Sürecin en kritik boyutlarından biri hiç kuşkusuz toplumsallaşmadır. Meseleyi yalnızca teknik ve kurumsal düzeyde ele almak yetmez; süreci toplumun tüm kesimlerine açık, şeffaf ve ikna edici bir biçimde anlatmak gerekir. Süreci destekleyenlerin güvenini pekiştirmek kadar karşı çıkanların kaygılarını anlamak ve gidermek de zorunludur.

Modern siyasal düşüncede meşruiyet, “zorun” değil, rızanın ve hukukun ürünüdür. Silahlı örgütler, kendilerini genellikle “hak mücadelesi”nin temsilcisi olarak sunarlar. Hak dediğimiz şey zorla dayatılarak değil, rıza ve hukuk zemininde anlam kazanır. Bu nedenle hak, silahın değil, kamusal mutabakatın alanına aittir. Silah, hak üretmez, sadece itaat üretir. İtaatin hâkim olduğu bir yerde ise özgürlükten değil, tahakkümden söz edilebilir.

Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili Meclis komisyonunun çokça beklenen raporu geçtiğimiz hafta çıktı. Komisyon sonuç olarak tavsiye verici bir makam niteliğindeydi. Toplum tespit değil aksiyon bekliyor. O açıdan bu sürecin ve raporun anlamlı hale gelebilmesi için iradenin yasal düzlemde devam etmesi gerekiyor.

Sürecin en kritik boyutlarından biri hiç kuşkusuz toplumsallaşmadır. Meseleyi yalnızca teknik ve kurumsal düzeyde ele almak yetmez; süreci toplumun tüm kesimlerine açık, şeffaf ve ikna edici bir biçimde anlatmak gerekir. Süreci destekleyenlerin güvenini pekiştirmek kadar karşı çıkanların kaygılarını anlamak ve gidermek de zorunludur.

Meclis’in “Terörsüz Türkiye” hedefiyle hazırladığı kritik rapor, siyasetin sınırlarını, devlet aklının reflekslerini ve toplumun beklentilerini aynı metinde buluşturuyor. Altan Tan ve Mustafa Ekici, “Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu” raporunu değerlendirdi.

Komisyonun önerdiği esas olarak bir silahsızlandırma ve entegrasyon yasasının çıkarılması. Başından beri duyurulduğu için sürpriz olmamakla beraber bu öneri “kök sebepler” denilerek işaret edilen Kürt meselesini, 50 sene süren silahlı faaliyetin ana sebebi olarak Kürt meselesinin çözümünü dışarıda bırakan bir çerçeve çiziyor.

Başından beri bu Komisyon’un sırtına iki vazife yüklenmişti: Birincisi, PKK’nin silah bırakmasının hukuki çerçevesini hazırlamak ve bu sürecin temel ilkelerini belirlemekti. İkincisi de, Türkiye’nin acil çözüm bekleyen hukuki ve siyasi sorunlarına ilişkin bir demokratikleşme perspektifi geliştirmek ve bu perspektifi Meclis’in ve iktidarın önüne koymaktı. Rapor, Komisyon’un bu iki görevini de yerine getirdiğini gösteriyor.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.