Siyasetteki “Üçüncü Yol” Tartışmaları

Geleneksel sağ ve sol siyaset arasında sıkışıp kalmadan, farklı görüşler arasında bir sentez bulunması ve ortak zeminlerde buluşulması gerektiğini iddia eden Üçüncü Yol tartışmaları, temelde ideolojik sınırların ötesine geçerek seçmene daha geniş bir perspektif sunmayı hedeflemektedir.

üçüncü yol

Günümüz siyasetinde sıklıkla karşılaşılan kutuplaşma ve ideolojik bölünmeler, toplumları bir araya getiren ve çözüm odaklı politikalar üreten ortamların oluşmasını engelleyebilirken, yine bu sebeple yaşanan politik tıkanmalarda siyasette gündeme gelen Üçüncü Yol tartışmaları, yaşanan bu tür tıkanma, kutuplaşma ve zorlukların üstesinden gelmek adına topluma önemli bir çerçeve sunmaktadır. Geleneksel sağ ve sol siyaset arasında sıkışıp kalmadan, farklı görüşler arasında bir sentez bulunması ve ortak zeminlerde buluşulması gerektiğini iddia eden Üçüncü Yol tartışmaları, temelde ideolojik sınırların ötesine geçerek seçmene daha geniş bir perspektif sunmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşım, toplumun karşıt kutupları ve farklı kesimlerinden insanları bir araya getirerek daha kapsayıcı ve etkili politikaların oluşturulmasına olanak sağlamayı amaçlarken radikal çizgileri reddeden bir politika inşa etmektedir.

 

Toplumun geneline sirayet eden kutuplaşma atmosferi; medya, sosyal medya ve diğer iletişim araçlarıyla daha fazla derinleşirken, Üçüncü Yol arayışındaki siyaset, bu kutuplaşma eğilimlerini tersine çevirerek toplumu bir araya getirmeye çalışırken, ortak bir zeminde buluşarak toplumun genel çıkarlarına hizmet eden politikalar geliştirilmesini ve topluma uzun vadeli çözümler sunmayı hedeflediğini ileri sürmektedir. Siyasetteki Üçüncü Yol tartışmaları, ideolojik sınırlar ötesinde daha kapsayıcı ve etkili politikaların oluşturulmasına yönelik uzlaşı ortamını tesis eden bir çağrıyı karşılamaktadır. Bu yaklaşım, siyasi liderlerin esneklik, uzlaşma ve işbirliği ruhuyla hareket etmelerini gerektirmektedir. 

 

Siyasi partilerin ve liderlerin ideolojik olarak bağlı oldukları tabanlarını memnun etme mecburiyetleri bulunmaktadır. Ancak bu mecburiyet, genellikle esneklik ve uzlaşmayla çatışmaktadır. Zira Üçüncü Yol iddiasını taşıyan siyasi parti ve liderler, kendi tabanlarını memnun etme amacını güderken, bir taraftan da farklı kesim ve görüşlerden insanları kucaklayacak politikalar geliştirmek arasında denge kurmak zorundadır. Ancak Türkiye’deki siyasi kesimlerin ve karşıt seçmen kitlelerinin birbirlerine duydukları güvensizlik hissiyatı, bu dengenin kurulmasını zorlaştırmaktadır.

 

“Ana Muhalefet” Kimliği

 

Özellikle 2023 seçimleri sonrasında muhalefet blokunda tezahür eden dağılma neticesinde; İYİ Parti, Memleket Partisi, Zafer Partisi gibi farklı siyasi partiler tarafından birbirinden bağımsız söylemlerle cereyan ederek dillendirilen Üçüncü Yol, Türkiye’de gittikçe kutuplaşan siyasi ortamda farklı bir yolun var olabileceği alternatifiyle son günlerde tartışma konusu haline gelmiştir. Üçüncü Yol siyasetinin mayasını, hâlihazırda var olan iktidar karşıtlığının yanı sıra muhalefete de muhalefet etme dinamiği oluşturmaktadır. Keza Üçüncü Yol, iktidar karşısında bir blok oluşturduğu gibi mevcut muhalefetten de memnun olmayanların, muhalefetin iktidar karşısında olamadığı alternatif olma iddiasını taşıyanların çizdiği çizgiyi takip etmektedir. Dolayısıyla amaçlarının temellerinden birisini, “ilk olarak muhalefet olabilmek” ya da seçmen nazarında “muhalefetin yerine muhalefete geçebilmek” gayesi oluşturmaktadır. Bu sebeple Üçüncü Yolcular, iktidardan ziyade muhalefete yüklenerek muhalif blokun oyunu konsolide edebilmeyi hedeflemektedir. Bu perspektifle, etiği tartışmalı ancak mantalitesi anlaşılabilir bir politikaya sahip olan Üçüncü Yol, seçmen nazarında “ana muhalefet” kimliğine bürünmeyi hedeflemektedir. Salt muhalif bloktan devşirilen oylarla muhalefet olamayacağının ya da muhalefette kalamayacağının veyahut iktidara gelemeyeceğinin farkında olan Üçüncü Yolcular, muhalif kesimin oylarını konsolide ederken küskün seçmeni cezbetme ve ayrıca iktidar blokundan da oy koparma gibi hassas dengeli bir siyaset izlemektedir.

 

Türkiye siyaset pazarında özellikle muhalif blok tarafından ilgiyle takip edilen seküler kesim, Üçüncü Yolcuların en çok rağbet ettiği “ürüne” dönüşürken, milliyetçi/eski ülkücü ya da ulusalcıların alıcısı bol mahiyetiyle muhalefetten koparmak istediği konsolidasyon hedefinin paydasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla İYİ Parti, Memleket Partisi ve Zafer Partisi’nin son zamanlarda iktidardan ziyade ana muhalefet partisi CHP’yi hedef alması, küskün ve umutsuz seküler kesim üzerinden kurguladığı kendi hedef kitlesine yaptığı markajı kapsamaktadır. Bu markajın ambalajında ise -iktidarın da aynı savı desteklediği düzlemde- tarihi köklerinden kopmakla suçladığı CHP’nin artık Atatürk’ün partisi olmadığı, Atatürk’ün ilkelerinin ancak kendileri tarafından savunulduğu makyajı yer alırken -yine iktidarın kullandığı şekliyle- terörle işbirliği yapmakla itham ederek CHP’yi terörize etme eğilimi bulunmaktadır.

 

Sekizler Hareketi

 

Üçüncü Yol’un Türkiye siyasetine kazandırdığı ideolojik manada politik bir üretim olmadığı gibi söylem ve propagandaları ise CHP karşıtlığı temelli bir retorik oluşturmaktadır. Keza bu çizgi, Türkiye siyasetinde yeni olmadığı gibi tarihi akışında genellikle CHP içinden doğup CHP’ye önce karşı, sonra alternatif olmak gibi bir çizgiyi izlemiştir. Üçüncü Yol siyasetinin Türk siyasal hayatı içerisindeki ilk örneğini; CHP içinde Ortanın Solu akımına karşı çıkan parti içi muhalefet grubu Turhan Feyzioğlu ve önderliğini üstlendiği Sekizler Hareketi temsil etmiştir. 28 Nisan 1967 tarihinde düzenlenen CHP’nin 18. Kurultay’ında partinin resmîi görüşü olarak benimsenen Ortanın Solu hareketinin, partide çeşitli tartışmalara neden olmasıyla 4. Olağanüstü Kurultay’a gidilmiştir. CHP’nin sosyalist bir parti olmasına karşı çıkan Sekizler’in Kurultay’da azınlıkta kalması üzerine 47 milletvekili ve senatörden oluşan grup 30 Nisan 1967 tarihinde CHP’den ayrılarak 12 Mayıs 1967 tarihinde Güven Partisi’ni (GP) kurmuştur. Daha sonra Millet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi gibi gücünü yitiren partilerden milletvekillerinin toplu katılmalarıyla daha da güçlenen GP, 29 Ocak 1971 tarihinde adını Millî Güven Partisi olarak değiştirmiştir. Parti son şeklini ise Kemal Satır’ın kurduğu Cumhuriyetçi Parti ile birleşerek 3 Mart 1973 tarihinde adının Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) olmasıyla almıştır. Bildirisinde “Ne aşırı sağ, ne aşırı sol; yolumuz Atatürkçü yol” ifadesini kullanan CGP’nin 19’uncu yüzyıl liberalizmi ve sosyalizme karşı olduğunu belirten programında; devletin, ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunacağı, sosyal adalet ve sosyal güvenliğin gerçekleştirileceği, Türkiye’nin totaliter rejimlerin ve Atatürkçülüğe aykırı akımların tehdidinden kurtarılacağı gibi ilkeler benimsenmiştir. Ancak 1970’li yıllarda Türkiye siyasi yelpazesinde üçüncü bir yol alternatifi sunmaya çalışan CGP, bir etki yaratamamıştır. 

 

Benzer şekilde günümüz siyasi arenasının Üçüncü Yol arayışları da iktidara doğrudan karşıt ancak muhalefete de muhalif bir kimlikle kendi yolunun arayışı içerisinde, iki kutba sıkışmış seçmen kitlesini konsolide etmek isteyen bir yol takip etme iddiasını taşımaktadır. Ancak bu yoldaki istenciyle iktidar ve muhalefet karşısında seçmen için bir alternatif olma iddiasını taşıyan İYİ Parti, Memleket Partisi ya da Zafer Partisi gibi siyasi partiler, 2023  genel seçimleri ve 2024 yerel seçimlerinde beklenilen ya da kendi iddiaları çerçevesinde oluşturulan bir oy potansiyelini yakalayamamıştır. 

 

Müstakil Siyaset

 

2024 yerel seçimlerine “Hür ve Müstakil Siyaset” ilkesi çerçevesinde iddialı bir çıkışla hazırlanan İYİ Parti, seçim kampanyasında kullandığı AKP ve CHP taraflarına gönderme yaparak “mecbur değilsin” sloganlı kampanya afişleriyle bilboard’ları süslerken iki kutuplu siyasi atmosferde, siyasi seçenek olarak bir üçüncü olma amacını gütse de seçim sonuçlarında büyük bir hezimetle karşı karşıya kalmıştır. Radikal bir çıkış yapmayı rasyonel olmakla ilişkilendiremeyen İYİ Parti, müstakil siyaset anlayışını ele alırken yeni merkezin inşasında yapıcıdan çok yıkıcı bir rol üstlenmiştir. İYİ Parti, iktidardan ziyade CHP’ye yüklenerek bir önceki genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olması için üzerlerinde baskı kurduğu Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı, 2024 yerel seçimlerindeyetersizlikle suçlamış, bu tutarsızlıkla CHP seçmeninden koparmaya çalıştığı seçmen kitlesini bulamadığı gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşamış, kendi konsolide etmeye çalıştığı ve esasında kendisinden daha ileride olan kentli, seküler, milliyetçi sosyolojik tabanı da yitirmiştir.

 

Memleket Partisi de İYİ Parti’ye benzer bir minvalde; 2023 seçimlerinden beridir sürdürdüğü CHP ile giriştiği “tek taraflı” kavgaya son verememiş politik odağına “CHP’den ayrılış haklılığını” anlatmaya çalıştığı bir ikna çabasını oturtmuştur. Dolayısıyla seçmen nazarında, iktidar karşısında ya da muhalefetin yerine bir alternatif oluşturabilecek, ülkenin gerçek gündemini yakalayabilen, halka dokunan, çözüm vaat eden politikalar üretememiştir.

 

Türkiye’deki Üçüncü Yol siyaset anlayışının en büyük dezavantajlarından birisi belirsizlik ve netlik eksikliğidir. Geleneksel sol ve sağ ideolojilerin aksine Üçüncü Yol iddiası, genellikle belirsiz ve bulanık bir görüş sunmaktadır. Bu, seçmenlerin ve halkın gerçek politika hedeflerini anlamasını güçleştirdiği gibi net olmayan bir politika alternatifi, seçmenler üzerinde güven eksikliği yaratmaktadır. Bu yaklaşım, belirli bir politika yönüne bağlı olmayı reddederken genellikle mevcut koşullara uyum sağlamak için politikalarını değiştirmektedir. Ancak bu esneklik, politikacıların inandırıcılığını zayıflatabilmekte ve seçmenlerin güvenini kaybetmelerine neden olabilmektedir. 

 

İktidar ve muhalefetin haricinde, ekonominin nasıl düzeltileceği, politik kutuplaşma karşısında nasıl bir barış ortamı sağlanacağı, dış politikada nasıl bir rota izleneceği, eğitim ve kültür politikalarında nasıl bir çerçeve çizileceği gibi esas meselelerde tatmin edici bir retorik geliştiremeyen Üçüncü Yol siyaset iddiasındakilerin, salt muhalefetten oy devşirme üzerine kurulu sığ, kendilerine özgü, seçmene sunulacak özgür, kendince özgül ağırlığa sahip bir siyasi rota çizmeden ve çözümcü siyaset üretmeden ilerlemeye çalışması, 2024 yerel seçimlerinde toplamda yüzde 5 karşılığıyla seçmen nazarında kabul görmemiştir.

 

Türkiye toplumu, net hedeflerden ve politikaların somut sonuçlarına odaklanmış bir liderlikten etkilenmektedir. Üçüncü Yol siyasetçilerinin, bu yaklaşımı net bir şekilde iletebilmeleri ve politikalarının vatandaşların günlük yaşamlarına nasıl yansıyacağına odaklanmaları gerekmektedir. Dolayısıyla Üçüncü Yol siyaset anlayışının politika ve iletişim stratejilerinin somut adımlarla revize edilmesi gerekmektedir.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.