Erdoğan daha öncesinde ortaya atılan iddialar karşısında doğrunun ne olduğunu kendinden emin şekilde tane tane açıklardı. Çünkü ekonomi-politiğin namusunu, siyasetin ahlaki meşruiyetini sağlayan kadroları bu nitelikteydi. Oysa bugün açılan kara deliklerin mahiyetini bile sorumlu birkaç kişiden başkası bilmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeye dar gelecek bir elbise olduğu referandumdan yıllar evvel tartışılmaya başlanmıştı. Ama tam bir […]

Gerek içte ve gerek dışta kötüye gidişi tersine çevirmek adına Türkiye’nin kapsamlı bir reform programına ihtiyaç duyduğuna şüphe yok. Lakin iktidarın, bilhassa iktidarın büyük ortağı AK Parti’nin geçmişteki gibi reformist bir çizgiye dönmesini zorlaştıran yapısal sorunlar var. Türkiye’nin gündemine reform söyleminin geri gelmesini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktisadi ve hukuki reform vaadinde bulunmasını sağlayan üç önemli […]

Erdoğan için en makul çıkış yolu, asgari bir normalleşmeyi bile hayata geçiremediği bu iktidar denklemini bozmaktır. Bunun somut zemini, başkanlık sistemini ciddi bir reforma tabi tutmak veya parlamenter sisteme geçişi sağlamaktır. Berat Albayrak’ın istifa ettiği 8 Kasım’dan bu yana Türkiye -bir türlü anlamlı ve tutarlı bir eksene oturmayan- “reform” gündemiyle meşgul. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi yönetimindeki […]

Eğer Türkiye’de ekonomik göstergeler olumlu seyretse Cumhur İttifakı’nın parçası MHP Genel Başkanı Bahçeli, askıda ekmek kampanyası başlatır mıydı? Hadi diyelim ki başlattı, kimse itibar eder miydi? Tam tersine iki haftadır ülkenin gündemine oturan bu kampanya, ekonomik göstergelerin bırakın olumlu olmasını her geçen gün negatif yönlü seyrettiğinin işaretleriyle dolu bir ortamda karşılık buldu ve en azından […]

İhtiyacımız olan çağdaş siyasi ilkelere özcü-ahlaki ve sosyo-kültürel dönüşümü sağlayıcı itki, bunları destekleyecek ve tamamlayacak olan İslami-insani kavramların diriltici etkisi sayesinde oluşacaktır. Bugün fikir özgürlüğü, insan hakları, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, denetim, öngörülebilirlik ve ‘Adalet’e duyulan ihtiyaç kadar ‘İhsan’a, ‘Birr’e/İyiliğe, ‘İsar’a/Karşılıksız vermeye, ‘Merhamet’e, ‘Avf’a da yer verilmek seviyesine gelinecektir. Zor zamanlardan geçiyoruz. Hem dünya hem bölge […]

AK Parti bir siyasi daralma süreci yaşıyor. Eskiden olduğu gibi farklı ve geniş kesimlere hitap edebilme becerisini kaybediyor, giderek daha az ve daha dar bir kitleyi ikna edebiliyor. İstanbul Sözleşmesi etrafında koparılan fırtına ve buna verilen tepkiler, AK Parti’nin değişen sosyolojiye ayak uydurmadığını ve kendi tabanının hissiyatına yabancı kaldığını ortaya koyuyor. Her şeyden evvel, son […]

Türkiye’de iktidar olan her parti kurumsal, kökleşmiş ve müzmin vesayetlerin bütünüyle ortadan kaldırılması yerine, onların üstünün kazılması, törpülenmesiyle oluşan boşluklara kendi vesayetini yerleştirmiştir. Üstelik tuhaf biçimde, vesayeti yok etme sözü vererek gelen partilerin vesayetle boğuşmaları onun tamamen ortadan kaldırılıp ilanihaye feshiyle değil belki de ondan çok daha katılarının kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Anormal bir durum olmaz ve […]

Etiko-politik bir mucize olarak 15 Temmuz’a ihanet edilmesinin Türkiye’de çok ama gerçekten çok derin ve o kadar da ‘anlaşılır’ bir nedeni var: Halkın ortaklığını kabul etmek zorunda kalmak. Bu ülkede siyasal ve toplumsal rejim halkı ilgâ etmek üzere kurulmuş. İdeolojik pozisyonları nasıl ifade edilirse edilsin, muktedirler açısından, halkın ortaklığından, “ayakların baş olmasından” daha büyük bir […]

İktidar, kendi ideolojisinden kolaylıkla elde edemediği otoriterliği, radikal milliyetçi retoriklere atıfla temin etmeye çalışır. Burada aracılık yapan figür, muhafazakârlıktır. Siyasal İslamcılık ile radikal milliyetçilik arasında kalan muhafazakârlık, her ikisinin de otoriter, keskin ve dışlayıcı genlerini almakta ve politik bir mutasyon geçirmektedir. Kötülük Araçsaldır Özellikle Siyasette!   Güç ve iktidar mücadelesi veren kesim ve grupların rakiplerine […]

AK Parti’nin yirmi yıla yaklaşan iktidar serüveni ciddi sorunlarla karşı karşıya ve geleneksel sorun çözme yöntemlerini kullanarak bunların üstesinden gelebilecek gibi de durmuyor. Hiç kuşkusuz, dünya görüşlerinin ideolojilere, ideolojilerin siyasal partilere ircası düşünülemez. Ancak her dünya görüşünün -öyle ya da böyle- bir ideoloji kabına girdiği, her ideolojinin de kendini temsil noktasında bir siyasal söylem geliştirip […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.