Ortadoğu’nun modern siyasi tarihi bize bölgenin en temel sorunlarından birinin bölgesel özerklik eksikliği olduğunu gösteriyor. Bölge ülkeleri kendi aralarında sağlıklı bir işbirliği zemini oluşturamazsa Ortadoğu’nun geleceği yine dış aktörlerin stratejik hesapları tarafından belirlenecektir. Ortak bir stratejik vizyon geliştirilemezse bölgenin kaderi dış güçlerin tasarladığı güvenlik projeleri tarafından şekillendirilmeye devam edecektir.

İran’ın Ortadoğu politikasını anlamanın yolu, yalnızca dışarıdan yürütülen analizlerden değil, rejimin kendi iç çatışmalarından da geçmektedir. İran’ın ‘mazlumların savunucusu’ söylemi, bizzat mazlumları öldürme pratiğiyle giderek daha derin bir çelişki tablosu oluşturur. Bu gerilim, münhasıran Batılı kaynakların ürettiği bir analiz değil; kendi devrimci kuşağından figürlerin içeriden dile getirdiği bir saptamadır.

ABD-İsrail’in İran saldırısı strateji açısından hedefleri belirsiz, sonuçları tahmin edilemez bir maceradır. İran’ın iç siyaseti açısından rejimi daha sert kılacak, olası demokratikleşme umutlarını törpüleyecek bir dinamiği devreye sokmuştur. Bölgesel denge açısından ise Körfez’i, Lübnan’ı ve daha geniş Orta Doğu’yu derin belirsizliğe sürükleyen bir fay hattı açmıştır.

ABD-İsrail saldırılarının ardından tırmanan bölgesel gerilim, Irak’ı çok boyutlu bir kırılganlığın eşiğine sürüklüyor. İran’a yakın milislerin sahaya inme ihtimali güvenlik riskini büyütürken, aylardır kurulamayan hükümet siyasi dayanıklılığı zayıflatıyor. Petrol gelirlerine bağımlı ekonomi ise olası bir Hürmüz senaryosunda ağır bir darbe alabilir. Irak için soru artık şu: Bu kriz atlatılabilir mi, yoksa ülke yeni bir vekil savaşın ana sahasına mı dönüşecek?

İran, Batı sistemine entegre olursa, Washington’un da Batı’nın da bölgedeki seçenek sayısı artar. Seçenek artarsa vazgeçilmezlik azalır, vazgeçilmezlik azalırsa pazarlık gücü erir. Türkiye açısından İran’ın Batı’yla normalleşmesi, bölgesel rekabetin parametrelerini de değiştirir.

Körfez’de İran’la en sorunsuz ve sürdürülebilir ilişkiyi kurabilmiş ülke olan Umman’ın bu özel konumu, geçici bir yakınlıktan ibaret değil. İki ülke arasındaki ilişkilerin uzun vadeli seyrinden beslenen, İran–Umman hattında on yıllara yayılan bir sürekliliğin ürünü.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.