Çin, Küresel Güney’deki ülkeleri kendisi ile ABD arasında bir seçim yapmaya zorlamadan kendisini güvenilir ve cazip bir seçenek haline getirmeye odaklanmış durumda. Buna karşılık ABD, kendisini daha iyi bir seçenek haline getirmek için gerçekten yatırım yapmadan onları iki seçenek arasında bir seçim yapmaya zorluyor.

Son dönemde Trump’ın Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşı gündemde. Bu savaşın temel gerekçesi, ABD’nin Çin ile ticaretinde her yıl yüz binlerce dolar açık vermesi. Savaşın ne kadar süreceğine ilişkin belirsizlik devam ederken, artan gümrük vergilerinin yükünü ABD vatandaşları çekiyor.

2023’te Delhi’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde duyurulan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesinin temel amaçları arasında Çin’in başlattığı Bir Kuşak Bir Yol projesinin etkinliğini ve Ortadoğu ülkeleri ile İsrail arasında yaşanan gerginlikleri azaltmak yer almaktadır. Ancak İsrail’in Gazze’deki katliamları, işgal ve yayılmacı siyaseti, projenin başarı sansını ortadan kaldırmıştır.

Çinliler, yeni hasımları ABD’nin müttefikindense Filistinlilere sempati duymaktan kendilerini alamıyorlar. Yahudilerin Gazze’de yaptıklarını Japonların İkinci Dünya Savaşı zamanında kendilerine yaptıklarıyla ne kadar benzediğini görüp mazlumla özdeşlik kuruyorlar ve bu özdeşim sosyal medyaya tahmin edileceğinden daha fazla yansıyor.

Hamas’ın 7 Ekim saldırısının Çin istihbaratınca da beklenmedik bir gelişme olarak karşılanmış olması kuvvetle muhtemel. Peki, şartları radikal biçimde değiştiren eylemi müteakip Çin’in meseleye yaklaşımının ana hatları nasıl tezahür etti?

Angajmanın son nefesini, Çin ve ABD’nin Paris İklim Anlaşması’nı desteklemek üzere işbirliği yaptığı 2015 yılında verdiğini söyleyebiliriz. Xi ve Obama ayrıca bir zirve düzenleyip siber casusluğu ticari amaçlarla kullanmama konusunda uzlaşmış olsa da Trump 2017’de göreve geldiğinde bu mutabakat kadük hale geldi.

2023 tecrübesi, 2024 için ekonomide daha temkinli ve daha iyimser senaryoların konuşulmasının önünü açarken, jeopolitik alanda risklerin oldukça yükseldiği bir gündemi öne çıkarıyor. Ancak küresel ekonomide büyüme dinamikleri hâlâ zayıflamaya devam ederken siyasal gerilim hatları negatif enerji biriktiriyor.

Çin’in 2013’te açıkladığı Kuşak-Yol Girişimi ertesinde dünya kamuoyunun dikkatini çeken bağlantılılık konusu, özellikle 2020’li yıllarla birlikte Batı’nın da gündeminde yer etmeye başladı. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı 2022’de başlattığı ikinci saldırı ertesinde giderek daha da boyutlandı. Bağlantılılık, bugün itibarıyla stratejik rekabetin temel öznelerinden biri oldu.

Artık bir ülke güvenlik konusunda ABD’nin yanında yer alırken, enerji konusunda Rusya’ya, ticaret konusunda da Çin’e yakınlaşabiliyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi gibi liderlerin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 78’inci oturumunda bulunmayışı, günümüzün sayısız jeopolitik sorununun altını çiziyor. Ukrayna savaşından yapay zekâ silahlanma yarışına kadar küresel manzara pek iç açıcı değil ve durum daha da kötü bir hale gelmek üzere. Eski bir Sovyet fıkrası vardır. Gazetecinin biri Komünist […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.