Hakan Altınay uğradığı tüm haksızlığa, iki yaşındaki oğlundan, sevdiklerinden haksız bir şekilde koparılmasına rağmen, ‘adalet, dayanışma, vicdan, muhabbet’ demekten, bu toprakların vicdanına bel bağlamaktan geri durmuyor. Dört duvarın içinden selam vermeye, muhabbet etmeye devam ediyor. “Dünya adil bir yer ise bizim de erdemli olmamız çok zor değil. Lakin dünyada adaletsizlik egemen ise adaletsizlikten alacağımız payı […]

Siyasetteki değişim gücü, toplumsal değişim arzumuz ve tecrübelerimiz ile çok ilintili. Sorunlarımızı siyah-beyaz ayrımlar şeklinde değil tüm katmanlarıyla konuşabilmemiz, müzakere edebilmemiz, aynı fikirlerde olmasak bile eşitlik, adalet gibi temel ilkelerde uzlaşabilmemiz gerekiyor. Belki o zaman rehin siyasetinden de, fotoğraflı veya fotoğrafsız inşa edilen hiyerarşiden de kurtulma imkânımız olur. İktidar; dış güçler, stokçular ve daha nice […]

Enflasyon-faiz sarmalı içinde memleket felakete sürüklenirken, “nas var” deyip dünyanın en faizci uygulamalarını halka dayatırken, İslam’ın temel kaidelerine uyuyormuş gibi yapmanın neye tekabül ettiği üzerinde düşünmemek, başlı başına ontolojik-epistemolojik ve aksiyolojik bir problemdir. Bir varlık ve beka sorunudur. Milyonlarca insanı göz göre göre fakirleştirmek, bu fakirleştirmeye göz yummak, eleştirememek, yanlıştan dönmeyi salık vermektense “Az yesinler […]

Hukukun keyfiyetle intikam ve cezalandırma aracına dönüştüğü bir ortamı anlamlandırmak mağdurlar için olduğu kadar tanık olanlar için de kolay değil. Bazen terazi doğruyu gösteriyor ve hukukun içindekiler de yapılanı kabul edilemez buluyor. Ama bu adaletin tecelli edeceği konusunda umut oluşturamıyor, çünkü keyfiyet hukukunun olduğu yerde adaletten bahsetmek mümkün değil. Hafıza Merkezi’nin Gökçer Tahincioğlu editörlüğünde hazırladığı […]

Üzerinde bir toplumsal mutabakat sağlamadığımız, ideolojikleştirilmiş toplumsal mühendislik projelerinin anayasal koruma altına alınıp tartışma dışı bırakılması ve kanunların da bu dogmalaştırılmış alanı ceza-i müeyyidelerle korumaya araç kılınması hukukiliğin garantisi olmayı bırakın, sürekli adaletsizlik üretmeye matuftur. “İnsan Hakları” ve “Adalet” ile ilgili hem felsefe ve kelam hem de fıkıh ve hukuk alanlarında ciddi bir literatür söz […]

Anayasal Hukuk Devleti olmaktan uzaklaşarak ideoloji, dava, inanç, çağdaşlık, dindarlık, sekülerlik, vatanseverlik… gibi soyut kavramlarla “Kanun Devleti” olma yolunda yürümek, matah bir şey değildir. O zaman, toplumda “mafyalaşma”nın (yerine göre “cemaatleşme/FETÖ” olarak da okuyabilirsiniz) önü açılır. Siyaset ve Hukuk Siyaset, modern dönemlerde ve uluslararası düzlemde “realpolitik” veya Makyavelizm olarak “to be or not to be”, […]

Adalet bir zamanlar hem kişisel hem toplumsal ahlâkın merkezindeki erdem, insanın bütün davranışlarına yön veren temel ilke olarak görülüyordu. 18. yüzyılın sonlarından itibaren ise gitgide bireylerin erişim alanının dışına, ya siyâsî iktidarın ekonomiye müdahale kapasitesine, ya da modern hukukun bürokratik ve kurumsal mekanizmasına itilmiştir. El-Adl’den Pay Alan Bütüncül Adalet Aydınlanma öncesi Batı adalet tasavvuru, İslâm […]

İnfaz Yasa Tasarısı, başta tutuklu ve hükümlü ayırımı yaparak adalet anlayışını yaralarken; normalleşmeye, siyaset ve toplumun ihtiyacı olan helalleşmeye de engel oluşturuyor. Böylece kutuplaştırmaları engellemek yerine artırmaya zemin hazırlıyor. “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı ve kamuoyunda kısaca “İnfaz Yasası” olarak nitelenen taslağın ayrıntıları gün yüzüne […]

OHAL KHK’lerinin hukukiliği, başından bu yana hem anayasa ve iç hukuk, hem de uluslararası hukuk kriterleri açısından sorgulanırken, ortaya çıkardığı mağduriyetler ve maliyetlerle öngörülenin tersine sonuçlar doğurmaktadır. Olağanüstü Hâl (OHAL) uygulamaları ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK)’in siyaset, yargı, toplum, medya ve ekonomide açtığı yaralar üzerine konvansiyonel medya dışında çok şey yazılıp çizildi. OHAL ve KHK […]

Türkiye’nin zaman kaybetmeksizin yönelmesi gereken asıl hedef, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin esas alındığı, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunduğu, parlamentarizmin klasik modeline geçişi sağlayacak bir anayasa değişikliğini yürürlüğe koymaktır. Türkiye’nin son on yıla damgasını vuran en önemli meselesi, hukuk devletinden uzaklaşarak keyfîliğe yönelmek olmuştur. Böylece hak ve özgürlükler, anayasal güvencelerinden yoksun kalmış; toplumun hemen […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.