Hepimizin “Açlık” çektiği alanlar, inanç haline getirdiğimiz kısır döngüler var ve buralardan elbirliğiyle çıkmak istiyorsak, evrensel normları, toplumsal empati hallerini, hakiki çoğulculuk iklimini kendi mahallerimize kendi dilimizle götürmek zorundayız. Hangi kesimden olursa olsun buna engel olmaya çalışan; jeopolitiğin getirdiği sorunları kaşıyıp resmî ideolojik hallerinden taviz vermeyen “şahinler”le ortak demokrasi ve hukuk bilinciyle mücadele etmek ve bunu ortak bir kimliksel şuura dönüştürmek kaçınılmazdır.

“Kendine demokratlık” ve “kendine hukuk” dışında bir çıkış yolu öneremeyen; önermeyi ‘zaaf, güç kaybı, aldanma, düşmana kolunu kaptırma’ olarak gören zihniyet kalıpları, bütün bir ülke insanının kazancının nerede olduğu üzerine düşünüp eylemezse, kendini bu minval üzere terbiye etmezse bataktan çıkmak mümkün olur mu?

‘Kanun Hükmü’ belgeseli etrafında yaşananların son yıllardaki ‘kültürel iktidar’ tartışmasıyla ilişkili bir boyutu da var kuşkusuz… İktidar, istenen değişimin kendiliğinden veya sivil entelektüel faaliyetleriyle oluşmadığını görerek bizzat duruma el koydu son yıllarda. Yerli-milli tanımı, makbul vatandaşlık nosyonu burada da geçerli tabii. Kanun Hükmü belgeselinin Antalya Film Festivali’nde “Ulusal Belgesel Yarışma” kategorisinde yer almasıyla birlikte yaşananlar, […]

Said Rustayi’nin uzun metrajlı üçüncü filmi olan Leyla’nın Kardeşleri; İran’ın sosyo-ekonomik panoramasını, yoksulluğu, aile içi çatışmaları, geleneği, ambargolar altındaki İran ekonomisinin kırılganlığını, kadın figürünün cesaretini ve özgürlüğünü orta sınıf bir aile üzerinden anlatıyor. “Nasıl düşüneceğin değil, ne düşüneceğin öğretildi sana.” – Leyla’nın Kardeşleri   İranlı genç yönetmen Said Rustayi’nin yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı Leyla’nın Kardeşleri […]

Yüzücüler filmi, bir Avrupa ülkesine sığınan mültecilerin aslında geçmişte de bir yaşantıları olduğunu, önceki hayatlarında değer buldukları becerilerini ortaya koymak için alan açıldığında neleri başarabileceklerini gösteriyor bize… Ve “affedersiniz mülteci” veya “mülteci, ama…” tanımlamalarının ne kadar yaralayıcı olduğunu anlıyoruz bir kez daha… “Her şeyin değişebileceğini sananlardanız, bekleyenlerden, umanlardan. Yeni bir adadan ya da gelmesi çok […]

“Babalar hep yarım kalır” ama babalar da evlatlarını yarım bırakır; bazen hayatlarıyla bazen ölümleriyle. Ya da Yusuf’un hikâyesinde olduğu gibi, hem hayatları hem de hem de ölümleriyle… Âşıklar Bayramı*, Kemal Varol’un Ucunda Ölüm Var ile başlayan üçlemesinin ikinci kitabı; üçlemenin son kitabı Babamın Bağlaması da kısa bir süre önce yayımlandı. Varol, Âşıklar Bayramı’nı babasını kaybettiği […]

Âşıklar Bayramı, bir kefâret hikâyesi olmayı başaramıyor, çünkü yanlış ve bu yanlışa kurban edilenler böyle bir hikâye için silik kalıyor. Eksiklik, babalıkta değil, bütün anlatılanlarda. Âşıklar Bayramı, Kemal Varol’un, aynı adlı romanından[1] sinemaya uyarlanmış bir film, yönetmen Özcan Alper senaryoyu romancıyla birlikte yazmış.[2] Özcan Alper’in ilk filmi, Sonbahar (2007) sol siyaset içerisinden gelen ve uzun […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.