Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, onun sembolik yetkilere sahip tarafsız bir kişi olmasıyla bağdaşmaz. Çünkü halk tarafından seçilme, o kişiye güçlü bir demokratik meşruiyet sağlar; o takdirde kendisine niçin ancak sembolik yetkiler verildiği tartışılabilir. Keza halk tarafından seçilmek, zahmetli ve pahalı bir seçim kampanyasını, o da en az bir siyasi partinin örgütlü desteğini gerektirir ki, bu […]

Anayasa yapım sürecinin iki aşamalı olmasının sakıncası, demokratik hukuk devletine geçilmesi sürecinin gereksiz yere uzatılmış olmasıdır. Bu, toplumdaki belirsizlik duygusunu güçlendireceği gibi, iktidar ortağı partiler arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması riskini de arttıracaktır. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerini Cumhur İttifakı kazandığı takdirde, öngörülebilir gelecek için demokrasiye veda etmiş olacağımızda kuşku yoktur. Bu seçimlerden birini Cumhur […]

Türkiye’nin gerek tek-parti döneminde, gerek çok-partili hayatın bazı bölümlerinde dışlayıcı lâiklik uygulamalarına sahne olduğu bir gerçek olmakla beraber, son yirmi yılda pasif lâiklik yolunda önemli bir mesafenin alınmış olduğundan da kuşku duyulamaz. Halen muhalefet partilerinin hiçbiri, dışlayıcı lâiklik anlayışının savunucusu değildir. Son haftalarda lâiklik tartışmaları, siyaset gündemimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın […]

Cumhur İttifakı’nın toplam milletvekili sayısı, yeni bir anayasa önerisini referanduma sunmak için gerekli 360 sayısının çok altındadır. Bu sayıya ulaşmadan onu referanduma sunmak da, Anayasamıza göre mümkün değildir. İktidar bloku liderleri bu realiteyi elbette bildiklerine göre, böyle bir projeyi gündeme getirmelerindeki amaç ne olabilir? Bence bu amaç, seçmenin dikkatini yakıcı ekonomik sorunlardan ve yolsuzluk iddialarından […]

Altı muhalefet partisi arasındaki görüş birliği, sadece hükümet sistemi konusuyla da sınırlı değildir. Onun yanında, tam bağımsız yargı, hukuk devleti, temel hakların güçlendirilmesi, sosyal devlet politikalarına öncelik verilmesi, çevre hassasiyeti, kamu görevlerinde kayırmacılık ve nepotizmin kaldırılması, liyakat kriterine önem verilmesi; siyasetteki kavgacı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı üslubun fark edilerek, kucaklayıcı, eşitlikçi bir siyasi üslubun benimsenmesi gibi […]

Cumhur İttifakının yüzde 7’lik baraj üzerinde mutabık kalmasının anlamı nedir? İlk bakışta bu rakam, MHP’nin vücut ölçülerine göre dikilmiş bir elbise gibi görünmektedir. Barajın daha önceleri bazı AKP’li yetkililer tarafından telaffuz edilen yüzde 5’e indirilmemiş olmasının sebebi de siyasi görünmektedir. AKP’den en çok oy koparması beklenen Gelecek, Deva ve Saadet Partilerinin yüzde 5’i geçmeleri, yüzde […]

Sıradan insanların makro ekonomiden çok ev ekonomisiyle ilgili b/ilgileri vardır ve bu hesap filenin kaça dolduğu, tencerenin kaça kaynadığı ve en önemlisi ay sonunun getirilip getirilemediğiyle ilgilidir. Bu yüzden, Süleyman Demirel’in meşhur ifadesiyle “Tencerenin yıkamadığı iktidar yoktur” ve ebatları ya da içinde pişen ne olursa olsun nihaî kertede tencereler içinde en çok seçimleri kaynatırlar. Seçimleri […]

Cumhur İttifakı asla kalıcı hale getirilmemesi, süreli olması ve seçim süreçleriyle sınırlandırılması gereken bir ittifaktı. Yanlış tercihlerle ittifak siyasi bir niteliğe kavuşturularak kurumsallaştırıldı. Kurumsallaşan İttifak yanlış söylem ve politikalarla sürdürüldü. Bugün itibarıyla, İttifak Erdoğan’ın siyasi akıbetini tehdit eden en önemli dinamiğe dönüşmüş durumda. Cumhur İttifakı Türkiye’nin olağanüstü bir döneminde bireysel ihtiyaçlarını ülkenin siyasal iklimiyle örtüştürme […]

Beka düzeni çözülüyor. İktidar bu çözülüşü kabullenmeme veya alternatif bir rotaya yönelme sıkıntısı yaşadığı ölçüde sendeliyor. Nihayetinde, beka söylemi yapay ancak Türkiye’nin sorunları gerçek. Beka söylemi bu sorunların görünmesini erteleyebilir fakat onları çözemez. Muhalefet, sendeleyen iktidar karşısında güçlenme emareleri gösterirken, çözülen düzene alternatif bir düzen üretme kapasitesinden yoksun görünüyor. Bu da Türkiye’de iktidar kavgası ile […]

Son yıllarda somutlaşan ve temel ideolojik meselelerde yol haline gelen ‘suskunluğa’ dayalı siyaset tarzı, tek bir partinin meselesi değil. Bu durum muhafazakâr gelenekten ve çevreden gelen aktörlerin temel sorunu. Kimileri kendilerini ‘devletin sahibi’ gibi görüyor ve baskı uyguluyor, kimileri de gerekçeleri farklı olsa da, susuyor. 14 Temmuz 2020 tarihinde yayınlanan, “Aritmetiğin Siyaset Üzerindeki Vesayeti” başlıklı […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.