Endülüs, Rönesans ve Viktorya, birbirini dışlayan değil; aynı sürecin tamamlayıcı halkalarıdır. Deney ve gözleme dayalı bilimsel düşünce gelişirken metafizik de bütünüyle dışlanmamış, varlık anlayışının bir parçası olarak tartışılmıştır.
Endülüs, Rönesans ve Viktorya, birbirini dışlayan değil; aynı sürecin tamamlayıcı halkalarıdır. Deney ve gözleme dayalı bilimsel düşünce gelişirken metafizik de bütünüyle dışlanmamış, varlık anlayışının bir parçası olarak tartışılmıştır.
Bir dönem ceberut devlet ve baskıcı rejimin tepeden inmeci uygulamalarını çağrıştıran Kemalizm, yeni dönem ve bilhassa AK Parti ve Silivri çağrışımlarıyla birlikte büyük bir dönüşüm geçiriyor. Bugün artık, bir dönem muhaliflerinin korkulu rüyası olan Bekir Ağa Bölüğü değil de Silivri konuşuluyor. Yeni denklemde AK Parti de artık içinden geldiği geniş toplum kesimlerinin kendisi olarak değil de ayrıcalıklı zümrelerin kendisi olarak görülmeye başlıyor.
Milliyetçilik form değiştiriyor. Bizim bildiğimiz milliyetçiliğin dışında, sosyal medyadan beslenen, Akçura’dan bile habersiz, milliyetçiliğin “şehirli” alanına temas etmemiş, motivasyonunu mülteci-yabancı karşıtlığından alan, 2000’lerdeki ABD yayılmacılığına karşı güçlenen ulusalcılıktan bile farklı olarak Avrupa’daki aşırı sağcı, popülist ulusalcılığa benzeyen bir milliyetçilik türü kitlelerce satın alınmaya başladı.
Post-Kemalizm, bir kalıntı olarak gördüğü Kemalizm’in bütüncül bir şekilde aşılmasını, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak savunmakta. Bunu yaparken, düzenin ana hatlarını, o kalıntı olarak gördüğü ilke ve yapının oluşturduğunu göz ardı etmekte. Etmeyi sürdürüyor da…
Hilafet meselesi Kemalist meydan okumanın konusu olmaktan çok daha önemli ve ciddi bir meseledir. 21’inci yüzyılda hilafetin uygulanabilirliği, hilafet kavramının reel-politik ile nasıl uyum sağlayabileceği ve bu konseptin Batı ve Doğu cephesi olarak ayrılmış dünyada yeni bir cephe ve mevzi oluşturup oluşturamayacağı gibi tartışmalar güncelliğini sürdürmektedir.
Altılı Masa dediğimiz koalisyonun büyük bir tarihi sorumluluk taşıdığı izahtan vareste. Ayrıca 2023 seçimlerinin Türkiye demokrasisinin ‘aleyhine’ bir milat olabileceği, iktidar blokunun kazanması durumunda mevcut otoriter rejimin giderek koyulaşacağı da keza öyle… Kemalizm, belirli bir coğrafyaya özgü bir kavram olmaktan çıkarak genişlemekte, giderek yeni anlam katmanlarına kavuşmaktadır. Anadolu coğrafyası için yıkıcı, tepeden inmeci, sekülerist (seküler […]
Atatürk’ün devlet tarafından dayatılan resmi bir kimlikten toplumsal tabanda üretilen bir kimliğe dönüşmesindeki temel faktör AK Parti iktidarıdır. Bir başka ifadeyle Atatürkçülüğe yönelişi hızlandıran en mühim unsur AK Parti’nin siyasi ve iktisadi alandaki tercihlerinden duyulan rahatsızlıktır. Türkiye’de son yıllarda görünürlüğünü ve etkisini her geçen gün daha fazla hissettiren bir Kemalist canlanış var. Bilhassa 10 Kasım […]
Atay’ın kitabı, nihayetinde bir propaganda kitabı idi. Ne var ki Türkiye’de eğitim müfredatındaki Atatürk anlatısı da üç aşağı beş yukarı bu minvaldedir. İnsanüstü bir şahsiyet olarak sunulması ve yasa ile korunma altına alınması, Atatürk hakkında doğru değerlendirme ve tartışmaların yapılmasını mümkün olmaktan çıkarıyor. Atay “Babanız Atatürk”ü yazdığında Cumhuriyet 22 yaşındaydı; bugün bir asrı devirmeye yaklaşıyor. […]
Kemalizmin gadrine uğramış, Komünist kimliğini şiirlerinde ve mahkeme savunmalarında ayan beyan ortaya koymuş bir şair, suçsuzluğunu ispat için suçlandığı fiilden çok neden Kemalizm’e, İnkılaplara, Türk Diline, Atatürk’ün eserlerine, mürteci ve vatan haini olmadığına dayanan bir argümanı kullanır? Yukarıda sayılan tüm bu değerlere kendisinin kalben inanmasının getirdiği bir hayal kırıklığından dolayı mıdır? Yoksa dönemin egemen kavram […]