2025, Türkiye’de ve dünyada sertleşen siyasal ajandaların ve ağır insani bedellerin yılı olarak geride kaldı. Perspektif yazarları, biten yılın izlerini sürerken aynı zamanda 2026’ya taşınan riskleri, imkânları ve beklentileri ele alıyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca geride kalanların değil, önümüzde duranların da ciddiyetle düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

2025’te yeni bir pandemi ve küresel felaket yaşamadığımız sürece, tüm endişelere rağmen hiç de umutsuz değilim. Yeni bir kapanmayla karşılaşmadıkça canı sağ olana bunlar ne ki? İkinci milenyumun birinci asrının ilk çeyreğini tamamlayacağımız 2025 için yıl sonunda geçmişe dönük muhasebe mahiyetinde bir Z raporu yazmadan bu sefer ön alıp bir fizibilite raporu hazırlamanın isabetli olacağı […]

Yeni Suriye 2025’e girerken Türkiye’nin de yeni bir başlangıç için fazlasıyla sebebi ve imkânı bulunuyor. Yeter ki siyaset de 2024 sonu itibarıyla küresel ve bölgesel anlamda yeni bir dalganın kaçınılmaz olduğunu ve 2025’e girmesi gerektiğini fark etsin.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.