Şara Yönetiminin Hizbullah Politikası
Yeni Şam yönetiminin Hizbullah ve İran politikasının ideolojik, güvenlik, ekonomik ve konjonktürel parametreleri, bugün nispeten uyumlu bir çizgide buluştu. Ancak bu uyum, ne kalıcı ne de garanti altında. Suriye’nin kırılgan ekonomisi, mezhepsel gerilimler ve zayıf kurumsal kapasite, Hizbullah’a yeni gedikler açma fırsatları sunuyor.
8 Aralık 2024, yalnızca bir rejimin sona erdiği gün değil, 14 yılın hesabının açıldığı, milyonlarca insanın umudunun yeniden filizlendiği ve aynı zamanda hesap sormanın ne denli çetrefilli bir yol olduğunun ortaya çıktığı gündü. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) önderliğindeki muhalefet koalisyonu, yalnızca 11 günlük çarpıcı bir yürüyüşün ardından Şam’ın kapılarını açtığında, Beşşar Esed Rusya’ya kaçmış, 50 yıllık Baas diktatörlüğü de çökmüştü. Bu çöküşün kazananı ya da daha doğru bir ifadeyle, bu andan en fazla siyasi meşruiyet devşiren figür Ahmed Şara’ydı. Yıllarca Ebu Muhammed el-Colani lakabıyla tanınan Şara, dönüşümünü dünyaya sunan bu kritik eşikte, sarıklı bir devrimciden takım elbiseli bir devlet adamına geçişi sembolize ediyor.
13 Mart 2025’te imzalanan Anayasal Deklarasyon, yeni Suriye’nin 5 yıllık bir geçiş sürecine gireceğini ve bu süreç sonunda çok partili seçimler yapılacağını öngörüyordu. Mart 2025’te kurulan geçiş hükûmeti ve Ekim 2025’te yapılan kısmi parlamento seçimleri, Şara yönetiminin en azından prosedürel bir normalleşme adımı attığına işaret ediyor. Kasım 2025’te BM Güvenlik Konseyi’nin Şara ve İçişleri Bakanı Enes el-Hattab’ı terör listesinden çıkarması ve Donald Trump’ın Şara ile Beyaz Saray’da görüşmesi, bu uluslararası meşruiyet sürecinin somut teyitleriydi. Yeni Suriye’nin dış politikası açısından en belirleyici eksen dönüşümü, İran-Rusya kampından fiilen çıkılması ve Körfez-Batı konfigürasyonuyla yakınlaşılmasıdır. Şara, Şubat 2025’te Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk yurt dışı ziyaretinde bu mesajı simgesel biçimde verdi. Aynı dönemde, İran’ın Direniş Ekseni’ni “bölge için stratejik tehdit” ilan etmesi ve Esed döneminin Suriye’sini “İran’ın nüfuz üssü” olarak nitelendirmesi, yeni yönetimin ideolojik pusulasını ortaya koydu.
Hizbullah’ın Suriye Dosyası: Katliamlar, Savaş Suçları ve HesapsızlıkHizbullah’ın Suriye İç Savaşı’na müdahalesi, 2012 yılında düşük yoğunluklu destek operasyonlarıyla başlamış, 2013-2014 döneminde ise açık ve büyük çaplı askeri konuşlanmaya dönüşmüştü. 2014 itibarıyla Hizbullah militan ve subayları Suriye’nin dört bir yanına dağılmış, İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) Kudüs Gücü ile koordineli biçimde hareket etmeye başlamıştı. Müdahalenin resmi gerekçesi başlangıçta “Şii kutsal mekânlarının korunması” olarak sunulmuş, zamanla “Sünni cihatçı grupların Lübnan’a sızmasının önlenmesi” çerçevesine evrilmişti. Ne var ki sahadaki gerçeklik çok daha geniş bir hedef setine işaret ediyordu: İran’ın Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan kara koridorunun güvence altına alınması ve Esed rejiminin ayakta tutulması yoluyla Direniş Ekseni’nin güçlendirilmesi.
Örgütün Suriye’deki ağır bedeline bakıldığında tablo çarpıcı. 2011-2018 yılları arasında en az 1.139 Hizbullah savaşçısı hayatını kaybetti. Gerçek rakamın muhtemelen 1.250’yi aştığı tahmin ediliyor. Kayıpların coğrafi dağılımı örgütün operasyonel önceliklerini de ele veriyordu. Hizbullah en fazla kaybı Suriye-Lübnan sınır hattında (260 kişi), ardından Halep bölgesinde (231 kişi) ve Zebadani’de (121 kişi) yaşanmıştır.
Operasyon Bölgesi | Teyit Edilen Kayıp | Stratejik Önem | Temel Operasyon |
|---|---|---|---|
Suriye-Lübnan Sınırı | 260 | Silah koridorunun korunması | Sınır güvenliği, Kalamun ofansifi |
Halep | 231 | Rejimin kuzey kalesi | Kentsel muharebe desteği |
Zabadani | 121 | Lübnan sınırına yakınlık | 2015 Zabadani kuşatması |
Suriye Çölü | 115 | İran-Irak-Suriye güzergahı | IŞİD karşıtı operasyonlar |
Kusayr | 85 | Lübnan-Suriye’yi bağlayan geçiş | 2013 Kusayr Saldırısı |
Şam Bölgesi | 73 | Başkentin korunması | Rejim güçleriyle koordinasyon |
Seyyide Zeyneb (Güney Şam) | 45 | Dini-siyasi meşruiyet kaynağı | Şii bölgesinin savunması |
Güney Suriye | 30 | İsrail sınırı yakını | İran vekil ağları |
Tablo: Hizbullah’ın Suriye’deki Kayıpları ve Operasyon Bölgeleri (2011-2018)
Hizbullah’ın Suriye’deki askeri operasyonları, beraberinde pek çok belgelenmiş savaş suçunu da getirdi. Bu konudaki en kapsamlı ve sistematik davalar, BM Suriye Soruşturma Komisyonu raporlarına, İnsan Hakları İzleme Örgütü belgelerine ve Suriye İnsan Hakları Ağı kayıtlarına dayanıyor.
Kusayr (2013): Sivillerin Sistemli Sürgünü
Nisan-Haziran 2013 Kusayr saldırısı, Hizbullah’ın Suriye’deki ilk açık ve büyük ölçekli askeri harekâtını temsil ediyor. Kasım Süleymani’nin bizzat planladığı bilinen saldırı, Suriye Ordusu ve Hizbullah kuvvetlerinin koordineli biçimde yaklaşık 25.000 sivilin yaşadığı şehre saldırmasıyla başladı. Kayıtlara göre Hizbullah, Kusayr, Nahriye, Burhaniye ve Sakarcı’yı şiddetli bombardımana tabi tuttu, bu saldırılarda çok sayıda kadın ve çocuk hayatını kaybetti. Teslim olan ya da kaçmaya çalışan sivillerin koridorsuz bırakıldığına, bir kısmının ise sorgu yapılmadan yargısız infaz edildiğine dair tanıklıklar da bulunuyor. Bunun yanı sıra Hizbullah savaşçılarının esir düşen kişileri infaz ettiğini gösteren video görüntüleri, BM raporlarında savaş suçu bağlamında ele alındı.
Zebadani (2015): Bir Şehrin Kasıtlı Boşaltılması
Temmuz-Ağustos 2015’te gerçekleşen Zebadani Kuşatması’nda Hizbullah kuvvetleri, büyük çaplı bir sivil nüfusu barındıran kentsel alana yönelik sistematik bir baskı stratejisi uyguladı. Uzun süreli kuşatma ve ağır bombardıman, sakinlerin neredeyse tamamının yerinden edilmesiyle sonuçlandı. Uluslararası gözlemciler bu sürecin kasıtlı bir etnik ve mezhepsel temizliğin parçası olduğunu vurguladı. Bu operasyon, Hizbullah’ın Suriye sahnesindeki mezhepçi niteliğini en çıplak biçimde ortaya koydu. Örgüt, Sünni kimliğiyle özdeşleşmiş sivil bir yerleşim alanını Esed kuvvetleriyle birlikte yıktı; köklü Sünni İslam alimlerinin (Yusuf el-Karadavi başta olmak üzere) nitelendirmesiyle adeta “Hizbullah’tan, Hizbuşşeytan’a, yani Allah’ın taraftarlarından şeytanın taraftarlarına” dönüştü. Mısır ve diğer Arap ülkelerindeki çeşitli Şii toplulukları da bu mezhepçi operasyonları kınadı.
Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) ve Suriye Hesap Verebilirlik Projesi, Hizbullah militanlarının yargısız infaz gerçekleştirdiğini gösteren onlarca video ve tanıklığı kayıt altına aldı. Bu belgeler arasında en dikkat çekici olanları, Kusayr veya Şam kırsalından olduğu düşünülen ve Lübnan aksanlı militanların yaralı kişileri infaz ettiğini gösteren görüntüler oldu. Hizbullah, söz konusu görüntüler hakkında kamuoyunu tatmin edecek herhangi bir açıklama yapmadı veya soruşturma başlatmadı. Bu tablonun önemi, bireysel suçların ötesine geçerek, söz konusu eylemlerin komuta zinciri içinde, sistematik bir nitelik taşıyıp taşımadığı sorusunu gündeme taşıyor.
Düşen Rejimden Kaçış ve Geride Bırakılan Ağlar
8 Aralık 2024’te Şam’ın muhalefet güçlerine açılması sürecinde Hizbullah, çarpıcı bir taktik manevra gerçekleştirerek, Esed rejiminin üst düzey yöneticilerini ve aile fertlerini Lübnan’a taşıdı. Öte yandan Kusayr’daki mevzilerinden yaklaşık 150 zırhlı araç ve yüzlerce savaşçının Lübnan’a çekilmesi, örgütün sahadaki varlığını ani biçimde sonlandırdığının en somut kanıtıydı. Ancak bu “çekilme” aldatıcı. Hizbullah, Suriye topraklarını terk etmiş olmakla birlikte geride kapsamlı ağlar bıraktı. Bunlar, Şam yakınlarındaki Mezze mahallesinde ve güney Suriye’de (Kuneytra dahil) faaliyet gösteren hücre yapılanmalarını, Esed döneminden kalma İran bağlantılı Şii klanları ve sınır ötesi kaçakçılık hatlarını kapsıyor.
Şubat-Mart 2025 arasında Lazkiye ve Tartus vilayetleri ile Hama ve Humus’un batı kesimlerinde Esed’e hâlâ sadık unsurların başlattığı isyan, yeni yönetimin önündeki en ciddi iç güvenlik sınavı olmuştu. Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW), Mart 2025 tarihli raporunda bu isyanın yalnızca batı sahiliyle sınırlı kalmadığını, Fırat Vadisi’nin doğu kesimlerini, Halep’in bir bölümünü ve Şam çevresini de kapsadığını ortaya koydu. ISW analistlerine göre bu isyancılar, Hizbullah’ın kaçakçılık ağlarından ve Alevi dağ köylerinin desteğinden beslendi. Sahada elde edilen bulgular da bu değerlendirmeyi doğruluyordu: 13 Ocak 2025’te Humus Vilayeti’nin batısında eski rejim kalıntılarının Suriye Halk Direnişi ve Hizbullah koordinasyonuyla gerçekleştirdiği bir saldırıda 35’i aşkın Suriye güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. 6 Mart 2025 Ayaklanması olarak tarihe geçen bu süreç, devrime yönelik en ciddi provokasyondu. Yeni yönetimin misilleme operasyonları, ciddi sivil kayıplara da yol açtı. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve BM’den gelen raporlar, Lazkiye kırsalında 300’ü aşkın Alevi sivilin öldürüldüğünü ve Rusya’nın Hmeymim Üssü’ne sığınan geniş bir sivil kitlenin bulunduğunu ortaya koydu. Bu tablo, Hizbullah’ın istikrarsızlaştırma girişimlerinin hem Suriye güvenliğini hem de azınlık topluluklarını nasıl tehlikeye attığını da açıkça gösterdi.
27 Haziran 2025’te De’ra vilayetinde planlandığı iddia edilen ve Hizbullah’ın Şara’ya düzenlemeye hazırlandığı suikast girişimi de yeni yönetim açısından son derece kritik bir dönüm noktası.
Tarih | Olay | Konum | Sonuç / Önemi |
|---|---|---|---|
Ara. 2024 | Hizbullah, üst düzey Esed yetkililerini Lübnan’a kaçırdı | Humus / Sınır | Devrik rejimin bakiyelerinin korunması |
Ara. 2024 | Mazra’a’ya HTS baskını: Düzinelerce gözaltı | Humus | Hizbullah mevzilerinin temizlenmesi |
Oca. 2025 | Hizbullah militanları 5 güvenlik görevlisini öldürdü; cesetler üzerine tehdit yazıları bıraktı | Batı el-Kusayr | Saldırgan mesaj |
Oca. 2025 | Hizbullah + Esed sadıkları 35’ten fazla Suriye askerini öldürdü | Batı Humus | Koordineli ayaklanma desteği |
Şub. 2025 | Şam, sınır kaçakçılık güzergahlarına yönelik güvenlik operasyonu başlattı | Batı Humus / Lübnan sınırı | Bölge kontrolünün yeniden sağlanması |
Şub. 2025 | Hizbullah’a bağlı hücre, Mezze’ye roket saldırısı düzenledi | Şam | Kent içi terör girişimi |
Mar. 2025 | Hizbullah bağlantılı militanlar 3 Suriyeli askeri kaçırdı ve öldürdü | Zeita Barajı, Humus | Savaşan öldürme eylemi |
Mar. 2025 | Batı Suriye Ayaklanması; ISW Hizbullah ağlarının desteği tespit etti | Lazkiye, Tartus, Humus | Rejim kalıntılarıyla koordineli |
Haz. 2025 | Dera’da Hizbullah’ın suikast girişimi önlendi | Deraa | Şara’nın hayatını tehdit |
Eyl. 2025 | Rif Dımaşk’ta Hizbullah hücresi tutuklandı | Şam çevresi / Kuneytra | Kalıcı ağ varlığının kanıtı |
Oca. 2026 | İsrail: İran ve ortakları Şara suikastı planladı | Güney Suriye | İran bağlantısı teyit edildi |
Tablo: 8 Aralık 2024 Sonrası Hizbullah-Suriye Çatışmalarının Kronolojisi
Captagon İmparatorluğu
Captagon (amfetamin ve kafein içeren sentetik bir uyarıcı) yalnızca bir uyuşturucu türü değil, Esed rejiminin, İran’ın ve Hizbullah’ın mali mimarisinin temel taşı haline gelmişti. New Lines Enstitüsü’nün verilerine göre küresel Captagon endüstrisinin yıllık yaklaşık 10 milyar dolarlık hacmi var. Esed ailesinin ve ortaklarının bu pastadan aldığı pay ise yıllık 2,4 milyar doları buluyordu. Captagon üretimi ve dağıtımı, bir rastlantı eseri değil, doğrudan devlet-örgüt ittifakının ürünüydü. Üretim ve kaçakçılık operasyonlarının başında Mahir Esed (Suriye Ordusu 4. Zırhlı Tümeni komutanı ve Beşşar Esed’in kardeşi) vardı ve bu yapı, Hizbullah ile doğrudan koordinasyon içinde çalıştı.
4. Tümen personeli ile Hava Kuvvetleri İstihbarat personeli, üretim tesislerine koruma sağladı ve lojistik destek verdi. Üstelik onlarca, hatta yüzlerce üretim, paketleme ve dağıtım merkezi Hizbullah ve İran kontrolünde kuruldu. Hizbullah’ın Captagon üretimindeki yeri birden fazla kanaldan belgelendi. 2024 yılında ABD Hazinesi’nin Yabancı Varlıklar Denetim Ofisi (OFAC), Captagon ticaretinden Hizbullah’a fayda sağlayan 3 kişiyi ve 4 şirketi yaptırım listesine alırken “Captagon’un yasadışı üretim ve ticareti, Beşşar Esed’ın rejimine ve müttefiklerine, Hizbullah dahil, fayda sağlayan milyar dolarlık bir kaçakçılık işine dönüşmüştür” tespitini resmi olarak kayıt altına aldı.
Hizbullah’ın bu işteki rolü salt lojistik boyutta değildi. Örgüt, 2012’de Lübnan’daki uyuşturucu operasyonları baskı altına alındığında üretim kapasitesini Suriye topraklarına kaydırdı ve Esed’in Captagon imparatorluğunu inşa etme sürecinde fiilen ortak konumuna geçti. Bu operasyonların arkasında IRGC Kudüs Gücü’nün iki özel birimi bulunmaktadır: Özel Kuvvetler Birimi 840 ve İstihbarat Örgütü Özel Harekât Kolu 4000.
Yeni Şam yönetiminin Captagon’la mücadeledeki performansı, kısa vadede çarpıcı sonuçlar verdi. New Lines Enstitüsü’nün verilerine göre Aralık 2024-Eylül 2025 arasında Suriye güvenlik güçleri 7 laboratuvarı, 23 depoyu ve 200 milyon kapsülü aşkın Captagon’u ele geçirdi. Şara’nın doğrudan Ürdün Kralı Abdullah II ile gerçekleştirdiği Şubat 2025 Amman görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı ve güvenlik iş birliği de başlıca gündem maddesi oldu. Bununla birlikte yapısal güçlükler sürüyor. Suriye ekonomisi derinlemesine çökmüş durumda, işsizlik oranı yüksek ve altyapı çürümüş durumda. Bu koşullarda Captagon’un sağladığı gelirin cazibesini tamamen yok etmek güç. Bazı Esed dönemi üreticileri (Vesim Badia el-Esed dahil) Hizbullah kontrolündeki Lübnan topraklarına sığındı, böylece suç ağları ile Hizbullah arasındaki ittifak yeni bir boyut kazandı.
Aktör | Captagon’daki Rolü | Yıllık Tahmini Gelir | 8 Aralık Sonrası Durum |
|---|---|---|---|
Mahir Esed / 4. Zırhlı Tümen | Üretim koordinasyonu, koruma | ~2,4 Milyar $* | Suriye dışına çekildi |
Hizbullah | Dağıtım ağları, silah-uyuşturucu takas güzergahları | Belirsiz / Önemli | Lübnan ve Afrika’ya kaydı |
İran (IRGC Birim 840/4000) | Silah-uyuşturucu koridorları, üretim tesisleri | Dolaylı fayda | Alternatif güzergah arayışı |
Hizbullah himayesindeki Zeaiter Aşireti / Şii Klanlar | Sınır kaçakçılığı | Yerel gelir | Lübnan ordusu baskınlarıyla çözüldü |
Husi Güçleri (Yemen) | Yeni üretim merkezi | Artan / Tahminen küçük | Temmuz 2025’te 1,5 Milyon kapsül ele geçirildi |
Tablo: Captagon Ağı
Yeni Şam’ın Hizbullah ve İran Politikasını Biçimlendiren Parametreler
Ahmed Şara’nın İran’a yönelik söylemi, salt diplomatik bir pozisyon alıştan ibaret değil. Şara, Ekim 2024 tarihli Şarku’l Avsat röportajında (henüz iktidara gelmeden) Esed Suriye’sinin İran’ın nüfuzunu Arap başkentlerine yaymak, çatışmaları genişletmek ve Körfez ülkelerini Captagon yoluyla istikrarsızlaştırmak için bir platforma dönüştüğünü dile getirmiş, bu çerçevede “İran’ın bölgedeki projesini 40 yıl geri attık” ifadesini kullanmıştır.
Bu ideolojik kopuşun kökleri, Şara’nın kendi siyasi ve dini evrimi ile birleşiyor. Hizbullah gibi bir İran vekilini Sünni İslamcı kimliği ve Arap milliyetçiliğiyle bağdaştırmak mümkün değil. Suriye’nin çoğunluğunu oluşturan Sünni nüfus arasında Hizbullah, Tahran rejimi sponsorluğundaki sivil katliamların baş sorumlusu olarak algılanıyor.
Hizbullah, Şara yönetiminin önünde varoluşsal bir güvenlik tehdidi olarak da duruyor. 27 Haziran 2025 suikast girişimi, Hizbullah unsurlarının devlet başkanını hedef alabileceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra Lübnan sınırında süregelen çatışmalar, Mezze roket saldırısı ve güney Suriye’deki İran bağlantılı hücrelerin varlığı, güvenlik parametresinin hiçbir zaman hayali bir kaygıya dönüşmediğini ortaya koymaktadır. Belfer Merkezi’nin tespitine göre “İran’ın yeniden Suriye iç denklemine girmesi, başta İsrail, Türkiye ve Suudi Arabistan olmak üzere neredeyse her diğer gücü rahatsız edeceğinden, bu adım ciddi sonuçlar doğurur.” Dolayısıyla Hizbullah/İran tehdidi, hem iç meşruiyet açısından hem de uluslararası destek bağlamında Şara yönetimine yönelik bir koz haline geliyor.
Yaptırımların kaldırılması, yeniden yapılanma finansmanı ve uluslararası yatırımın ülkeye çekilmesi açısından ABD ve AB ile ilişkilerin normalleştirilmesi zorunlu. Bu normalleşmenin en temel koşullarından biri, Hizbullah ve İran bağlantılı ağların yurt içinden temizlenmesi. Mayıs 2025’te Trump ile gerçekleştirilen buluşmanın ardından ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları önemli ölçüde hafifletmesi, bu stratejinin somut meyvelerinden biri.
Tüm bu parametrelere rağmen Şara yönetiminin belirleyici kırılganlıkları var. FDD’nin tespitine göre Hizbullah finansörlerine ait şirketler, sınırlı denetim ve kapasite gerekçesiyle Suriye ekonomisinde serbestçe faaliyet göstermeye devam ediyor. Bunun yanı sıra güney Suriye’deki kurumsal boşluk ve Kuneytra’da varlıklarını sürdüren İran bağlantılı fraksiyonlar, Şam’ın fiili kontrolünün henüz tüm topraklara ulaşamadığını gösteriyor. Daha yapısal bir sorun ise Suriye’nin mezhepsel ve etnik bölünmüşlüğü. Şara, azınlıklar nezdindeki güven açığını kapatamadıkça, İran ve Hizbullah, bu toplulukların meşru şikayetlerini istikrarsızlaştırma amacıyla araçsallaştırmaya devam edecek.
Parametre | İçeriği | Yönlendirdiği Politika |
|---|---|---|
İdeolojik | İran’ın Sünni Suriye üzerindeki mezhepçi proje karşıtlığı | Direniş Ekseni’nden sert kopuş söylemi |
Güvenlik | Suikast girişimleri, sınır çatışmaları, kentsel hücreler | Aktif güvenlik operasyonları, sınır kapama |
Ekonomik | Yaptırım kaldırma, yeniden yapılanma finansmanı | ABD/Körfez uyumu için Hizbullah tasfiyesi |
Bölgesel Konjonktürel | Zayıflamış Hizbullah, çekilmiş İran | Görece düşük maliyetle aktif caydırıcılık |
Uluslararası Meşruiyet | ABD, Körfez, AB tanıması ihtiyacı | Terörizm karşıtı ortaklık mesajı |
Kırılganlık (Kısıtlayıcı) | Ekonomik kriz, mezhepsel gerilimler, zayıf ordu | Doğrudan askeri müdahaleden kaçınma |
Tablo: Yeni Şam’ın Hizbullah/İran Politikasını Şekillendiren Temel Parametreler
Katliam Dosyaları ve Geçiş Adaleti
Yeni Şam yönetiminin geçiş dönemi adaletine yaklaşımı, şimdiye kadar söylemsel düzeyde kaldı. 17 Mayıs 2025’te imzalanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri 19 ve 20, bir Kayıp Kişiler Ulusal Komisyonu ile Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu’nun kuruluşu resmileştirmişti. Bu yapılar, teorik olarak Hizbullah’ın işlediği suçlar dahil yaşanan ihlalleri belgeleme kapasitesi taşıyor, ancak pratik işlevselliği henüz test edilmedi. Hizbullah’ın fiili hesap vermesinin önündeki en büyük engel, örgütün Lübnan iç siyasetinde önemli bir güce sahip olmaya devam etmesi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisi ise Hizbullah’ın işlediği suçlar için fiilen kullanılamaz durumda. Zira söz konusu eylemler Suriye topraklarında gerçekleşmiş olmakla birlikte hem Suriye hem de Lübnan Roma Statüsü’ne taraf değil.
Tüm bu tabloya bakıldığında, Hizbullah’ın Suriye’deki savaş suçları için hesap verme olasılığı son derece düşük görünüyor. Bu durumun birden fazla yapısal nedeni var. Öncelikle, uluslararası hukuk mekanizmalarının devlet dışı aktörlere uygulanmasındaki yapısal boşluklar var. Ayrıca Hizbullah militanlarına fiziksel olarak ulaşmanın, onları gözaltına almanın ve mahkemeye taşımanın yarattığı güçlükler var.
Hizbullah cephesinde ise tablo, üç boyutta özetlenebilir. Birincisi, geçmişin ağırlığı. Kusayr’dan Zebadani’ye, Mezze’den suikast girişimine uzanan uzun bir kirlilik zinciri, Hizbullah’ın Suriye’de yalnızca bir yabancı güç değil, kan ve uyuşturucuyla örülü bir suç ortaklığının içinde yer aldığını gösteriyor. Örgüt, askeri kapasitesi zayıflamış olsa da Suriye’nin yeniden inşasına köstek olmaya devam ediyor. Öte yandan Hizbullah’ın Lübnan’daki konumu ve İran’ın bölgesel stratejisinin nasıl evrileceği, Suriye’nin önündeki güvenlik ortamını doğrudan biçimlendirecek.
Yeni Şam yönetiminin Hizbullah ve İran politikasının ideolojik, güvenlik, ekonomik ve konjonktürel parametreleri, bugün nispeten uyumlu bir çizgide buluştu. Ancak bu uyum, ne kalıcı ne de garanti altında. Suriye’nin kırılgan ekonomisi, mezhepsel gerilimler ve zayıf kurumsal kapasite, Hizbullah’a yeni gedikler açma fırsatları sunuyor. Uluslararası toplumun sağlayacağı ekonomik destek ve diplomatik baskı, bu denklemin seyrini belirleyecek kritik değişkenler olacak.
“Hesabı sorulmayan geçmiş, geleceğin harcı olmaz. Kusayr’da öldürülen siviller, Captagon yüzünden hayatını kaybeden gençler ve Hizbullah hapishanelerinde sönen hayatlar, yeni Suriye’nin inşasına eşlik etmek zorunda.”
Kaynaklar
- Edward Djerejian, “External States and Syria’s Challenge of Reunification under Transitional President Ahmed al-Sharaa,” Belfer Center for Science and International Affairs, 29 Ekim 2025.
- “Syrian Transitional Government,” Wikipedia, erişim 28 Mart 2026.
- UN Security Council Resolution 2799, Kasım 2025; Donald Trump – Ahmed al-Sharaa görüşmesi, Beyaz Saray, 10 Kasım 2025.
- Jon Gambrell, “Syria’s Interim President Visits Saudi Arabia on First Trip Abroad, Likely a Signal to Iran,” AP News, 2 Şubat 2025.
- Al-Sharaa, Asharq Al-Awsat röportajı, 20 Aralık 2024; al-Sharaa, Şubat 2025 açıklamaları, Wikipedia, Ahmed al-Sharaa maddesi.
- Seth Jones, “The Escalating Conflict with Hezbollah in Syria,” CSIS, güncellenmiş baskı.
- “Hezbollah Involvement in the Syrian Civil War,” Wikipedia, erişim Mart 2026.
- “Al-Qusayr Offensive,” Wikipedia. Kasım Süleymani’nin koordinatörlük rolü için bkz. CSIS Hizbullah analizi.
- Human Rights Watch, “Is This the Most Disgusting Atrocity Filmed in the Syrian Civil War?,” 13 Mayıs 2013.
- HRW, a.g.e.; Syria Accountability Project, “Hezbollah’s Executions Highlight Violations Against Detainees,” 2013.
- “Massacres Committed by Hezbollah in Syria: From 2013 to Present,” The Levant News, 30 Eylül 2024.
- “Hezbollah Involvement in the Syrian Civil War,” Wikipedia. Şeyh Karadavi’nin “Şeytan Partisi” nitelendirmesi için bkz. aynı kaynak.
- Syria Accountability Project, a.g.e.
- BM Suriye Soruşturma Komisyonu, Altıncı Rapor, 2013.
- “Hezbollah–Syria Clashes (2024–present),” Wikipedia.
- “Fall of the Assad Regime,” Wikipedia. Yaklaşık 150 zırhlı araç detayı için bkz. aynı kaynak.
- Institute for the Study of War, “Western Syria Clashes” analiz raporu, 10 Mart 2025.
- ISW, a.g.e.
- “Hezbollah–Syria Clashes (2024–present),” Wikipedia, 13 Ocak 2025 kaydı.
- SOHR (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi) raporları; BM verileri, Mart 2025.
- “Ahmed al-Sharaa,” Wikipedia, 27 Haziran 2025 suikast girişimi kaydı.
- David Daoud ve Ahmad Sharawi, “Syria Can Squeeze Hezbollah, But Caution Is Necessary,” Foundation for Defense of Democracies, 18 Mart 2026.
- HSToday, “Iran’s Narco-Terrorist Network.”
- U.S. Department of the Treasury, OFAC, “Treasury Targets Hizballah Finance Network and Syrian Captagon Trafficking,” 16 Ekim 2024.
- Combating Terrorism Center at West Point, “The Future of the Illicit Captagon Drug Trade,” Ekim 2025.
- Iran News Update, “Iran’s Regime and Hezbollah’s Global Drug Empire,” 21 Aralık 2025.
- CTC West Point, a.g.e., Sierra Leone ve Sudan bulguları.
- Asharq Al-Awsat röportajı, 20 Aralık 2024.
- Daoud ve Sharawi, a.g.e.
- INSS, “The New Syria—One Year After al-Sharaa’s Rise to Power,” 14 Aralık 2025.