Türkiye modernleşmesi ilk yüzyılında laiklik ilkesini çözülemeyen bir sorun olarak yaşadı. İkinci yüzyıla girerken, bugünden ve dünden doğru dersleri alarak, bugünün ve dünün “ikili eleştirisi”ni demokrasi ve eşit vatandaşlık penceresinden eş zamanlı yaparak “demokratik ve özgürlükçü laiklik” ilkesini ortak payda olarak kabul etme gereksinimi içindeyiz. 2010 yılı.  Büyük ümitlerin, büyük insani trajediye dönüştüğü Arap Baharı’nın […]

Vicdanın asli özelliği olan “takva” yani tetikte ve teyakkuzda olma durumu terk edilince; “taklit” yani dogmatizm başlar. Taklit, Tanrı tarafından verilmiş hükümlerin, yapılmış tavsiyelerin ve tekliflerin gerekçelerinin, maksatlarının, anlamlarının, menatlarının terk edilmesi ve bunların cehaletle, kör-inanç ile veya samimiyetle tekrar edilmesinde ısrar ve inat etmektir. 1-Vicdanî Düşünme Dini İnsanın başıboş hayvansı yaşam tarzına, heva, haz, […]

Dinde ve dindarlıkta bireysel düşünme ve vicdan, Kur’an tarafından sürekli tavsiye edildiği halde; bunu terk ederek taklidi, dogmayı tekrarı ve geleneği –cahiliye Araplarındaki katı gelenekçi mantıkta olduğu gibi-  “sünnet” kavramı ile gelenekleştiren Sünniliktir. Bu hareketlerin her üçünün de katı-muhafazakâr ve gelenekçi oldukları su götürmez bir gerçektir. Şii “İmamet” doktrini/teolojisi, -Şah İsmail’in yenilgisinden sonra- yirminci yüzyılda […]

Bugün İslam dünyasında ve Türkiye’de mü’minlerin Tanrı ile olan ilişkilerinin “Takva” ilişkisi olmaktan çok, “Temsil” iddiası; devlet ile olan ilişkilerinin de ”Hukuk” ilişkisi olmaktan çok “Temellük” ilişkisi olduğu aleykelbeyan ve izahtan varestedir. Tanrı ile Temsil ve Takva İlişkileri   1. Temsil İlişkisi   Tanrı’nın mahiyeti, zâtiyeti, inniyeti varlıktan başka türlü/aşkın (Gayb) olduğu için; insan, duyu […]

İlim-hikmet ile iman arasında diyalektik bir ilişki söz konusudur. “İman”, asla kör, kesin, dogma, taklit, ezber, inanç değildir. Daima bir basiret, hikmet, ilim, tefekkür, huşu, haşyet, muhabbet, itminan tarafından öncelenir. -Hesabî değil-, hasbî ve muhasibi (eleştirel-critical) olmadan doğru iman teşekkül etmez. İki Genetik İnsanların, ilk-el olarak ve ilk etapta din-tanrı icat etmelerinin temel saiki, özü […]

İslam; Türkiye’de siyaset, iktisat ve hukuk (şeriat) alanlarında özünün içerdiği ve vadettiği adaleti-hidayeti-hizmeti-fazileti-selameti-refahı-hakkaniyeti pek aktüelleştiremiyor. Sebebi de gayet basit. Bir düşünce rönesansı, tecdidi, iman tazelemesi ve vicdan dirilmesinin henüz hâsıl olmaması. 1- Dinin Ocağı Din ocağını, peygamberler, Tanrıdan Vahiy çırası alarak insanların vicdan (Fuad-Lübb, Basiret, Ruh, Nur) yakıtı ile yakarlar. Ocak, insanların kalbidir. Yakıt vicdandır. […]

Macron’un mevcut önerisinin laiklik ile etkileyeceği insanlar arasında doğru dengeyi aynı anda bulması gerekecek. Ne yazık ki tartışma, Fransızlığın özü olan laiklik kavramı üzerine konuşmaya odaklanmak yerine şiddet olayları tarafından gasp edildi ve karikatürler ve kutsala küfretme hakkı üzerinden zıvanadan çıkmış bir söylemle birleşti. Geçtiğimiz ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İslami kurumları devletin himayesine katmayı, […]

Bugün artık hocalar, akademisyenler cemaatlerin baskısından korkmaya, endişe etmeye başladı. Cemaatlerin bir kısmı da artık meseleyi tam bir Hanbeli terörüne dönüştürmeye başladılar. Sosyal medyada, “Yakalayın öldürün”, “Katli vaciptir” ifadelerini kullanıyorlar. Bunları izliyoruz. Bu insanların böyle haykırması nasıl bir fikir özgürlüğü olabilir ki? Geldiğimiz nokta çok vahim. Geçtiğimiz günlerde Mustafa Öztürk’ün sınıf-ders ortamında yaptığı kamusal olmayan […]

En üst varlık mertebelerinden en alt seviyelere varıncaya kadar el-Hak’tan kaynaklanmış olan tüm ilkelerin birbirinden kopmaz biçimde irtibatlı olduğu bir nizam olarak  kavranan olgular ve normlar düzeni, şer’î (hukukî-ahlâkî) yasa anlayışını doğal hukuk ve hukuki pozitivizm ikileminin ötesinde tasavvur etmemizi gerektirir. Hak Kavramı İslâm ilimler literatürünün en zengin kavramlarından birisi “hak”tır. Hak mefhumunda bir yandan […]

12. yüzyıldan itibaren İslam coğrafyasında düşünce, büyük oranda fiziki ve toplumsal dış dünyadan bağlarını kopararak, doğadaki morfolojileri ve toplumsal formasyonları kavramayı-kavramlaştırmayı terk ederek; kitaplar-satırlar arasında geviş getiren/cepten yiyen  metafizik, mantık ve teoloji/teosofi olarak kalmıştır. Bu tarihlerden sonra, tek tük -İbn Haldun gibi- orijinal düşünürler çıkmış olsa da, hiçbiri genel gidişatı etkileyememiştir. Türkiye’nin Başına Gelenler veya […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.