Mevcut tablonun değişmesi için bir çok alanda olduğu gibi medya alanında da bütünlüklü bir reform ihtiyacı var. Çözüme giden yolda ilk sırada her alanda olduğu gibi demokratikleşme ve hukuk devletine dönüş yer alıyor.

Kardeşçe ve huzur içinde yaşamanın yolu “kol kırılsın yen içinde kalsın” değildir. Görünmez kılınan hiçbir yara zamanla iyileşmez, acılar hep teper. Sıkıntılı da olsa ilerlemenin yegane yolu yüzleşmektir. Ya da bile isteye kolu kırmamak. Ama iktidar, istediği zaman kol kırmanın, istediği zaman yara açmanın olduğu kadar “iyileşmenin” de kendi tekelinde olmasını istiyor.

Artık herkes hem bilgi üreticisi hem de potansiyel bir manipülatör. Bilgiye erişimin artışı, paradoksal biçimde hakikate ulaşmayı güçleştirdi. Sosyal medya algoritmaları, “dikkat çekici ve duygusal içerikleri” öne çıkararak gerçeği görünmez kılarken, bireyler yankı odalarında kendi inançlarının esiri hâline geliyor.

Devlete, onun imkânlarına ve dahi ötekine alan daraltmasına yaslanmayla yapılan üretimlerle kültürel iktidar ancak dönemlik elde edilir. Kalıcılıksa sözün, eylemin gücüne ve onu söyleyenin hakikatine bağlı. Geçtiğimiz haftalarda gündeme damgasını vuran konulardan biri, her seferinde başka bir vesileyle gündeme gelen ‘kültürel iktidar’ tartışmalarıydı. Gassal dizisiyle başlayan tartışma, dizi sektöründeki tekelleşme etrafındaki iddialarla büyüdü ve her […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.