Enerji krizi ile kastedilen, genelde enerji (ham)maddelerinin yetersiz olmasıyla veya enerji fiyatlarının normal enflasyon oranlarının oldukça üzerinde seyretmesi ile ortaya çıkan ekonomik krizlerdir. Enerji güvenliği ise ülkeler için makroekonomik açıdan yaşamsal önemdedir. Burada sorulması gereken, kriz olasılığının hangi tedbirlerle önlenebileceği, kriz durumunda neler yapılabileceğidir.

Türkiye’nin iklim değişikliği ve enerji konusundaki hedeflerine nasıl ulaşacağı konusunda somut bir yol haritası yok. Avrupa’da sıfır-karbon hedefi bağlamında hızla terkedilmesi gereken kömür enerjisinde termik santrallerin geliştirildiği tek ülke de Türkiye. Böyle olunca sıfır-karbon hedefine ulaşmak güçleşiyor.

Rakamlar, karbonsuz-nükleersiz bir enerji dönüşümü için Türkiye’de (maddi) şartların var olduğunu; görece yüksek yenilenebilir enerji potansiyelimiz nedeniyle, Türkiye ve Almanya’nın aşağı-yukarı benzer olan (elektrik) enerjisi hedefine ülkemizin önümüzdeki yaklaşık 25 yıllık geçiş sürecinde -ev ödevlerini hakkıyla yerine getirmesi durumunda- rahatça ulaşabileceğini gösteriyor.

Almanya’da yenilenebilir enerjiler örneği, gelişme hikâyesi, alternatif rejeneratif kaynakların insanların her ay ödedikleri elektrik faturası üzerinden maddi olarak desteklenmesi ile gösterilen ekolojik hassasiyet, devletin herkesten toplanan bu destek-katılım paylarını rekabetçi olabilmeleri için yenilenebilir enerji sektörüne aktarması süreci, yeni enerji tekniklerinin nüvelenme aşamasından sonra insanlara temiz, ucuz ve ulaşılabilir enerji kaynakları olarak geri dönmesiyle sonuçlandı.

Enerjide Dönüşüm sadece yenilenebilir enerjilerle sınırlı olmayıp enerjinin ve hammaddenin etkin-verimli kullanımını da içerir. Pratikte bu, binaların daha iyi izolasyonu, enerji tasarruflu yeni üretim tekniklerinin ve aletlerin kullanılması, üretimin, ulaşımın, aydınlatmanın ve ısınmanın daha az enerji ile kotarılması, üretimde geri dönüşümlü hammadde oranlarının artırılması vs. gibi hayatın tüm alanlarını kapsar; bir yerde yaşamın yeni bir zeminde reorganizasyonu anlamına gelir.

Artan dünya nüfusu ile birlikte uzun vadede genel ekonomik büyüme beklentisinde, iklim dengesini tehdit eden karbon emisyonunun kontrol altına alınması zorunluluğu ve kimi ülkelerin enerji konusunda dışarıya bağımlılıklarını azaltma çabaları, geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlığı enerji kaynaklarını çeşitlendirmek üzerine yeni kaynaklar aramaya, yaratmaya yöneltti.

Hidrojen enerjisi, ülkelerin tek başına çözebilecekleri bir olgu olmaktan ziyade küresel işbirliğini gerektiriyor. Almanya örneğinde bu, iklim hedeflerine ulaşma yolunda şu an için -özellikle enerji yoğun sektörlerde- alternatifsiz görünen hidrojen enerjisi teknolojilerine yenilenebilir enerjileri yaygınlaştırarak yoğunlaşma ile uluslararası projeleri gündeme getiriyor.

Rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yaygın olarak kullanılan yenilenebilir kaynaklar kesintisiz enerji tedariki açısından sürdürebilir nitelikte olmadığından, küresel ısınmanın engellenmesi hedefiyle endüstrinin iklim-nötr transformasyonu bağlamında hidrojen enerjisinin önemi artıyor; hem (yenilenebilir) enerji kaynağı olarak hem de bir enerji taşıyıcısı niteliği ile depolama aracı olarak.

Dünyada küresel sorun olarak ortaya çıkan göç olgusuna temel olan açlık-az gelişmişlik ve savaş sorununun, su sorununun, bölgesel anlaşmazlıkların, otoriter rejimlerin panzehri, sürdürülebilir politikalarla sağlanacak ve herkes tarafından ulaşılabilir olacak ucuz ve temiz enerji kaynaklarıdır.

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.