Sudan’da yaşanan kriz giderek derinleşme emareleri gösteriyor. Askeri-siyasi arenada Ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çekişme hız kesmeden sürerken insani alanda da büyük bir kriz söz konusu. 9 milyona yakın insan evinden barkından oldu. 45 dereceyi geçen sıcaklıklar insani krizi, susuzluğu ve açlığı daha da tırmandırıyor.

Sudan’daki savaşın, iki grup arasında yıllarca sürecek bir iç savaşa dönüşme olasılığı yüksek. Özellikle çözüm ihtimalinin zayıflaması, çözüme ilişkin adım atılamaması ve çözüm kapasitesine sahip aktörlerin devreye girmemesi nedeniyle bu olasılık güçleniyor. Afrika’nın büyük ülkelerinden birisi olan Sudan, bir yılı aşkın süredir iç savaşta. İç savaşın toplumsal, ekonomik ve bölgesel dinamikleri olmakla beraber, çatışma askeri […]

Bütün kıtanın yardıma muhtaç olmadığını özellikle göz önünde bulundurmalıyız. Kıtanın farklı ülkelerinde farklı krizler yaşanıyor. Bazı bölgelerinde ise insani yardım gönderilecek çapta bir sorun bulunmuyor. İyi niyetle yola çıkan hayırseverlerin de bu yolda emek sarf eden STK’ların da ortaya koydukları olumluluklara gölge düşmemesi için ehliyet, liyakat ve denetimin sıkı tutulması şart.

Eskiden “Afrika Özgürlük Günü” ya da “Afrika Bağımsızlık Günü” gibi isimlerle kutlanan 25 Mayıs artık sadece “Afrika Günü” olarak kutlanmakta. Bu minvalde Afrika Günü’nde yapılan etkinlikler ve yayınlanan mesajlar, kamuoyunda Afrika’nın ve Afrikalıların başarı hikâyelerine odaklanarak olumsuz imajlar yerine daha pozitif bir imaj çizerek farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir.

Tarih boyunca denizde ve karada güç mücadelesine sahne olan Afrika Boynuzu, jeopolitik öneme sahip ve dış etkilere oldukça açık. Son dönemde gelişmelerin gölgesinde oluşan tablo ise adeta bölgede yeni bir denge arayışına işaret ediyor.

Sudan barış, istikrar ve büyüme dolu bir geleceği hak ediyor. Ama öncelikle, uluslararası ilgiyi hak ediyor. Sudanlılar daha iyi bir Sudan’ın hayalini kurduğu sürece, bu dava kaybedilmiş bir dava olmayacak.

Balkanlaşma, bir ülkenin küçük parçalara ayrılmasını ifade eden jeopolitik bir metafor. 2011 yılında Güney Sudan bölgesini kaybeden Sudan, şimdi kalan topraklar üzerinde egemenliğini yeniden tesis etmek ya da hazin bir Balkanlaşmaya maruz kalmak olasılıkları arasında duruyor.

Sömürgecilik ve emperyalizm gibi olguları tecrübe etmiş Afrika’dan insani trajedilere çok daha duyarlı güçlü bir sesin yükselmesi umulurken durum pek öyle değil. Lobilerle, çıkar grupları ve Siyonist propaganda mekanizmalarıyla çevrelenmiş Afrika’dan İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırılara yönelik büyük bir tepkinin doğmadığını görüyoruz.

Batı ile diğerleri arasındaki çekişmenin, generallerin birbiri ardına yönetime el koyduğu Sahel bölgesinde daha görünür hale gelmesi küresel sistemdeki dönüşüme dair ipuçları veriyor. AB ülkeleri, Fransa ve ABD bu bölgedeki güvenlik stratejilerini köklü bir şekilde değiştirme zorunluluğu hissediyor. Askeri yönetimlerin kalıcı hale gelmesi ve anayasal düzenden, demokrasiden uzaklaşılması ise diktatoryal rejimlere geri dönüşü çağrıştırıyor. Afrika […]

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.