Modernleşmeyi bir zorunluluk olarak gören ve topluma yeni bir kimlik vermekle kendilerini mesul gören Cumhuriyet idaresinin, eğitime ciddi önem atfettiği, ancak ekonomik yoksunluk, personel yetersizliği, eğitimin tabiatından kaynaklanan uzun sürede netice alınabilme realitesi gibi sebeplerle, bu sahada beklenenlerin kısa sürede gerçekleşmediği açıktır.

Muarızını büyüten bunca tecrübeden sonra, insanların kendisi gibi yaşama ve örgütlenme hakkının yasal ve anayasal güvence altında olacağı bir ülke olmayı başarabilir miyiz diye düşünürken, bir grup Yargıtay üyesinin yapmış olduğu suç duyurusu, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk büyük utancı olarak kayda geçmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını bitirip ikinci yüzyıla ayak bastığı bugünlerde anmalar, kutlamalar, reklam sunumları, resmî geçit törenleri, havai fişekler vs. kadar, yüzyıllık geçmişin bir muhasebesinin yapılması da elzemdir. Bu muhasebe; birinci yüzyılın olumsuzluklarını, paradokslarını, defolarını ve yanlışlıklarını ikinci yüzyıla devretmemiş veya bunları minimize etmiş bir tablonun ortaya çıkması için hem gerekli hem de önemlidir.   […]

Türkiye Cumhuriyeti 100’üncü yaşına erişmekle, ikinci yüzyıla da adım atmış bulunmaktadır. Cumhuriyet’in birinci yüzyılının; siyasal, sosyal, kültürel, dinsel, etnik, hukuki, idari, iktisadi ve dış politika gibi parametreler açısından kazanımlar-kayıplar ya da başarı-başarısızlık ekseninde bir tür geçmişin muhasebesine tabi tutulması gerekmektedir. Bu gereklilik tarihsel bir sorumluluk olduğu kadar, geleceğe de, yani ikinci yüzyıla da bir projeksiyon […]

100 yıllık bir durum değerlendirmesi yaparsak, asır sonu tekil modernliğinin yerini post-modern gerçeklik modernliklerinin aldığı, kalkınmanın farklı parametrelerle tanımlandığı, demokrasi ve katılımın değişik şekilde değerlendirildiği bir noktaya geldiğimizi söyleyebilmemiz mümkündür, ki bu da son derece doğaldır. Bir asır içinde sabit kalan, değişmemekte direnen tek husus, maalesef, yeni patrimonyal ve otoriter siyaseti biçim farklarıyla yenden üretmemizdir. […]

Geriye dönüp bakıldığında Cumhuriyet rejimi, sürdürdüğü otoriter modernleşme bağlamında çözülmesi güç ve zaman alan, siyasi enerjiyi tüketici üç temel mesele ile hemhal olmuştur. Bunlardan ilki, milliyetçilik siyaseti çerçevesinde gelişen Kürt meselesi, ikincisi laiklik siyaseti bağlamında neşvünema bulan dini kimlik sorunu, üçüncüsü ise ordunun oynadığı ideolojik rol çerçevesinde yaptığı müdahaleler ve gerilen asker-sivil ilişkisidir. 2023 yılı […]

Cumhuriyet’in 100’üncü yılını Cumhuriyet’in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı’nın devrimleri çerçevesinde pazar günü idrak edeceğiz. Peki Cumhuriyet’in yüzüncü sene-i devriyesi sadece geçen sürenin uzunluğu bakımından mı önemli? Yüzyıllık bir flashback ile başlayalım.   TBMM’nin ikinci döneminin (İkinci Meclis) hicri 18 Rebiülevvel 1342, rumi 29 Teşrinievvel 1339 ve miladi takvimle de 29 Ekim 1923 Pazartesi tarihli celsesinde […]

Türkiye’de ulus inşa projesi tam anlamıyla başarılı olamamıştır ve yeni rejimin sınırları dahilinde oluşturulmaya çalışılan ulus tarafından benimsenmemiştir. Uluslaşma projesi, süreci yöneten elitlerin tasavvur ettiği “muasır medeniyet” seviyesine ulaşma ideali ile çelişen ve demokrasi ve özgürlükler ile uyumsuz hatta onları zedeleyen bir aşamalar ve politikalar toplamına dönüşmüştür. Ulus inşası (nation-building), farklı olan bireyleri ulus-devletin sınırları […]

Yeni bir anayasa illa yapılacaksa, buna başlamadan önce siyasi çoğulculuğun, ifade özgürlüğünün, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ve daha nice hak ve özgürlüğün etkin bir şekilde kullanılmasını engelleyen kanunlar ile uygulama yanlışlarını düzeltmeli; kutuplaşmayı azaltmalı, çatışmacı ve tek taraflı bir anayasa değişikliği zorlamasının aksine çoğulcu bir süreci içeren uzlaşma üzerine dayalı bir anayasa değişikliği […]

Cumhuriyet’in kurucu değerleri ile çağdaş sol değerlerin sentezine dayanan 100 yıllık gelişim süreci, bugün etnik ve mezhepsel kimlik, bölgecilik, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini küçümseme, sağa açılma adına AK Parti’yi taklit etmeye yönelik adımlar nedeniyle tehlike altındadır. Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet değerlerini koruması beklenen CHP’nin iç iktidar mücadelesinin ötesine geçememesi, Türkiye açısından üzüntü vericidir. Bu noktada CHP’nin 1980 […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.