Günümüzdeki akademisyenlerin sınıfsal yapısı önceki nesillerden farklı. Daha önce akademik hayata atılanların önemli bir kısmı aileden gelen birikimlere sahiplerdi ve geçim için maaşa bağlı değillerdi. Şimdi akademisyen sayısının artmasıyla birlikte sınıfsal yapı değişti, eskisi gibi “hobi” olarak hocalık yapanların sayısı azaldı. Bu açıdan daha kırılgan bir akademik sınıftan bahsedebiliriz; hem aileden getirdikleri birikimlerin neredeyse olmaması hem de düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmaları nedeniyle “çifte kırılganlık” söz konusu.

Eğitim politikalarını belirleme gücüne sahip yöneticilerin hep miladı kendilerinden başlatmaları, tarih ve eğitim tarihi bilgi ve birikimlerinin yetersiz olması, bu yüzden üretilen günübirlik politikalar ve zevahiri kurtarma çabası, geçmişte yapılanları bilmeyip tekrar aynı şeyleri yapma alışkanlığı maalesef bize çok pahalıya mal olmaktadır.

Akademik özgürlük, sadece üniversiteleri, öğretim üyelerini veya öğrencileri değil toplumun tümünü ilgilendiren bir meseledir. Demokratik değerlerin güçlü olduğu bir toplumda insan hak ve özgürlüklerine verilen değer artar; böylesi toplumlarda farklılıklar tehdit değil zenginlik olarak görülür ve ancak böylesi toplumlarda akademik özgürlük ilkesi gerçek anlamda var olabilir ve bilimsel gelişme yaşanabilir.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.