Afrika açılımının 20. yılı vesilesiyle yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin tarihsel bağları bir nostalji unsuru olarak kullanmaktan öte kültürel yakınlık ve güven artırıcı bir araç olarak kullandığı vurgulanıyor. Osmanlı geçmişi, modern Türkiye diplomasisinde köklü bir hegemonya iddiası için değil, simbiyotik ve karşılıklı yarar temelinde bir ilişki inşası için referans niteliği taşıyor.

Afrika’da kalıcı etki oluşturmak isteyen her dış aktör, kıtanın çok katmanlı yapısını anlamak zorundadır. Başkentlerle kurulan ilişkiler önemlidir. Ancak yeterli değildir. Gerçek meşruiyet, halkla kurulan bağda ve yerel topluluklarla geliştirilen güven ilişkilerinde yatar.

Macron’un Kamerun açıklaması, Fransa’nın Afrika’daki geçmişini kabul etme çabasını yansıtıyor, ancak bu, derin bir özrün veya tazminatın yerini tutmuyor. Fransa, sömürgecilikten bu yana Afrika’yı ekonomik ve siyasi bir arka bahçe olarak gördü. Françafrique, CFA frangı ve askeri üslerle bu miras devam ediyor. Fransız şirketleri (TotalEnergies, Bolloré, Areva), kaynakları kontrol ederken, kalkınma yardımları yoksulluğu çözmüyor.

2024 yılında gösterime giren “Kuti” filmi, Nijeryalı efsanevi aktivist ve eğitimci Funmilayo Ransome-Kuti’yi merkezine alarak onun mücadeleci ruhunu ve Pan-Afrikanizm içindeki yerini yeniden gündeme getirmiştir. Kuti ve onun gibi kadın aktivistlerin mücadelesi, bugün de dünyanın dört bir yanında yankılanmaya devam etmektedir.

Irak ve Suriye’de aktifleştirilen IŞİD, sahip olduğu örgütlenme, iletişim ve söylem stratejilerini Afrika’ya taşıdı. Kısa süre içinde Somali, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mozambik, Libya, Büyük Sahra, Batı Afrika, Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelerde hem zemin kazandı hem de faaliyet göstermeye başladı. Irak’ta ortaya çıkan ve Suriye’de kendine alan bulan IŞİD’in Ortadoğu’da ‘yüklendiği’ misyonu […]

Dünyanın en genç nüfusuna ve zengin kaynaklara sahip Afrika için verilen mücadele, yalnızca siyasi, ekonomik ve askeri alanda gerçekleşmiyor. Sinema da politik bir araç olarak ülkelerin kıtaya yönelik bakışlarını resmetmelerine imkân sağlıyor. Birçok ülke, Afrika ülke ve halklarına ya da ötekine yönelik mesajlarını beyaz perdeden vermeye çalışıyor.

Libya’daki Merkez Bankası krizi, ülkenin yakın geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu anlamda Banka’nın farklı dinamiklerden bağımsız olarak özerkliğini koruması ve kriz ortamının yatıştırılması için atılacak adımlar, yalnız Libya’nın ekonomik ve siyasi istikrarı için değil aynı zamanda uluslararası enerji piyasası içinde kilit bir rol oynayabilir.

Türkiye’nin Afrika Boynuzu’na yönelik ilgisini enerji alanıyla sınırlandırmak mümkün değil. Son aylarda anlaşmazlık yaşayan Etiyopya ve Somali arasında yeni bir inisiyatif başlatan Ankara, komşu iki ülkeyi çatışmadan uzaklaştırmak için arabuluculuk yapıyor.

Sudan’da yaşanan kriz giderek derinleşme emareleri gösteriyor. Askeri-siyasi arenada Ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çekişme hız kesmeden sürerken insani alanda da büyük bir kriz söz konusu. 9 milyona yakın insan evinden barkından oldu. 45 dereceyi geçen sıcaklıklar insani krizi, susuzluğu ve açlığı daha da tırmandırıyor.

Sudan’daki savaşın, iki grup arasında yıllarca sürecek bir iç savaşa dönüşme olasılığı yüksek. Özellikle çözüm ihtimalinin zayıflaması, çözüme ilişkin adım atılamaması ve çözüm kapasitesine sahip aktörlerin devreye girmemesi nedeniyle bu olasılık güçleniyor. Afrika’nın büyük ülkelerinden birisi olan Sudan, bir yılı aşkın süredir iç savaşta. İç savaşın toplumsal, ekonomik ve bölgesel dinamikleri olmakla beraber, çatışma askeri […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.