Toplumumuzu, ne “mozaik” ne de “mermer” metaforları doğru olarak niteleyebilir. Madem burayı herkes için aynı sevimlilikte bir “vatan” yapamadık, o halde “bahçe” veya –köpek balıklarının etrafta cirit attığı bir okyanusta- “gemi” metaforları daha uygun ve doğrudur.

Kapalı kapılar ardında dizlerimizi dövmektense, sağlam, sağlıklı, yepyeni bir düşünce sistematiğiyle harekete geçme zamanı. Prangaları sorgulayabilelim ki insanlığın ortak akılla ürettiklerini görebilelim.

Türkiye’de bir kamusal hukuk ve ahlak düzeninin oluşmamasında ilk suçlanan kesim devlet yöneticileri ve siyasetçiler olmaktadır. Bu tavır, bir yönüyle anlaşılabilir. Sonuçta böyle bir değişimin yaşanabilmesi için siyasetçilerin kararlı ve taviz vermeyen adımlar atmaları ve kendilerinin topluma örnek olmaları öncelikle beklenir. Diğer yandan mesele sadece siyasetçilerin aldıkları kararlar ve yaptıkları kanunlardan ibaret değildir. Daha ötesinde, toplumsal gerçekliğin kendine göre direnme mekanizmaları söz konusudur.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.