Devletin uluslararası polis (Europol) işbirliği yoluyla elde ettiği gizli istihbarat, örgüt liderlerine aktarıldı. Europol kaynaklı veri, sıradan bir teknik bilgi değildir. Bu tür veriler devletler arasında güven ilişkisine dayanır. Eğer o veri örgüte ulaşmışsa, bu yalnızca bir sızıntı değil, uluslararası güven zincirinde bir kırılma anlamına gelebilir.

Hukuk yoksa adalet, öngörülebilirlik, verimli yatırım, yeterli üretim yok, güvenilir ortam, umut yok! O yüzden, ülkenin en büyük sorununun adalet olduğunun farkında olan gençlerin alınlarından öpmek lazım. Bu ülkenin en baş sorunu adalet sorunudur, diğer tüm sorunların kaynağı onun yokluğudur.

Yapılması gereken açıktır ve çokça gecikmiştir: Anayasa Mahkemesi kararı derhal uygulanmalı, Tayfun Kahraman’ın tutukluluğu sona erdirilmeli ve sağlık ve yaşam hakkı güvence altına alınmalıdır.

Adalet, dostlar arasında paylaşılan bir ganimet değildir; milletin her ferdinin altında güvenle yaşayacağı ortak gökyüzüdür. Ve o gökyüzü çökerse, altında sadece “ötekiler” değil, ganimeti paylaşan “dostlar” da kalır.

Hukuk devletinde yargı, bağımsızlığını hesap verebilirlikle birlikte taşır; gücünü keyfîlikten değil, hukukun sınırlarından alır. Kimse hukuk önünde eşit olmadığını, kararların kişiye göre değişeceğini, adaletli olmayacağını kolay kolay düşünmez. Oysa bugün karşı karşıya kaldığımız örneklerde olduğu gibi, yargı ülkesinde ise bambaşka bir iklim var.

Çocukların suça sürüklenmesini, bir bebekten bir katil, hırsız veya gaspçı doğmasını önlemek ve bu çocukların yeniden suça yönelmelerinin önüne geçmek, eğitimden yerel yönetime, sosyal hizmetlerden istihdam politikalarına kadar çok paydaşlı, titiz ve koordineli bir sorumluluğu gerektiriyor. Koruyucu, destekleyici ve onarıcı yaklaşımların merkezde olduğu bütüncül bir sistem kurulmadıkça, tıkır tıkır işleyen bir çocuk adalet sisteminden söz etmek mümkün değil.

Birlikte kazan-kazan siyasetinin ülke kültürü ve şartları açısından imkânsız olduğunu ima eden tüm “realiteler” sahaya dökülmeye devam ediyor. “O ayrı, bu ayrı” anlayışındaki egoizm, cürümleri birikmiş belli sınıfların imkânlarını yitirme itirafının gölgesinde kendini açık ediyor.

Sıkıntılarını çektiğimiz adalet krizi artık yalnızca hukuk krizi değil, demokrasi ve ortak yaşam meselesi. Bu yüzden, ekonomik ve siyasi eşitsizliklerde olduğu gibi hukuki eşitsizliklerde de yeni bir Türkiye tahayyülü oluşturmak muhalefetin esas görevi olmalı. İstanbul’daki 1 Mayıs eylemlerine polis tarafından yapılan sert müdahaleyi gösteren fotoğraflar, birbiri ardınca sosyal medyada paylaşılmaya başlamıştı. Tam da o sırada, […]

Gelin, emanete kim hıyanet ediyorsa ortaya çıkaralım. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim çalıyorsa hukuk balyozunu eline indirelim. Garip gurebanın alın teriyle, hakkı hukukuyla kim oynuyorsa tepesine hep birlikte inelim, var mısınız?

Hollandalı iletişim bilimci Cees J. Hamelink’in İletişim ve İnsan Hakları kitabı, insan hakları rejiminin iletişim süreçleri ile nasıl bütünleştiğini, bu hakların günümüzde nasıl ihlal edildiğini örnekleriyle birlikte ele alırken, bu denklemde adil bir toplumsal düzenin nasıl inşa edileceğinin imkânlarını sorguluyor. İfade hürriyetinde diğer temel hakların çoğunda olduğu gibi ‘silüet baktığın yere göre değişir’ iklimine uygun […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.