ABD, Körfez’e onlarca yıldır güvenlik sattı, güvenlik taahhüdü vermedi. Fark küçük görünse de belirleyicidir. Güvenliği satan taraf, o güvenliğin sınırlarını da belirler. Taahhüt veren taraf ise bunun hesabını vermek zorundadır.

40 günlük savaşa verilen ateşkes arası, “gerçek bir müzakere penceresi” kadar “tarafların yerinden mevzilenmek için attığı taktik bir adım” olarak da okunuyor. Dr. Muhammed Berdibek’e göre İran “nükleer enerji hakkından vazgeçmez”, “balistik füze programını da bölgesel etkinliğini de müzakere konusu yapmaz”; buna karşılık Trump ile Tahran “her zaman anlaşabilir” ama “İsrail faktörü olduğu müddetçe bu anlaşmalardan olumlu bir sonuç çıkması zor.”

Ortadoğu’da yaşananlar bir savaştan fazlası. Yeni denklem, devletlerin dayanıklılığı üzerinden kuruluyor. Bölgesel krizler, iç yapısı güçlü olanları ayrıştırıyor. Türkiye bu ayrışmanın kritik eşiğinde.

Tahran, üstünlüğünü savaşmaya devam etmek için değil, zafer ilan etmek ve hem bu çatışmayı sona erdirecek hem de bir sonrakini önleyecek bir anlaşma yapmak için kullanmalıdır.

“İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı savaşın sahadaki askerî hamlelerle sınırlı kalmıyor. Tahran, çatışmayı Hürmüz’den Lübnan’a uzanan bir hatta yayarak enerji, ekonomi ve vekil güçler üzerinden çok yönlü bir strateji izliyor. Savaşın kısa vadede sona ermesi zor, tarafların hedefleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki makas ise giderek açılıyor.”

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.