar meselesini savunayım derken itibarımız iyice düştü.

 

Yaz aylarını sakin geçiriyoruz derken önce PPK üyelerini değiştirdiniz, sonra “enflasyon kadar faiz olacak”, “çekirdek enflasyonu kastetmiştim”, “rekabetçi kur”, “Çin modeli”, “Türkiye modeli”, “Yeni Ekonomi Modeli” derken başladınız yükselen enflasyon ortamında yine faizleri düşürmeye. Düşen tek faiz bizim faiz oldu. Tahvil, kredi, mevduat faizleri aldı başını gitti. Dolar çift haneye çıkınca bu çılgınlıktan artık vazgeçersiniz diyorduk ki “biz kura bakmıyoruz”, “biz ne yaptığımızı iyi biliyoruz”, “ihracatı destekleyecek kur istiyoruz” derken iş iyice çığırından çıktı.

 

Dolar 18, Euro 20 TL oldu. Bankalardan nakit çekilmeye başlandı. İşin ciddiyetini ancak o zaman anlayabildiniz. O telaşla Kur Korumalı Mevduat adı altında devlet garantisini getirdiniz. Enflasyonla mücadeleyi çoktan bırakmıştınız, üstüne bir de çok az kalan Türk lirası tasarrufları da dövize endekslediniz. Sayenizde dünyada kendi parasıyla tasarruf edenlere en çok alım gücü kaybettiren ülke haline geldik.

 

1 yılda dolar Türk lirasına karşı %90 artınca enflasyon patladı. Yılı %36 enflasyon ile bitirdik. Şimdi %48,7 oldu. Önümüzdeki aylarda %55 ve üstü şimdiden cepte. Artık bundan beteri olmaz derken TCMB’ye olmayan bir kâr yarattırıp Şubat ayında bunu hazineye çektiniz. Şimdi yeni bir Kredi Garanti Fonu ile parasal genişlemeye hazırlanıyorsunuz.

 

Bu saatten sonra Türk lirasının seviyesi buralarda kalsa o da dert. İhracatçıyı destekleyeceğiz diye çıktığınız yolda bu üretici enflasyonu ile TL daha fazla değer kaybetmezse ihracatçı 3-4 aya fiyat tutturamaz hale gelecek. Türk lirası daha fazla değer kaybetse enflasyon daha da artacak.

 

Hükümet adına her konuşan enflasyon tahmini yapıyor, üç vakte kalmadan tahmini yanlış çıkıyor. Bu konuda hiç konuşmasanız en faydalı işi yapmış olacaksınız.

 

Mektubu bu şartlarda yazıyoruz ancak neyse ki artık bunu ne okuyan ne de bununla ilgilenen kalmış durumda. Zaten bakanınız da “politika faizini önemsizleştirdik” derken Merkez Bankası’nın bir öneminin kalmadığını açıkça söyledi.

 

Ortada enflasyonla mücadele kalmadığı için bundan sonra hep beraber baz etkisi duasına çıkmamız en akıllıcası olabilir.

 

2022 enflasyonunu bu şartlarda %40’ta bitirirsek öpüp başımıza koyacağız.

 

Bu bağlamda, sürdürülebilir fiyat istikrarı için başarı potansiyeli tamamen ortadan kalkmıştır. Enflasyon gümbür gümbür gelmektedir.

 

Hayırlı olsun.

 

Saygılarımızla”

 

Okuyucuya not: Yazdığım korsan mektup 584 kelime iken, TCMB’nin yazdığı son mektup 371 kelime uzunluğundaymış.

_

Ekler: TCMB’nin 2007’den bu yana yazdığı mektuplar.

2022 Mektubu

2021 Mektubu

2020 Mektubu

2019 Mektubu

2018 Mektubu

2017 Mektubu

2016 Mektubu

2015 Mektubu

2014 Mektubu

2012 Mektubu

2009 Mektubu

2008 Mektubu

2007 Mektubu

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.