ABD-İsrail saldırılarının ardından tırmanan bölgesel gerilim, Irak’ı çok boyutlu bir kırılganlığın eşiğine sürüklüyor. İran’a yakın milislerin sahaya inme ihtimali güvenlik riskini büyütürken, aylardır kurulamayan hükümet siyasi dayanıklılığı zayıflatıyor. Petrol gelirlerine bağımlı ekonomi ise olası bir Hürmüz senaryosunda ağır bir darbe alabilir. Irak için soru artık şu: Bu kriz atlatılabilir mi, yoksa ülke yeni bir vekil savaşın ana sahasına mı dönüşecek?

ABD işgali ardından ayağa kalkmaya çalışan ülkenin daha fazla parçalanmasına öncülük eden Nuri el-Maliki, başbakanlık makamına geri dönmeye çalışıyor. 2006-2014 arasında ülkeyi yöneten Maliki, mezhepçi megalomanisi yüzünden hayatını kaybeden yüz binlerce kişiyi aşağılayarak meydan okuyor. Siyasal sistemin, işgalin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen, aynı aktörler etrafında dönüp durması, yeni siyasal denge üretememesi ve her krizde geçmişin en sorunlu figürlerine başvurması bir patoloji.

Irak’ta İran yanlısı milis güçlerin devlet içindeki nüfuzu, milis-milis çatışmalarıyla görünür hale gelirken, bu durum kontrolsüzlüğün geldiği noktayı da ortaya koyuyor. Haşdi Şaabi’nin içindeki hizipleşmeler ve şahin grupların devlete karşı takındığı tavır, kurumsal reform ihtiyacını daha da yakıcı hale getiriyor.

Irak Kürdistan Bölgesi’nden Türkiye’ye petrol sevkiyatı 25 Mart 2023’te durdu ve yapılan tüm müzakerelere rağmen yeniden başlatılamadı. Irak Petrol Bakanı, 28 Şubat’ta Türkiye’ye petrol akışının birkaç saat içinde başlayacağını söylese de, o “birkaç saat” iki ayı geçti. Bu da meselenin sadece Erbil ile Bağdat arasındaki “petrol ve bütçe anlaşmazlığından” ibaret olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Gazze ile başlayan, Lübnan ve Suriye’de İran’ı etkisizleştiren dalganın son yıllarda olumlu dönüşüme giren Irak’a sirayeti, ABD’nin de kontrol edemeyeceği bir kaosa yol açabilir. Bu gerçeklik milislerin sistem içerisinde ehlileştirilmesini makul bir seçeneğe dönüştürüyor.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.